KÜRESEL LOJİSTİK ARAŞTIRMASINDAN ÇARPICI SONUÇLAR
Kühne Logistics University ve Kuehne Climate Center tarafından 64 ülkeden 1.085 lojistik profesyonelinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, sektörün geleceğine ilişkin önemli riskleri ortaya koydu. Katılımcıların %83'ü iklim değişikliğinin lojistik ağlarının köklü biçimde yeniden tasarlanmasını gerektireceğini düşünürken, yalnızca %45'i mevcut uyum çalışmalarını gelecek yıllar için yeterli buluyor.
- | Kamyonum
Araştırmaya göre aşırı sıcaklar, tüm bölgelerde ve taşıma türlerinde en önemli iklim risklerinden biri olarak öne çıkıyor
Lojistik sektörünün geleceği 64 ülkede araştırıldı
Dünya lojistik sektörü, iklim değişikliği, yeni teknolojiler, altyapı yatırımları ve sürdürülebilir taşımacılığa geçişin yarattığı zorluklarla karşı karşıya. Uluslararası ölçekte gerçekleştirilen yeni bir araştırma, sektör profesyonellerinin bu dönüşümün gerekliliğini kabul ettiğini ancak mevcut hazırlıkları yeterli görmediğini ortaya koydu.
Kühne Logistics University (KLU) ve Kuehne Climate Center (KCC) tarafından hazırlanan ilk Global Sustainable Logistics Survey (GSLS) raporu, 5 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı.
64 ülkeden 1.085 lojistik profesyonelinin yanıtlarına dayanan çalışma, lojistik hizmet sağlayıcıları ile müşterilerinin sürdürülebilirlik uygulamalarına yaklaşımını, sektördeki yetkinlik eksikliklerini ve iklim risklerine karşı hazırlık düzeyini inceliyor.
Araştırma, Birleşmiş Milletler'in 2026–2035 Sürdürülebilir Taşımacılık On Yılı boyunca sektördeki gelişmeleri takip etmek için oluşturulan ilk küresel referans çalışması niteliğinde.
Sektörün %83'ü lojistik ağlarının yeniden tasarlanacağını düşünüyor
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, iklim değişikliğinin lojistik sistemleri üzerindeki gelecekteki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde ortaya çıktı.
Katılımcıların %83'ü, iklim değişikliğine uyum sağlamak için lojistik ağlarının temelinden yeniden tasarlanması gerekeceğini düşünüyor.
Buna karşılık mevcut iklim uyum çalışmalarını öngörülebilir gelecek için yeterli bulanların oranı yalnızca %45.
Bu iki sonuç, sektörün gelecekte karşılaşacağı değişim ihtiyacının farkında olduğunu ancak hazırlıkların yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunduğunu gösteriyor.
Köklü dönüşüm bekleyenler
%83
Hazırlıkları yeterli bulanlar
%45
Oranlar araştırmaya katılan profesyonellerin görüşlerini yansıtmaktadır; şirketlerin doğrudan ölçülmüş hazırlık performansı değildir.
Aşırı sıcaklar lojistik operasyonlarının en önemli iklim riski
Araştırmada dikkat çeken bir diğer sonuç, aşırı sıcakların lojistik sektörü üzerindeki etkisi oldu.
Katılımcılar, aşırı sıcakları araştırma kapsamındaki bütün coğrafi bölgelerde ve taşıma türlerinde operasyonlar ve fiziksel varlıklar açısından en acil iklim riski olarak değerlendirdi.
İklim değişikliğinin etkileri yalnızca karayolu taşımacılığıyla sınırlı kalmıyor. Demiryolu, denizyolu ve diğer taşımacılık sistemleri de aşırı hava koşullarına karşı altyapı ve operasyon planlamalarını yeniden değerlendirmek zorunda kalabiliyor.
Araştırmada iklim risklerine karşı en etkili görülen üç yaklaşım, altyapının iklim koşullarına dayanıklı hale getirilmesi, iklim risk değerlendirmesi ve senaryo planlaması ile dijital izleme araçlarının kullanılması olarak öne çıktı.
Elektrikli kamyonlar yaygınlaşırken altyapı geride kalabilir
Araştırma, düşük emisyonlu araç ve yakıt teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bu teknolojileri destekleyen altyapının gelişme hızı arasında önemli bir fark oluşabileceğine dikkat çekiyor.
Elektrikli araç şarj ağları, demiryolu altyapısı, terminaller ve alternatif yakıt sistemleri gibi yüksek yatırım gerektiren alanlarda uygulamaların yaygınlaştırılması daha zor gerçekleşiyor.
Araştırmacılara göre düşük karbonlu araçların ve yakıtların kullanımı, bunları destekleyecek altyapıdan daha hızlı artarsa altyapı eksiklikleri önümüzdeki on yılın önemli darboğazlarından biri haline gelebilir.
Bu bulgu, ağır ticari araçlarda elektrikli dönüşümün yalnızca araç üreticilerinin geliştirdiği teknolojilerle sınırlı olmadığını; enerji, ulaştırma altyapısı ve kamu yatırımlarının da dönüşümün hızını belirleyebileceğini gösteriyor.
Nakliyeciler ve müşterileri çözüm konusunda büyük ölçüde hemfikir
Araştırmada lojistik hizmet sağlayıcıları ile bu hizmetleri satın alan müşterilerin 21 farklı sürdürülebilirlik çözümüne ilişkin değerlendirmeleri karşılaştırıldı.
Sonuçlara göre iki taraf, hangi çözümlerin etkili ve gerekli olduğu konusunda büyük ölçüde benzer görüşler taşıyor.
Ancak bir çözümün etkili bulunması, uygulamada yaygınlaşması için yeterli olmuyor.
Özellikle filo elektrifikasyonu, düşük karbonlu yakıtlar, demiryolu ve su yolu taşımacılığına geçiş gibi alanlarda yüksek yatırım ihtiyacı ve koordinasyon gerekliliği uygulamaların önünde engel oluşturabiliyor.
Araştırmanın bu bölümü, sürdürülebilir lojistikte temel sorunlardan birinin çözümlerin bilinmemesi değil, uygulanabilirliğin ve yatırım koşullarının yetersizliği olduğunu ortaya koyuyor.
Lojistik sektöründe yeni bir sorun: Uzmanlık eksikliği
Araştırma, sürdürülebilirlik dönüşümünün yalnızca araç ve altyapı yatırımlarına bağlı olmadığını da gösterdi.
Özellikle emisyon hesaplama ve raporlama konusunda uzmanlık eksikliği, Latin Amerika, Sahra Altı Afrika ve Asya'nın bazı alt bölgelerinde katılımcıların %60'ına varan bölümü tarafından önemli bir sorun olarak değerlendirildi.
Batı Avrupa'da ise sistem odaklı düşünme becerilerindeki eksiklik, katılımcıların %43'ü tarafından dile getirildi.
Bu sonuçlar, farklı bölgelerde sürdürülebilirlik dönüşümünün farklı insan kaynağı ihtiyaçları yarattığını gösteriyor.
Türkiye'deki lojistik şirketleri için hangi sonuçlar çıkarılabilir?
Araştırma, Türkiye'de faaliyet gösteren nakliye şirketleri ve uluslararası taşımacılık yapan filolar açısından da değerlendirilmesi gereken önemli konular ortaya koyuyor.
Özellikle Avrupa ülkelerine taşımacılık yapan Türk lojistik şirketleri için enerji dönüşümü, alternatif yakıt altyapısı, iklim koşullarına dayanıklı güzergâh planlaması ve emisyon raporlaması gelecekte daha fazla önem kazanabilir.
Bununla birlikte araştırmada açıklanan %83 ve %45 oranları Türkiye'ye özgü sonuçlar değil, küresel katılımcıların görüşlerini yansıtıyor.
Türkiye'deki nakliyecilerin bu alanlarda ne kadar hazır olduğunun belirlenebilmesi için ülkeye özel verilerin ve sektörel uygulamaların ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Geleceğin lojistiğinde yatırım kadar uygulama kapasitesi de belirleyici olacak
Kühne Logistics University'nin araştırması, sürdürülebilir taşımacılıkta teknolojik çözümlerin bulunmasının tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor.
Şarj altyapısının geliştirilmesi, farklı taşıma türleri arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi, iklim risklerinin operasyon planlamasına dahil edilmesi ve çalışanların yeni yetkinliklerle donatılması sektörün önündeki önemli başlıklar arasında bulunuyor.
Araştırmanın baş araştırmacısı Prof. Dr. Johannes Meuer'in değerlendirmesine göre sürdürülebilir lojistik çözümleri mevcut olsa da bunların araştırma ve pilot uygulama aşamasından günlük operasyonlara geçişi yeterince hızlı gerçekleşmiyor.
KLU ve KCC tarafından hazırlanan rapor, kamu otoriteleri için 10, lojistik profesyonelleri için ise 12 öneri içeriyor.
2026–2035 döneminde tekrarlanması planlanan araştırma, lojistik sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümünde ne kadar ilerleme kaydettiğinin izlenmesine de olanak sağlayacak.
Kaynak: Kühne Logistics University ve Kuehne Climate Center, Global Sustainable Logistics Survey 2026, 5 Ekim 2026.







YORUMLAR
Yorum Yap