Takograf Var, Park Yok: Türkiye’de TIR Şoförleri Nerede Dinlenecek?
Türkiye’de ağır vasıta sürücülerinin çalışma ve dinlenme süreleri uzun yıllardır Avrupa ile uyumlu şekilde düzenlenmiş durumda. AETR anlaşması ve ulusal mevzuata göre sürücüler 4,5 saat sürüşten sonra en az 45 dakika mola vermek, günlük sürüşlerini 9 saat ile sınırlandırmak ve 24 saat içinde en az 11 saat dinlenmek zorunda.
- | Kamyonum
Takograf Var, Park Yok: Türkiye’de Şoförler Zorunlu Dinlenmeyi Nerede Yapacak?
Kâğıt üzerinde bakıldığında sistem son derece net:
Sürücü yorulmadan mola verecek, dinlenecek ve güvenli şekilde yola devam edecek.
Ancak Türkiye’de sahadaki gerçeklik çoğu zaman farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Çünkü sürücüye “dur ve dinlen” deniyor, fakat çoğu hatta durabileceği uygun ve güvenli park alanı bulunmuyor.
Türkiye’de lojistik sistem karayoluna aşırı bağımlı
Sorunun büyüklüğünü anlamak için önce Türkiye’nin taşımacılık yapısına bakmak gerekiyor.
Türkiye’de yurt içi yük taşımalarının yaklaşık %89’u karayoluyla gerçekleştiriliyor. Bu oran Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde.
Başka bir ifadeyle Türkiye’de lojistik sistemin ana omurgası:
kamyonlar ve TIR’lar.
Dolayısıyla sürücülerin dinlenme altyapısı yalnızca bir konfor meselesi değil; aynı zamanda
-
trafik güvenliği
-
lojistik verimlilik
-
teslimat süreleri
-
sürücü mesleğinin sürdürülebilirliği
gibi alanları doğrudan etkiliyor.
Türkiye’de dinlenme alanı sorunu özellikle bazı koridorlarda yoğunlaşıyor
Türkiye’de resmi olarak yayınlanmış detaylı bir ulusal TIR park kapasite haritası bulunmasa da trafik yoğunluğu, ihracat hatları ve lojistik merkezler incelendiğinde bazı güzergâhlar kritik risk alanları olarak öne çıkıyor.
1. Kapıkule – İstanbul – Kocaeli – Sakarya – Ankara koridoru
Bu hat Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ana lojistik arteridir.
-
Avrupa’dan gelen transit yükler
-
Marmara sanayi üretimi
-
liman bağlantıları
-
iç dağıtım trafiği
aynı hatta yoğunlaşır.
Kapıkule’den giren bir TIR çoğu zaman Marmara üretim havzası içinde birkaç farklı yük operasyonuna girer. Ancak bu koridorda büyük kapasiteli ve güvenli TIR parkları oldukça sınırlıdır.
Sonuç:
Şoförler çoğu zaman
sanayi bölgeleri, yol kenarları veya uygunsuz alanlarda mola vermek zorunda kalır.
2. Mersin – Adana – Gaziantep – Şanlıurfa hattı
Türkiye’nin en yoğun ihracat koridorlarından biri.
Bu aks:
-
Mersin limanı
-
Gaziantep sanayi üretimi
-
Orta Doğu ticareti
arasında bir lojistik omurga oluşturur.
TAG otoyolu üzerinde bazı tesisler bulunmasına rağmen ağır vasıta kapasitesi sınırlıdır.
Uzun yol şoförleri özellikle gece dinlenmesi için çoğu zaman güvenli park bulmakta zorlanır.
3. Şanlıurfa – Habur sınır hattı
Irak Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biridir.
Habur kapısına giden hat üzerinde:
-
çok yoğun TIR trafiği
-
sınır kapısı beklemeleri
-
konvoy hareketleri
görülür.
Bu bölgede modern ve güvenli TIR park alanlarının sınırlı olması yük güvenliği ve sürücü güvenliği açısından ciddi risk oluşturur.
4. İstanbul – Bursa – İzmir – Ege sanayi hattı
Türkiye’nin sanayi ve liman yoğunluğu en yüksek bölgelerinden biridir.
Bu hat üzerinde:
-
İstanbul limanları
-
Bursa otomotiv sanayi
-
İzmir limanları
-
Ege ihracat yükleri
yoğunlaşır.
Ancak otoyol servis alanlarının çoğu otomobil odaklı planlandığı için ağır vasıta park kapasitesi yeterli değildir.
Avrupa’da da sorun var, ama çözüm modeli kurulmuş durumda
Türkiye’deki durumun benzersiz olduğunu söylemek doğru olmaz.
Avrupa’da da kamyon park alanı açığı ciddi bir sorundur.
Avrupa Komisyonu çalışmalarına göre AB’de bugün:
yaklaşık 390 bin kamyon park yeri açığı bulunmaktadır.
2040 yılına kadar bu açığın 480 bin park yerine kadar çıkabileceği öngörülmektedir.
Ancak Avrupa bu sorunu artık sistematik şekilde ele alıyor.
Avrupa’nın çözüm modeli: Güvenli TIR park ağı
Avrupa Birliği son yıllarda SSTPA (Safe and Secure Truck Parking Areas) adı verilen yeni bir sistem kurdu.
Bu sistemde TIR parkları belirli standartlara göre sertifikalandırılıyor.
Park alanları dört seviyede sınıflandırılıyor:
-
Bronze
-
Silver
-
Gold
-
Platinum
Bu parkların sahip olması gereken bazı standartlar:
-
güvenlik kamera sistemi
-
aydınlatma
-
giriş kontrolü
-
duş ve tuvalet
-
restoran / dinlenme alanı
-
internet erişimi
-
yük güvenliği
Avrupa ulaştırma ağlarında bu parkların 50-150 km aralıklarla kurulması hedefleniyor.
Avrupa’da akıllı park sistemleri de kullanılıyor
Birçok ülkede sürücüler artık:
-
mobil uygulamalar
-
akıllı otoyol panelleri
-
park rezervasyon sistemleri
ile boş park alanlarını önceden görebiliyor.
Böylece şoför takograf süresi bitmeden önce planlı şekilde park yerine yönlendirilebiliyor.
Türkiye’de yeni bir politika ihtiyacı doğuyor
Türkiye’de son dönemde güvenli TIR park alanlarının artırılması konusunda kamu tarafında çalışmalar başlatılmış durumda.
Ancak sektörün büyüklüğü düşünüldüğünde mesele yalnızca birkaç park alanı yapmak değil.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey:
-
ulusal TIR park ağı planlaması
-
lojistik koridor bazlı yatırım
-
otoyol hizmet alanlarının yeniden tasarlanması
-
güvenli park standartlarının belirlenmesi
Başka bir ifadeyle mesele ulaştırma altyapısının yeni bir katmanı.
Asıl mesele: takografın uygulanabilirliği
Bugün Türkiye’de takograf denetimleri giderek sıkılaşıyor.
Fakat sürücüye:
“4,5 saat sonra dur”
denirken duracağı yer planlanmadığında sistem doğal olarak aksıyor.
Bu durumda sürücüler üç seçenek arasında kalıyor:
-
ceza riskini göze alıp sürmeye devam etmek
-
uygunsuz ve güvensiz yerde park etmek
-
teslimat planını bozmak
Bu üç seçenek de sağlıklı bir lojistik sistemi üretmez.
Türkiye lojistikte büyümek istiyorsa
Türkiye coğrafi olarak:
-
Avrupa
-
Orta Doğu
-
Kafkasya
-
Orta Asya
arasında doğal bir lojistik köprüsü.
Ancak bu rol yalnızca otoyol yapmakla kurulmaz.
Lojistik altyapı yalnızca:
-
liman
-
demiryolu
-
otoyol
değildir.
Aynı zamanda şoförün insanca dinlenebileceği altyapıdır.
Çünkü lojistik sistemin en kritik halkası hâlâ:
direksiyon başındaki insan.







YORUMLAR
Yorum Yap