






ARAÇ MUAYENE SİSTEMİ MASADA
MEVCUT SİSTEM: BAŞLANGIÇ AMACINDAN UZAKLAŞTI
Araç muayene sisteminin 2004 yılında kamusal bir hizmet alanında özelleştirme modeliyle hayata geçirildiğini hatırlatan Çevik, bu sürecin temel amacının gereksiz yatırımları önlemek olduğunu belirtiyor. Ancak bu modelin sağlıklı şekilde anlatılamadığını ve Makine Mühendisleri Odası’nın konuyu yargıya taşıdığını, 2007 yılında alınan karar sonrası sistemin uygulamaya geçtiğini ifade ediyor.
Bugün gelinen noktada ise özellikle yüklü ticari araç testlerine uygun ekipmanların seçilmemiş olması ve bu testlerin uygulanmaması önemli bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Kusur tablosunun başlangıçta AB ile uyumlu hazırlandığını ancak sonrasında AB mevzuatlarının ne yayınlandığını ne de uygulandığını vurguluyor.
AB İLE UYUMDA GERİDE KALINDI
Türkiye’de halen 96/96 EC direktifinin uygulandığını belirten Çevik, Avrupa Birliği’nin 2018 itibarıyla 2014/45 EC düzenlemesine geçtiğini ancak bu düzenlemenin Türkiye’de yürürlüğe alınmadığını ifade ediyor.
Ayrıca GSR1 ve GSR2 kapsamındaki genel güvenlik mevzuatlarının da sistem dışında kaldığını, ESP, AEBS, LDW, ASR, TPMS ve eCall gibi kritik sistemlerin muayene kapsamında kontrol edilemediğini belirtiyor.
ÜCRETLER YÜKSEK, KAPSAM TARTIŞMALI
Muayene süreçlerine yönelik eleştirilerin başında ücretlerin geldiğini ifade eden Çevik, yapılan kontrollerin kapsamına kıyasla ücretlerin yüksek bulunduğunu aktarıyor.
Kısa sürede tamamlanan işlemler nedeniyle “bu sürede ne kontrol ediliyor?” sorusunun sektör içinde sıkça dile getirildiğini belirtiyor. Özellikle ticari araç tarafında yüksek ücretler ve kredi kartı komisyonu uygulaması eleştiriliyor.
AĞIR VASITA: AVRUPA’YA GÖRE DAHA PAHALI, DAHA SINIRLI
Ağır vasıtaların karayolu güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Çevik, Avrupa ile yapılan karşılaştırmada önemli farklar bulunduğunu ifade ediyor.
AB ülkelerinde ticari araçların yılda üç kez “SP” kapsamında sök-tak kontrollerden geçtiğini, İngiltere ve Fransa’da ise filo mühendisliği uygulamalarıyla en az altı ayda bir kapsamlı denetim yapıldığını belirtiyor.
Türkiye’de ise hem ücretlerin daha yüksek hem de test kapsamının yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.
LOJİSTİK SEKTÖRÜ İÇİN GÖRÜNMEYEN MALİYET
Araç muayenesinin lojistik sektörü açısından önemli bir maliyet kalemi olduğunu vurgulayan Çevik, bunu “görünmeyen gider” olarak tanımlıyor.
Muayene süreçlerinde yaşanan bekleme sürelerinin ciddi operasyonel kayıplara yol açtığını, bir günlük zaman kaybının dahi sektör için önemli etkiler yarattığını belirtiyor.
Bu noktada gece muayenesi gibi esnek uygulamaların sektöre destek sağlayabileceğini ifade ediyor.
REFORM ŞART: DAHA ŞEFFAF VE REKABETÇİ MODEL
Mevcut sistemin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Çevik, araç muayenesinin kamusal bir hizmet olduğunu ve bu nedenle daha etkin bir modelle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
AB ile uyumlu, kaliteli ve istasyonlar arasında rekabete açık bir sistemin hem karayolu güvenliğini artıracağını hem de kullanıcılar tarafından daha fazla kabul göreceğini ifade ediyor.
“HIZLI, BASİT VE UCUZ” SİSTEM MÜMKÜN MÜ?
Çevik’e göre bu ancak AB ile tam uyumlu bir sistemle mümkün.
Almanya’daki sök-tak kontroller ve Fransa ile İngiltere’de uygulanan filo mühendisliği modellerinin hem maliyet-fayda dengesini iyileştirdiğini hem de güvenliği artırdığını belirtiyor.
Türkiye’de milyon kişi başına trafik ölüm oranının 74, Almanya’da ise 34 olduğunu hatırlatarak, bu farkın sistemsel yaklaşımın sonuçlarını açıkça ortaya koyduğunu ifade ediyor.
DİJİTALLEŞME YETERSİZ
Mevcut sistemde dijitalleşmenin büyük ölçüde randevu işlemleriyle sınırlı kaldığını belirten Çevik, dijitalleşmenin sağladığı faydanın bu seviyede kalmasının yeterli olmadığını ifade ediyor.
Veri analizi, teknik izleme ve denetim süreçlerinde çok daha ileri uygulamaların mümkün olduğunu vurguluyor.
DENETİM VE HİZMET KALİTESİ BİRBİRİNDEN AYRILMAZ
Denetim kalitesi ile hizmet kalitesinin birbirine bağlı olduğunu belirten Çevik, Avrupa’da CITA, DG MOVE, DVSA ve UTAC gibi kuruluşların bu süreci sürekli denetlediğini ifade ediyor.
Türkiye’de ise bu tür kapsamlı denetim mekanizmalarının bulunmadığını ve kusur tablosunun dahi 2021’den bu yana güncellenmediğini belirtiyor.
2027 SONRASI: “TURKA” MODELİ BELİRSİZLİK TAŞIYOR
2027 itibarıyla devreye girmesi beklenen Turka modeline ilişkin değerlendirmelerinde Çevik, sistemin küresel standartlara uygun olacağının ifade edildiğini ancak hangi mevzuat ve teknik çerçevede hizmet vereceğinin kamuoyuna açıklanmadığını belirtiyor.
Yeni yapının kamu denetimi altında olacağını, denetim ve gözetim görevlerinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda bulunacağını ifade ediyor.
Ancak sistemin rekabete açık bir yapı sunmadığını ve tekel niteliğinin devam edebileceğini vurguluyor.
Filolar açısından maliyet avantajı yaratmasının da beklenmediğini belirtiyor.
AVRUPA’DA KAPSAM DAHA GENİŞ VE DERİN
Avrupa’da araç muayene sistemlerinin çok daha kapsamlı olduğunu belirten Çevik, Almanya’da SP sök-tak kontroller, Fransa ve İngiltere’de filo mühendisliği uygulamalarının yaygın olduğunu ifade ediyor.
Yüklü fren testleri, park freni kontrolleri, OBD üzerinden GSR1 ve GSR2 sistemlerinin denetlenmesi ve egzoz emisyonlarının ölçümü gibi kapsamlı testlerin uygulandığını belirtiyor.
Ayrıca eğitimli personel ve gelişmiş ekipman kullanımıyla 45 dakikaya kadar uzayan yol testlerinin gerçekleştirildiğini ifade ediyor.
TRAFİK GÜVENLİĞİNDE KRİTİK EKSİKLER
Araç muayene sisteminin trafik güvenliği üzerindeki etkisine dikkat çeken Çevik, birçok kritik kontrolün yapılmadığını belirtiyor.
Yüklü fren testlerinin yapılmaması, takograf ve hız limitörü denetimlerinin yetersizliği, AdBlue emülatörü kullanımı, yangın önleme ekipmanlarının kontrol edilmemesi ve hatalı elektrik müdahalelerinin tespit edilememesi gibi eksikliklerin kazalarda önemli rol oynadığını ifade ediyor.
2024 yılında trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının 6.352’ye ulaştığını ve bunun 2022’ye göre %21 artış anlamına geldiğini hatırlatarak, Türkiye’nin milyon kişi başına 74 ölüm oranıyla Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu belirtiyor.
GELECEK: YAPAY ZEKA VE YENİ NESİL DENETİM
Araç muayenesinde yapay zekâ ve otomasyonun kaçınılmaz olduğunu belirten Çevik, özellikle elektrikli, hibrit ve otonom araçlarla birlikte yeni bir denetim dönemine girileceğini ifade ediyor.
Araçların hareket halindeyken izlenebildiği, emisyonların anlık takip edilebildiği ve uzaktan kontrol sistemlerinin devreye girdiği bir yapının gelişeceğini öngörüyor.
Ancak mevcut yönetmelik, ekipman ve insan kaynağının bu dönüşüm için yeterli olmadığını da vurguluyor.
SONUÇ: GÜVENLİK YETERSİZ, MALİYET YÜKSEK
Genel değerlendirmesinde mevcut sistemin hem güvenlik açısından yetersiz hem de maliyet açısından yüksek olduğunu belirten Çevik, araç muayenesinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak mevcut haliyle de yeterli olmadığını ifade ediyor.
Yeni dönemin bir devrim olmayacağını, ancak mevcut sistemden daha geriye gidilmeyeceğini düşündüğünü belirtiyor.
En ideal modelin ise açık:
AB mevzuatına tam uyumlu,
eğitimli personelle yürütülen,
doğru ekipman kullanılan,
şeffaf ve denetlenen,
tüketici dostu ve makul maliyetli bir araç muayene sistemi.
![]() |
![]() |
|||||
|
||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |





