






İran-İsrail çatışmasının küresel lojistik ağlarda “verimlilik” odaklı eski düzeni sarsarak yerine daha maliyetli, parçalı ve “güvenlik” odaklı yeni bir yapıyı gündeme getirdiğine dikkat çeken Ahmet Şahade, şu değerlendirmelerde bulundu;
“Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi hayati su yollarının yüksek riskli bölge ilan edilmesi, deniz taşımacılığını Ümit Burnu gibi çok daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendirdi. Hava sahası kısıtlamaları ise uçuş sürelerini uzatarak navlun fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Bu gelişmeler, ‘tam zamanında üretim’ modelini önemli ölçüde işlevsiz hale getirirken, şirketleri daha fazla stok tutmaya ve denizdeki belirsizlikten kaçınmak amacıyla Orta Koridor gibi kara ve demir yolu alternatiflerine yönelmeye zorladı. Sonuç olarak lojistik, yalnızca bir taşıma operasyonu olmaktan çıkarak; tedarik zincirlerinin üretim merkezlerini pazara daha yakın bölgelere kaydırdığı ve jeopolitik dayanıklılığın öncelik kazandığı kalıcı bir dönüşüm sürecine girmiş durumda.”
“Ucuz Lojistik Dönemi Geride Kaldı, Güvenli Lojistik Dönemine Geçildi”
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’in yalnızca birer su yolu olmanın ötesinde, dünya genelindeki enerji ve mal akışının adeta birer valfi konumunda olduğunu vurgulayan Şahade, Hürmüz’ün kapatılmasının yalnızca akaryakıt fiyatlarında artış anlamına gelmediğini ifade etti. Şahade; “Bu durum aynı zamanda Çin’deki bir fabrikanın üretim maliyetlerinin artması ve tüketicinin satın aldığı bir telefonun nakliye ücretinin iki katına çıkması anlamına geliyor. Dünya artık ‘ucuz lojistik’ dönemini geride bıraktı ve ‘güvenli lojistik’ dönemine geçti. Artık kimse ‘en ucuz rota hangisi?’ diye sormuyor; asıl soru ‘malım güvenli şekilde varış noktasına ulaşır mı?’ oluyor.” dedi.
“Şirketler Artık Tek Bir Rotaya Güvenmiyor”
Kızıldeniz’in riskli hale gelmesiyle birlikte gemilerin rotalarını Ümit Burnu’na çevirmek zorunda kaldığını belirten Şahade, bunun yaklaşık 15 günlük gecikmeye ve milyonlarca dolarlık ek yakıt maliyetine yol açtığını söyledi ve “Büyük şirketler artık tek bir rotaya güvenmiyor. Amazon, Apple ve otomotiv devleri gibi küresel firmalar, tedarik zincirlerinde alternatif planlar oluşturarak ‘B planım tren olsun, C planım ise kara yolu taşımacılığı olsun’ yaklaşımını benimsiyor.” ifadelerine yer verdi.
“Kara Yoluna Belirgin Bir Yönelim Var”
Ülkeler arasında yaşanan gerilimler ve bu gerilimlerin beraberinde getirdiği riskler dikkate alındığında, deniz taşımacılığına alternatif olarak kara yoluna belirgin bir yönelim olduğunu ifade eden Şahade, sözlerini şöyle sürdürdü; “Özellikle Çin–Avrupa hattında demir yolu taşımacılığı ile Türkiye üzerinden geçen kara yolu taşımacılığı, denizdeki belirsizlikten kaçınmak isteyenler için adeta ‘altın rota’ haline geldi.”
“Türkiye Süreci İyi Yönetebilirse, Dev Bir Dağıtım Merkezi Haline Gelebilir”
Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu dikkate alındığında adeta “bıçak sırtı” bir dengede bulunduğunu ifade eden Şahade, buna karşın fırsat tarafının daha ağır bastığını kaydetti. Konuya ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak şu ifadelere yer verdi; “Risk tarafında İran’la sınır komşusu olmamız bulunuyor. Olası bir sıcak çatışma, ticareti bıçak gibi keser ve enerji hatlarını, özellikle doğalgaz akışını tehlikeye atar. Fırsat tarafında ise Kuzey’de savaş var, Güney’de savaş var. Geriye tek bir güvenli hat kalıyor: Orta Koridor. Türkiye bu hattın kapısı. Eğer bu süreci iyi yönetebilirse, yalnızca bir geçiş yolu değil, aynı zamanda dev bir dağıtım merkezi haline gelebilir.”
“Türkiye’nin Yoğun Bir Çaba Göstermesi Gerekiyor”
Türkiye’nin bu süreci avantaja çevirebileceğini ancak bunun için yoğun bir çaba gerektiğini vurgulayan Şahade; “Limanlarımızı, özellikle Filyos, Mersin ve Çandarlı hızlı tren hatlarıyla bağlamalıyız. Gümrüklerdeki eski usul beklemeleri sona erdirerek dijital koridorlar oluşturmalıyız. Ayrıca lojistik sektörünün dayanıklılığını artırmak için multimodal taşımacılık sistemini mükemmelleştirmemiz gerekiyor.” dedi.
“Tedarik Zincirlerinde ‘En Verimli’ Değil, ‘En Dayanıklı’ Yapı Tercih Ediliyor”
Savaşlar sona erse dahi hiçbir şeyin eski haline dönmeyeceğini ifade eden Şahade, “Artık dev markalar üretimi yalnızca Çin’de gerçekleştirmek yerine, ‘bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı Polonya’da olsun’ yaklaşımını benimsiyor.” dedi. Tedarik zincirlerinde artık “en verimli” modelin değil, “en dayanıklı” yapının tercih edildiğine dikkat çeken Şahade, bunun Türkiye gibi stratejik konuma sahip ülkeler için tarihi bir şans olduğunun altını çizdi.
Son olarak dünya lojistiğinin şu anda fırtınalı bir denizde güvenli bir liman aradığını ifade eden Şahade, “Türkiye o liman olmaya aday. Ancak bunun için altyapı ve dijitalleşme başta olmak üzere ödevlerimizi hızlı bir şekilde tamamlamamız gerekiyor.” dedi.
Özel Haber/Öykü İmset
![]() |
![]() |
|||||
|
||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |





