Türkiye-Afrika Ticaretinde Lojistik Fırsatlar Büyüyor: Hangi Rotalar Öne Çıkıyor?
Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacminin 2003’te 5,4 milyar dolar seviyesinden 2024’te 37 milyar doların üzerine çıkması, iki bölge arasındaki lojistik hareketliliği de artırıyor. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, Afrika’ya ihracatta yalnızca navlun fiyatına değil; rota, aktarma, gümrük, yerel dağıtım ve toplam teslim süresine birlikte bakılması gerektiğini vurguluyor.
- | Kamyonum
Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi, lojistiği iki bölge arasındaki ticaretin kritik unsurlarından biri haline getiriyor.
Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye'nin Afrika kıtasıyla ticaret hacmi 2003 yılında 5,4 milyar dolar seviyesindeyken, 2024 yılında 37 milyar doların üzerine çıktı.
Artan yük hareketi, ihracatçılar açısından yeni pazar fırsatları yaratırken liman bağlantıları, aktarma noktaları, gümrük işlemleri ve son kilometre teslimatının daha ayrıntılı planlanmasını da gerekli hale getiriyor.
Ticaret büyüdükçe lojistik ihtiyacı çeşitleniyor
Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, Türkiye-Afrika hattındaki gelişmeleri forwarder perspektifinden değerlendirdi.
Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, Afrika kıtasının farklı ticaret koridorlarında transit sürelerin, servis sıklığının ve yerel operasyon şartlarının önemli ölçüde değişebildiğine dikkat çekti.
Demircan'a göre ihracatçıların lojistik planlamayı satış tamamlandıktan sonra değil, hedef pazar belirlenirken yapması gerekiyor.
“Afrika pazarına açılan bir firma için fırsat yalnızca yeni bir müşteriye ulaşmak değil, o müşteriye öngörülebilir bir teslimat sunmaktır. Aynı kıtadaki iki ülkeye benzer ürün gönderiliyor olsa bile servis sıklığı, aktarma ve iç taşıma koşulları birbirinden farklı olabilir.”
Her yük için aynı taşıma modeli uygun değil
Türkiye-Afrika ticaretindeki büyüme, düzenli denizyolu seferlerinin yanı sıra parsiyel taşımacılık, konsolidasyon, proje taşımaları ve varış ülkesindeki dağıtım hizmetlerine yönelik talebi de artırıyor.
İnşaat malzemeleri, makine ve ekipman, gıda ve tüketim ürünleri gibi farklı yük grupları için aynı lojistik modelin uygulanması mümkün olmayabiliyor.
Büyük hacimli yüklerde konteyner veya proje taşımacılığı öne çıkarken, yeni bir pazara daha düşük hacimlerle giren şirketler açısından parsiyel sevkiyat ve düzenli konsolidasyon alternatif oluşturabiliyor.
Bu nedenle yük türünün, teslim tarihinin ve nihai varış noktasının sevkiyat öncesinde belirlenmesi toplam lojistik maliyetinin hesaplanmasında önem taşıyor.
Kuzey Afrika ile Sahra Altı Afrika aynı değil
Afrika taşımalarında rota planlaması bölgelere göre önemli farklılıklar gösteriyor.
Kuzey Afrika bağlantılarında Akdeniz üzerinden gerçekleştirilen denizyolu servisleri coğrafi yakınlık avantajı sağlarken, Batı ve Doğu Afrika'ya yapılan sevkiyatlarda aktarma limanları, gemi programları ve limandan iç bölgelere ulaşım toplam transit süresini daha fazla etkileyebiliyor.
Bu nedenle bütün kıta için tek bir “Afrika navlunu” veya standart teslim süresinden söz etmek güçleşiyor.
Özellikle denize kıyısı olmayan veya limandan uzak noktalara yapılan teslimatlarda liman sonrası kara taşımacılığı, gümrük işlemleri ve yerel lojistik ortağının kapasitesi kritik hale geliyor.
En düşük navlun her zaman en düşük maliyet anlamına gelmiyor
Ali Demircan, ihracatçıların yalnızca ilk navlun teklifine bakarak karar vermesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.
“Denizyolundaki ilk fiyat tek başına doğru karar için yeterli değil. Uygun görünen bir sefer, ek aktarma veya uzun liman beklemesi nedeniyle toplam teslim süresini ve maliyeti artırabilir.”
Demircan, özellikle Afrika'nın iç bölgelerine yönelik sevkiyatlarda çıkış limanından alıcının adresine kadar bütün lojistik zincirin daha yük yola çıkmadan planlanması gerektiğini belirtiyor.
Dokümantasyon maliyeti ve teslim süresini etkileyebilir
Afrika ülkelerinin ithalat prosedürleri ülkeye ve ürün grubuna göre farklılık gösterebiliyor.
Menşe belgeleri, uygunluk belgeleri, ürün kayıtları, ithalat izinleri ve etiketleme şartlarının sevkiyat öncesinde kontrol edilmesi; liman beklemeleri ve beklenmeyen ilave maliyetlerin önlenmesi açısından önem taşıyor.
Teslim şekli, sigorta kapsamı ve varış noktasındaki sorumlulukların da ticari sözleşmede açık biçimde belirlenmesi gerekiyor.
AfCFTA yeni dağıtım modellerini gündeme getiriyor
Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA), Afrika ülkeleri arasındaki ticaretin artırılmasını hedefliyor.
Kıta içi ticaret bağlantılarının gelişmesi, Afrika'ya ihracat yapan Türk şirketleri açısından bölgesel dağıtım merkezleri, konsolidasyon noktaları ve yerel depolama gibi yeni lojistik modelleri gündeme getirebilir.
Ancak AfCFTA kapsamındaki tercihli ticaret koşullarının Türkiye'den ihraç edilen ürünlere otomatik olarak uygulanmadığının dikkate alınması gerekiyor. İthalat şartları, ürünün menşei ve ilgili ülkenin mevzuatı ayrıca değerlendirilmek zorunda.
“Lojistik planı pazar stratejisinin parçası olmalı”
Ali Demircan, Türkiye-Afrika ticaretindeki büyümenin sürdürülebilir hale gelmesi için rota planlaması, dokümantasyon ve yerel operasyon ağının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Pazara özel rota planı, doğru dokümantasyon ve güvenilir yerel iş ortağı birlikte çalıştığında ihracatçı hem süreyi hem de toplam maliyeti daha iyi yönetebilir.”
Lanes Lojistik; denizyolu, havayolu ve gerektiğinde çok modlu taşımacılık seçeneklerini yükün özelliklerine göre değerlendirerek Türkiye-Afrika hattındaki operasyonlara yönelik lojistik çözümler sunuyor.








YORUMLAR
Yorum Yap