Kamyonum
GÜNDEMHABERLERTESLİMAT FOTO GALERİ VİDEO GALERİ YAZARLAR
Menü Arama Facebook Twitter Whatsapp İhbar Hattı
kamyonum, iveco, özgözde, daily, s-way
man, kamyonumdergisi, mantrucks, mankamyon, mankampanya
ford, kamyon, trucks, başer, fordbaşer, fordkamyon, kamyoncu,
KAMYONUM,OTOBÜSÜM,YALÇIN DORSE
Pırellı, Un Global Compact Lideri Olarak Tanındı
Pırellı, Un Global Compact Lideri Olarak Tanındı
ANFA Bitki Evi’ndeki Sonbahar Çiçekleri Başkentlileri Bekliyor
ANFA Bitki Evi’ndeki Sonbahar Çiçekleri Başkentlileri Bekliyor
English
İbrahim Kaya, Chairman Of Alibey Logistics Board:  ''The Ones Working With A Foreign Plate Have Different Rights From Us''

İbrahim Kaya, Chairman Of Alibey Logistics Board: ''The Ones Working With A Foreign Plate Have Different Rights From Us''

1 2 3 4 5 6
kamyonum,otobüsüm,teknik tanker,üst yapı
14 Şubat 2007 Çarşamba - 00:00

2006 Yılında Neler Oldu?

2006 Yılında Neler Oldu?

2007 yılı gündemi sıcak gelişmelerle başladı. Yılın ve aynı zamanda Kurban Bayramının ilk gününe Irak’ın devrik lideri Saddam’ın idamı damgasını vurdu. Hiç de etik olmayan bir sunumla dünya kamuoyu bu idama ortak oldu. Ocak ayının son günlerinde Türk dostu olarak tanınan Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink bir saldırı sonucu hayatını kaybetti. Arkasından bir süredir kanser tedavisi gören İsmail Cem aramızdan ayrıldı. Biraz kötü başladı sanki 2007 yılı… Dileriz böyle devam etmez. Biliyoruz ki önümüzde Türkiye’nin kaderini belirleyecek gelişmeler de bizleri bekliyor. Bu yıl ülkemiz gündemini Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin oluşturacağı ortada. 2007 yılının getireceği yeni Cumhurbaşkanını ve ülkemizi yönetecek yeni siyasi partiyi ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz. Önemli olan bu seçimlerin ülkemiz için en doğru ve gelecek için en hayırlı şekilde sonuçlanması elbette. Dünya ve Türkiye gündemini etkileyen siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelerin tüm sektörleri olduğu gibi otomotiv dolayısıyla nakliye sektörünü de etkileyeceği muhakkak.

Türkiye 2006’yı nasıl geçirdi?

Genel manada Türkiye ekonomisine baktığımızda büyümenin devam ettiği ve bu anlamda Türkiye’nin üçüncü rekor yıl olduğunu söyleyebiliriz. Büyümede öngörülen yüzde 5 oranındaki hedef gerçekleşirken bu oranın 2001 yılından sonra meydana gelen en düşük büyüme oranı olması ve büyüme hızının giderek yavaşlaması dikkat çekiyor.

Bu yıl sevindirici gelişmelerden biri yabancı yatırımcıların ülkemize gösterdiği ilginin artarak devam etmesi. Geçen yıla oranla baktığımızda doğrudan yatırım girişinin 4.203 milyar dolardan 15.804 milyar dolara yükselmesi de Türkiye için oldukça iyi bir gelişme. Enflasyonun Haziran ayına kadar gösterdiği artış zaman zaman tedirgin etse de enflasyon oranı yılsonunda yüzde 9.86’lara kadar düştü.

Pek çok sektörle ilişkisi bulunan fakat ticaret ve ulaştırma sektörüyle birebir ilişki içerisinde olan sanayi sektörü 2006 yılına yüzde 6’lık bir küçülmeyle başladı. Daha sonra ilerleyen zamanlarda grafiğin yönünün değiştiğini, sanayi sektöründeki büyümenin arttığını ve haziran ayında üretimin yüzde 11.2’ye ulaştığını görüyoruz. Haziran ayındaki dalgalanmayla birlikte yıl sonuna kadar giderek düşen sanayi sektörünün üretimi Ekim ayında yüzde 2.5’ e kadar geriledi fakat yıl içindeki ortalamaya baktığımızda 5.8’lik bir büyüme gösterdiğini görüyoruz.

İşsizlik Devam Etti, Büyüme Hızı Yavaşladı

Ve tabii işsizlik problemi… Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda işsizlik problemi en önemli konulardan biri. Ülkemiz ekonomisinin gösterdiği bu büyüme içerisinde yaşanan işsizlik probleminin kaynağı ise ithal girdilerin artması dolayısıyla yerli üreticilerimizin üretimlerinin durma noktasına kadar gelmesi.

İhracat ve ithalat oranlarında hedeflenenin çok üzerinde meydana gelen artış yaşanan olumsuz gelişmelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. İhracatta hedeflenenden yaklaşık 1.5 kat, ithalatta da yaklaşık iki kat meydana gelen artış dış ticaret açığının büyümesine neden oldu. İhracattaki büyüme hızının giderek yavaşlaması ve 2005 yılında yüzde 16.3 olan büyümenin yüzde 12.5’ e kadar gerilemesi ise dikkat çekti.

Taşıt Araçları ve Yan Sanayi Bu Yılında Lideri

Bu yıl sektör bazında yapılan ihracat rakamlarını değerlendirdiğimizde liderin geçen yılla aynı sektör olduğunu ve Taşıt Araçları ve Yan Sanayinin yılı yüzde 22.9’luk artışla lider kapattığını görüyoruz. İkinci sırada ise yüzde 2.1’lik artışla Hazırgiyim ve Konfeksiyon yer alıyor. Üçüncü sırada ise yüzde 31.3’lük artışla ikinci büyük atağı yapan Demir ve Demirdışı Metaller yer alıyor. Bu yıl en büyük atağı yapan sektör ise yüzde 37.4 ile Madencilik Ürünleri.

2006’nın ilk üç ayında GSMH yüzde 6.4 büyürken, bu oran ikinci çeyrekte yüzde 8.8’e ulaştı. fakat yıl içinde meydana gelen dalgalanma yüzde 3’ e kadar gerilemesine neden oldu. Yılsonunda beklenen GSMH ise 400 milyar dolar civarında.

2006 yılı Kasım ayı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı toplam 12 163 717 adet taşıtın yüzde 50.2’sini otomobil, yüzde 14.9’unu motosiklet, yüzde 13.8’ini kamyonet, yüzde 10.6’sını traktör, yüzde 5.9’unu kamyon, yüzde 2.9’unu minibüs, yüzde 1.4’ünü otobüs, yüzde 0.3’ünü ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şimdi bakalım sektör yılı nasıl geçirmiş. Bir önceki sayımızda nakliyeci esnafının 2006 yılını nasıl geçirdiğine ve 2007 yılından beklentilerine yer vermiştik. Bu sayıda da sektörün üreticisi yani sanayicisine sözü veriyoruz: 2006 yılı nasıl bir yıldı? 2007 nasıl bir yıl olacak? Ama önce bakalım rakamlar 2006 yılında otomotiv sektörü için ne diyor…

2006 yılında 2005’e oranla Büyük kamyon üretimi bu yıl geçen yıla oranla yüzde 1 düşüş gösterdi. Toplam ticari araç üretimine baktığımızda ise yüzde 12’lik bir artış var. Otomobil üretimindeki artış yüzde 20 olarak gerçekleşirken, iki yılın Aralık aylarına baktığımızda, senenin ortalaması dolaylarında seyir eden otomobil üretiminde, yüzde 21’lik bir artış gözlüyoruz. Minibüs üretimi ise pazarın daralmasının bir sonucu olarak 2005’e oranla yüzde 21 düşüş yaşadı.

2006 DAF’ın Yılı Oldu

Mayıs ve Haziran aylarında yaşanan ekonomik dalgalanmaya rağmen 2006 yılında ağır vasıta satışları yüzde 4.1’lik artış gösterdi. 3.5 ton üzeri ithal ticari araç satışlarına baktığımızda kuruluşunun 40.yılında MAN’ ın ithal ticari araç satışlarında 2006 yılını lider kapattığını görüyoruz. Bir önceki yıla oranla ithal ticari araç performanslarını değerlendirdiğimizde ise DAF için iyi bir yıl olduğunu ve satış rakamlarını 1.5 kat arttırdığını söyleyebiliriz. İthal ticari araç satışlarında geçen yıla oranla satışlarında düşüş olmasına rağmen Iveco ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada ise Scania yer alıyor.

Yıl içinde Haziran ayından sonra toplamda 3.5 tonun üzerindeki ithal ticari araçların satışlarında gerileme gözlenirken bu gerilemenin kamyon pazarında olması ve pazarın daralması dikkat çekti. Fakat 2007 yılında otomotiv sektörünün geleceğine umutla bakılıyor.

Firma bazında ihracat rakamlarına baktığımızda yılı Ford Otosan’ın lider olarak kapattığını görüyoruz. 2006 yılında en fazla atağı Oyak Renault’un gerçekleştirdiği görünüyor. Oyak Renault listede bu atağıyla birlikte ikinci sırada yer alıyor. Geçen yılın en iyi yükselişlerinden birini de TOFAŞ’ın gerçekleştirdiğini araştırmalar ortaya koyuyor. Toyota ise 160.479 adet ihracatla listede üçüncü sırada yer alıyor. Bu konuyla ilgili detaylı istatistiki bilgilere dergimizin ilerleyen sayfalarında da yer alan Otomotiv Sanayi Derneği verilerinden ulaşabilirsiniz.

Kaynak: İstanbul Ticaret Odası
Devlet İstatistik Kurumu
TAİD
OSD


2006 yılının çekici ve inşaat segmentlerinin lokomotif rolü üstlendiği ve iyi bir yıl olduğunu söyleyen Mercedes-Benz Türk A.Ş. Kamyon Satış ve Pazarlama Müdürü Bahadır Özbayır geçtiğimiz yılın Türkiye için üçüncü büyük pazar yılı olmasının önemli olduğuna değindi.

2006 yılı içerisinde yaşananlara bakarak genel anlamda otomotiv sektörünü değerlendirir misiniz?

“Artan kredi faiz oranları pazarın ilk yarısındaki hızını kesti”

2006 yılının kamyon pazarı açısından çıkış ve inişleri ile hareketli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Yıl sonu itibariyle 6 ton ve üzeri kamyon pazarının 41.000 adet mertebesinde kapanacağı tahmin edilmektedir. 2005 yılı ise toplam 41.840 adetle kapanmıştı. Bu da 2006 yılı kamyon pazarının bir önceki yıla göre takriben yüzde 2 oranında daraldığını gösteriyor. Buna rağmen 2006 yılı Türkiye kamyon tarihinde, 49.000 adetlik rekor 1997 yılının ardından ve 2005 yılına göre küçük bir farkla üçünçü büyük pazar yılı olarak tamamlanmak üzere.

2006 yılının kamyon pazar performansını doğru değerlendirebilmek için yılı iki bölüme ayırmak gerekiyor: 1. Yarıyıl ve 2. Yarıyıl.

1. Yarıyıl’da düşük seyreden döviz kurları ve özellikle konut kredilerinde aylık yüzde 1.0’lerin altını zorlayan kredi faiz oranları ile destekli son derece canlı bir pazar yaşandı. 21.500 adet satışla tüm yıl satışlarının yüzde 52’si bu ilk 6 aylık dönemde gerçekleştirildi.

2. Yarıyıl’da ise Mayıs - Haziran aylarında yaşanan döviz kurlarındaki artış, enflasyon oranlarındaki değişim ve bunlara bağlı olarak artan kredi faiz oranları pazarın ilk yarısındaki hızını kesti. Bu dönemde özellikle yurt içi nakliye sektörüne hitabeden 6x2 ve 8x2 segmentlerinde önemli daralmalar meydana geldi. 2. yarıyılın takriben 19.500 adet satışla kapanması tahmin ediliyor.

2006 yılı kamyon pazarını detayda değerlendirdiğimizde ise segmentler bazında önemli farklılıklar gösterdiğini görüyoruz. 2006 yılında inşaat kamyonları ve çekici segmentlerinin temel itici güç olarak yıla damgasını vurduğunu söyleyebiliriz. Çekici ve inşaat kamyonu satışlarının yılsonu itibariyle toplam satışların yüzde 50’sını oluşturması beklenmektedir.

Rakamlara baktığımızda 2006 yılı çekici ve inşaat segmentlerinin lokomotif rolünü üstlendiği, olağanüstü iyi başlayan, yılın ilk çeyreğinde yeni bir rekorun işaretlerini verirken ikinci yarıda bu umutların yerini temkine bıraktığı bir yıl olmuştur.

2007 yılının nasıl geçeceğine ait bir öngörüde bulunur musunuz?

Bu perspektiften bakıldığında ve 2006’nın ikinci yarısındaki pazar trendinin yeni yıl için bir ölçü teşkil edeceğinden hareketle 2007 yılının bu yıla nazaran bir miktar daha düşük bir seviyece gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Ayrıca 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim ve AB üyeliği müzakereleri sürecindeki karşılaşılan zorluklar ilave risk potansiyelini bünyesinde taşımaktadır. Bu süreçlerde ekonomiyi olumsuz etkileyecek önemli sorunların çıkmaması halinde 2007 yılı kamyon pazarının takriben yüzde 10’luk bir daralma ile 38.000 adet mertebesinde gerçekleşebileceği tahmin edilmektedir. Çekici ve inşaat kamyonlarının yeni yılda da lokomotif özelliğini koruyacağı düşünülmektedir.

Mercedes Benz için 2006 yılı hedeflerine ulaştığı bir yıl mıydı?

“Mercedes- Benz Türk hedeflerin üzerinde bir performans gösterdi.”

Mercedes-Benz Türk kamyonda son 6 yılda 5 kere elde ettiği pazar liderliğini 2006 yılında da sürdürerek bir kez daha pazar lideri olmuştur. 2006 yılı pazar payının rekor bir seviye olan yüzde 24 mertebesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Segmentler itibariyle bakıldığında Mercedes-Benz Türk’ün çekicide yüzde 33, ağır inşaat kamyonlarında yüzde 63, 9-16 ton hafif kamyonda yüzde 26 pazar payı ile lider olduğunu görüyoruz. Diğer segmentlerde de 4x2’de yüzde 25, 8x2’de yüzde 18, 6x2’de yüzde 16 pazar payı ile hedeflerin üzerinde bir performans gösterilmiştir.

Mercedes – Benz Türk olarak 2007 yılı için beklentileriniz neler?

Mercedes-Benz Türk kamyonda yılsonu itibariyle yerli ve ithal toplam 10.000 adet mertebesinde bir yurt içi satışla bir rekora imza atmış olacaktır. Buna ilaveten 2.700 adet kamyon, başta Batı Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmiş olacaktır. Mercedes-Benz Türk’ün 2007 yılı için hedefi bu yılki rekor pazar payının muhafaza edilmesi ve hatta daha ileriye götürülmesi olacaktır.


2006 yılında Uzel Otomotiv Sistemleri için gelişmenin devam ettiğini söyleyen OEM Avrupa/ Amerika Sorumlusu, Pazarlama Uzmanı Hakan Aydın 2007 yılında araç üretiminin artacağını söylüyor.

Otomotiv sektörüne yönelik genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, ekonomik ve yasal anlamda, 2006 yılını değerlendirir misiniz?

2006 yılı bir önceki yıla göre yüzde 12 artışla 1000000 araç (binek oto, hafif ticari ve ağır ticari) üretimi ile tarihi bir kilometre taşına imza atmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu üretimin yüzde 50 sinden fazlası ihraç edilmiştir. Otomotiv sanayinin gelişimine paralel olarak yan sanayi de gelişmiş ve dünya standartlarında parça ve hizmet sunar duruma gelmiştir. Buna rağmen jeostratejik avantajını ve gelişmiş iş gücünü devamlı teknolojiye yatırım yaparak Çin ve Hindistan’la rekabet edebileceğinin bilincinde hareket ediyor olması gerekir.

2006 yılı içinde yapılan yasal düzenlemelerin sektöre ne gibi katkıları oldu? Sektörde gördüğünüz yasal boşluklar neler?

Ülke dış ticaretinde Otomotiv sanayi ve yan sanayisinin ihracatta Tekstil sektörünü bu sene itibarı ile tahtından ettiği düşünülecek olursa ayrıca özellikle hafif ticari araçta Türkiye’nin üretim üssü olmaya aday olduğu bugünlerde Devletin bu sektöre bazı kolaylıklar sağlayarak teşvik etmesi gerektiği kanaatindeyim.

2006 yılı sizin firmanız için nasıl bir yıldı? Beklentilerinizi karşıladığını düşünüyor musunuz?

“Avrupa’nın ilk üç tedarikçisi…”

2006 yılı Uzel Otomotiv Sistemleri için değişimin ve gelişimin süratle devam ettiği bir yıl olarak değerlendirilebilir. 2005 yılında jant fabrikasının Hindistan’a taşınmasından sonra 2006 yılı sonuna kadar helisel yay işinden çıkılması öngörülmüştür. Buna mukabil yaprak yay ve denge çubuğu ürününe odaklanılmıştır. Yaprak yay da yurtiçindeki uzun yıllardır süren liderliği kapasite yatırımları ile Avrupa’da da Uzel’i söz sahibi yapmış ve yaprak yay üretiminde Avrupa’nın ilk üç tedarikçisi olma başarısıyla global arena da da gücü ve güvenilirliği perçinlenmiştir.

Ayrıca proaktif bir yaklaşımı her zaman benimsemiş olan Uzel, otomotiv sektöründeki yeni trendleri yakınen takip etmektedir. Son dönemde otomotiv sektöründeki dev OEM’lerin
başını çektiği bir grup, daha az tedarikçi ile çalışıp komple sistem ve çözümler üreten tedarikçiler ile çalışma eğilimine girmiştir. Bu bağlamda teknolojik altyapı anlamında ve araştırma geliştirme faliyetleri anlamında OEM’in yükünü paylaşacak yan sanayilere yönelim başlamıştır. Bu nokta da Uzel,yeni ürünü olan “Komple Süspansiyon Sistemi” ürününün uzun yıllardır süren araştırma geliştirme çalışmalarını tamamlamış,dizaynını son haline getirmiştir. Lansmanı 2006 yılın Mayıs ayında İstanbul ITAF fuarında gerçekleştirmiştir.

Önümüzdeki yılın nasıl geçeceğine ait öngörüde bulunur musunuz?

Önümüzdeki yıl pazar ve müşterilerimizden aldığımız bilgiler ışığında araç üretiminin artacağı bir yıl olarak düşünülmektedir. Türkiye’nin 2007 yılında otomobil üretimini yüzde 8, 2008 yılında yüzde 5, 2009 ve 2010 yıllarında yüzde 2 oranında arttıracağı, 2011 yılında ise yüzde 1 oranında düşüreceği tahmin edilmektedir. Hafif ticari araçta 2007 yılında üretimin yüzde 2,5, 2008 yılında yüzde 16, 2009 yılında ise yüzde 9 oranında artacağı tahmin edilmektedir. 2006 yılında 47 bin adetlik ağır ticari araç üretimi gerçekleştirmesi beklenen Türkiye’nin 2007 yılında üretiminin 44 bin, 2008’de 47 bin, 2009’da 51 bin, 2010’da 53 bin adet olacağı tahmin edilmektedir.

Doğu Avrupa araç üretiminin 2007 yılında yüzde 9, 2008 yılında yüzde 8, 2009 yılında yüzde 10, 2010 yılında yüzde 6, 2011 yılında yüzde 4 oranında artacağı beklenmektedir. AB’nin araç üretiminde önümüzdeki yıllarda azalma beklenmektedir. Asya-Pasifik Bölgesinin, 2006 yılı itibariyle dünya otomobil üretimindeki payı yüzde 20 iken göstereceği gelişime bağlı olarak, 2021 yılında bu oranın yüzde 37 olacağı tahmin edilmektedir.

2007 yılı için firmanızın hedeflerinden bahseder misiniz?

“Avrupa ve Amerika’da da güvenin, kalitenin ve müşteri memnuniyetinin sembolü olacağız…”

2007 yılında artan araç üretimi ile müşterilerimizin taleplerini müşteri memnuniyetini her zaman yüksekte tutarak karşılamak asli hedefimiz olacaktır. Buna mukabil müşteriler ve potansiyel müşterilerimizin yeni projelerinden tercih edilen tedarikçi pozisyonunu koruyup yeni projeleri müşteri tatminini ön planda tutacak şekilde hayata geçirmektir. Ayrıca ihracatta 2006 yılında ulaşılan başarılara yeni müşteriler ve projelerle yenilerini eklemek, Uzel ismini Türkiye’den sonra Avrupa ve Amerika’da da güvenin, kalitenin ve müşteri memnuniyetinin sembolü olduğu fikrini bilinçlere işlemektir.


Ford Otosan, 2006 yılını toplam otomotiv pazarı lideri olarak tamamladı ve üst üste beşinci kez bu başarıyı elde ederek, ulaşılması güç bir başarıya imza attı.

Ford Otosan’ın, 2006 yılı değerlendirmesi ve 2007 yılı hedefleri çerçevesinde düzenlediği toplantıda açıklamalarda bulunan Ford Otosan Genel Müdürü Turgay Durak, geçen yılın başında 2006 yılına ilişkin yaptıkları toplantıda sözünü ettikleri hedefleri gerçekleştirmiş olduklarını belirterek, “beşinci kez Pazar lideri olmaktan dolayı mutluluğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.

2006 yılını otomotiv pazarının lideri olarak tamamladıklarını belirten Turgay Durak, şöyle devam etti: “Yıl içerisinde çeşitli vesilelerle sizlerle paylaştığımız üzere; Kocaeli ve İnönü Fabrikalarımız üst üste beşinci yılda da Ford’un En İyi Üretim Tesisleri seçildi. Kocaeli Fabrikamızda ürettiğimiz Ford Transit aracımız Avrupa’da “ Yılın Ticari Aracı” ve Ford S-MAX de “yılın otomobili” ödüllerini kazandı. Ayrıca Ford, Dünya Ralli Şampiyonası’nda markalar şampiyonu oldu. Bizlere güç veren bu başarılarla belirlediğimiz hedeflerin tümünü gerçekleştirmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.

2005 yılında Ford Otosan’a ait yüzde 17 olan pazar payını, 2006 yılında pazarda yaşanan daralmaya rağmen, yıl sonu itibariyle yüzde 17.2’ye çıkarttıklarını ifade eden Turgay Durak, 2005 yılında 765.651 aracın satıldığı otomotiv pazarında 2006 yılında yüzde 14 azalarak 660.000 aracın satıldığını ve Ford Otosan olarak satışlarının 2005 yılına oranla 2006 yılında yüzde 12,9 gerileyerek 113.500 rakamlarında kaldığını, ancak pazar paylarının önceki yıla oranla artarak yüzde 17,2’ye ulaştığını belirtti. Ford Otosan’ın üretim ve satış rakamlarıyla ilgili olarak bilgi veren Durak, “2006 yılında, Kocaeli Fabrikamızda 250.301 adet orta ve hafif ticari araç ve İnönü Fabrikamızda 7.825 adet kamyon olmak üzere toplam 258.126 adetlik rekor bir üretim gerçekleştirdik. 113.500 adetlik iç satış gerçekleştirerek yüzde 17,2’lik rekor Pazar payı elde ettik. Bunun yanı sıra, 183.000 adet araç ihracatı ile 2.4 milyar dolar tutarında ihracat geliri elde eden Ford Otosan, toplam 296.500 adet toplam satış neticesinde 4.8 milyar dolar ciro elde etmiştir.” dedi.

2007 yılında otomotiv pazarının, 2006 yılına benzer bir gelişme göstereceğini belirten Turgay Durak, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin yaratabileceği belirsizliğin özellikle yılın ilk yarısında otomotiv pazarın daralmasına sebep olabileceğini ifade etti. Durak, 2007 yılındaki hedeflerine dair konuşmasında “2007 yılına 682 bin adetlik bir araç satışı bekliyoruz. Pazardaki bu büyümeyle paralel Ford Otosan olarak pazar payımızı yüzde 17,5’e çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi. Durak, yıl sonunda 280 bin adetlik üretim rakamına ulaşarak, 200 bin adetini ihraç etmeyi planladıklarını söyledi. Durak, 2007’de de Pazar liderliğini sürdürmeyi hedeflediklerinin altını çizdi.
Ayrıca Durak, transit connect’in ABD standartlarına uygun hale getirilmesi ve ABD’ye ihraç edilmesi için çalışmaların devam ettiğini, 2009 yılından sonra da transit connect’in Kocaeli Ford Otosan ve ABD’de Ford tesislerinde üretilmesine başlanacağını belirtti.


Bu yıl 40. yılını düzenlediği birbirinden farklı ve güzel etkinliklerle kutlayan MAN Türkiye, İç Satış Grup Müdürü Tuncay Bekiroğlu’ nun deyimiyle başarılı bir yılı daha geride bırakıyor.

Oldukça iyi bir yıl geçiren ve yılın son günlerinde 2 bininci otobüsünü banttan indirerek gerçekleştirdiği hedefini Türkiye ile paylaşan MAN Türkiye kendilerinin de söylediği gibi 40 yıllık mazisinden aldığı kuvvetle geleceğe güvenle bakıyor.

Geçtiğimiz yıl MAN için nasıl bir yıldı?

“MAN son on yılda cirosunu on kat arttırmayı başarmıştır.”

MAN Türkiye bu yıl 40. üretim yılını kutladı. 2005 yılında kurulduğu günden bu yana elde ettiği 15 milyar Euro ciro ile Avrupa’nın en büyük yatırım malları üreten şirketlerindendi.2006 yılında şirket cirosu geçen seneye oranla yüzde 15’lik bir artış gösterdi. 2001 yılında NEOPLAN firmasının MAN ailesine katılmasıyla MAN Nutzfahrzeuge yapısı içerisindeki tüm otobüs faaliyetlerini, yeni kurulan NEOMAN Otobüs Grubu altında birleştiren MAN Nutzfahrzeuge, 2005 yılında 6 bin, 2006 yılında ise 7 bin 3 yüz otobüs satışı gerçekleştirdi. Geçen yıla oranla siparişleri yüzde 24 artış gösteren MAN 2006 yılı sonunda toplamda 80 bin araç satışı gerçekleştirdi. Özel sektörde Ankara’daki en büyük ikinci işveren olan MAN son on yılda cirosunu on kat arttırmayı başarmıştır.

MAN Türkiye bu gün hangi konumda?

“ Geçen yıl elde ettiği üstünlüğü bu yıl da korudu.”

MAN Türkiye 2000’li yıllardan bu yana çok büyük gelişmeler kaydetmiştir. Üretim kapasitesini her geçen gün artıran şirketimiz, bugün NEOMAN Otobüs Grubu içerisinde her iki otobüsten birini üreterek şehir içi ve seyahat otobüsü üretiminde merkez durumuna geldi. Şirketimiz 2000’li yıllardan bugüne gelene kadar kapasitesini yüzde 300 oranında artırdı. 2005 yılında elde edilen 414 milyon Euro cironun ardından 2006 yılında bu 455 milyon Euro’ya ulaştı. MAN Türkiye 2006 yılında Türkiye’deki otobüs pazarının yüzde 30’unu, toplam kamyon pazarının yüzde 9’unu, ithal kamyon pazarının ise yüzde 27’sini karşıladı. MAN Türkiye ithal kamyon alanında geçen yıl elde ettiği üstünlüğü bu yıl da korudu.

2006 yılında ürün anlamında bir değişiklik yaptınız mı?

2006 yılında MAN Ticari Araçların diğer bir markası olan NEOPLAN, Türk kamuoyunun beğenisine sunuldu. 2006 yılının otobüsü seçilen Starliner 2, tasarımıyla tüm sınıfların dışında, kendine has bir sınıf oluşturmakta. Pazara yeni sunulan diğer bir araç da 2006 yılının kamyonu seçilen TGL’dir. 8 ton ve 12 ton olarak iki tipte ticari araç sektörüne kazandırılan bu araçlar, Avrupa’daki başarılı satışları ile dikkat çekmekte. AR-GE çalışmaları sırasında üst yapı firmalarının da fikirleri dikkate alınmış ve üst yapı montaj çeşitliliğine izin veren çok yönlü bir kamyon geliştirilmiştir.

MAN Türkiye, daha önce Polonya’da üretilen doğalgazlı araçlar Türkiye şartlarına uymaması ve pahalıya mal olması nedeniyle, bir ilki gerçekleştirerek sıkıştırılmış doğalgaz ile çalışan ve Ve

MAN Türkiye 2006 yılı hedeflerine ulaştı mı?

Türkiye şartlarına göre uyarlanmış otobüsleri üretti. Böylelikle bu araçların satışlarını gerçekleştirerek Ankara’nın çevre temizliğine büyük katkıda bulunmuş oldu.
2006 yılında sene sonuna kadar toplamda 80 bin, otobüste 7.300 araç satışıyla 2005 yılına oranla yüzde 22’lik bir artış meydana geldi. MAN ticari araçlar, otobüs grubu olarak dünyada üçüncü, kamyon grubu olarak da dördüncü sırada yer almaktadır. MAN iki yıl önce hayata geçirdiği stratejik plan doğrultusunda hedeflediği satış rakamlarını yakaladı.  


Çetin Nuhoğlu 2006 Yılını Değerlendirdi; 2007 Yılı İçin Beklentilerinden Bahsetti…

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND), geçtiğimiz bir yıl içinde sektörde ve ekonomide yaşanan gelişmeleri, 2007 yılında karşı karşıya olunan fırsatlar ve güçlükleri UND Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Çetin Nuhoğlu, UND Genel Sekreteri Tamer Dinçşahin ve UND Başkan Yardımcılarından Ertuğrul Tarhan’ın katıldığı bir toplantıda anlattı.

UND adına değerlendirmelerde bulunan Çetin Nuhoğlu, Türkiye uluslararası karayolu taşımacılığının önemli bir performans ve dinamizm sergilediğini belirterek, UND olarak hedeflerinin “Türkiye’nin 2012 yılına kadar bölgesel bir lojistik üs olması ve karayolu taşımacılığının ekonomiye katkısının en az 45 milyar dolar olması” olduğunu belirtti. Sektörün toplam yatırımının 3,5 milyar doları bulduğunu ve ihracatın yüzde 53’ünden fazlasını Türk taşımacıların yaptığını belirten Nuhoğlu, 2006 yılında, sektörün, yaşadığı tüm zorluklara ve engellemelere rağmen, gelişmeye devam ettiği, mevzuat ve AB’ye uyum açısından önemli gelişmelerin kaydedildiğini, ancak bazı önemli sorunların da su üzerine çıkarak, önümüzdeki yıllarda sektör için ciddi bir tehdit haline geldiğini kaydetti. Nuhoğlu, Türkiye’nin ihracat taşımacılığı oranlarındaki düşüşün tarife dışı engellerden kaynaklandığını belirtmekle birlikte, taşımacılıkta yabancıların payının artmasının Türk taşımacılığı için tehlike arz ettiğini ifade etti. Ayrıca Nuhoğlu, problemleri çözme konusunda kamuya ihtiyaçları olduğunu belirtti.

İhracat Taşımalarımız, İhracattaki Artışın Gerisinde Kaldı…

AB’ye yönelik ihraç taşımalarımızda en fazla artışın Polonya, Estonya ve Litvanya gibi Avrupa Birliği’ne nispeten yeni üye olmuş ülkelerle gerçekleştiğini belirten Nuhoğlu, Polonya ile olan ihracatımızın yüzde 26,7’lik bir artışla 1 milyar dolara yaklaştığını ancak , İtalya, Fransa, Yunanistan, İspanya gibi dış ticaretimizde daha etkin rol oynayan ülkelere yönelik taşıma sayılarındaki artış eğiliminin hız kestiğini ya da gerilediğini söyledi. Ülkemiz ihracatında Almanya’dan sonra ikinci sırada yer alan İtalya ile ihracatımızda yaşanan yüzde 20,8 artışa rağmen, ihraç taşımalarımızda yüzde 1 düşüş gerçekleşmesinin dikkat çekici olduğu belirtilirken, Ocak-Kasım 2006 döneminde AB ülkelerine yönelik ihracatımız, yüzde 14.4 artışla 40 milyar dolara ulaştığı, ancak ihraç taşımalarımız önceki yılın aynı dönemine oranla sadece yüzde 9,6 artmış olduğu kaydedildi.

Nuhoğlu, 2006 yılında Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracatımızın yaklaşık yüzde 10 arttığını ancak bu ülkelere yönelik taşımalarımızda yüzde 42’lik bir düşüş gerçekleştiğini, bölgeye yönelik taşımalarımızda önemli bir yeri olan Irak’ta bu düşüşün yüzde 50’ye yaklaştığını belirtti. Nuhoğlu, bu düşüşün nedenlerini, bölgedeki siyasi karışıklık ve güvenlik sorununun yanında, navlun fiyatlarındaki artış ve Habur sınır kapısında yaşanan sorunların oluşturduğunu söyledi. Habur ve İbrahim Halil sınır kapılarındaki uzun araç kuyrukları ve araçların taşıdıkları eşyaya göre değişen gayri resmi ücretlerin tahsil edilmesinin, nakliyecilerimizin Irak yerine Suriye’ye yönelmeyi tercih etmesine neden olduğu ve bu nedenle Suriye’ye olan ihraç taşımalarımızda yüzde 33 artış gerçekleştiği, Nuhoğlu tarafından belirtildi.
Ayrıca, Nuhoğlu, BDT ülkelerine yapılan ihracatımızda da yüzde 36,5’lik artışın olmasına karşın bu ülkelere yönelik ihraç taşımalarımızın yüzde 15 ile sınırlı kaldığını kaydetti.

“Vize Ve Kota Sorunu, AB’ye Üyelik Öncesinde Çözümlenmelidir”

Nuhoğlu, AB’de gerçekleşen yeni üyelikleri “ Bulgaristan ve Romanya’nın AB’ye tam üye olmaları, Avrupa Birliği’nin genişleyen yapısı ve sınırlarının yanı başımıza gelmesi, yıl başında yaşanan vize uygulaması ile ilgili değişikliği saymaz isek karayolu taşımacılarımız için Avrupa’ya yönelik taşımalarında kayda değer bir rahatlama sağlanmış oldu. Zira, bu iki ülkenin AB üyesi olması ile birlikte, geçmişte AB ülkeleriyle dış sınırlarını oluşturan sınır kapıları, bundan böyle AB içi sınırlar haline geldiğinden; bu iç sınırlardaki denetimler kaldırılmış ve AB’nin uyumlaştırılmış, tek tip sınır geçiş prosedürleri Bulgaristan sınırından girer girmez işler hale gelmiştir.” şeklinde değerlendirdi.

Nuhoğlu, Hırvatistan’ın da AB üyesi olması ile Avrupa’ya yönelik taşımalarımız için sınır prosedürlerinin tam bir uyuma kavuşarak, AB sınırları içerisinde kesintisiz hareket imkİ¢nına sahip olacağımızı belirterek, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin gerçekleşmesi durumunda taşımacılığın elde edeceği imkanlar konusunu “Şüphesiz, yakın gelecekte gerçeğe dönüştürmeyi dilediğimiz ve bunun için canla başla emek verdiğimiz AB’ye tam üyelik hedefimiz, ülkemiz ekonomisine yapacağı ciddi katkılar bir yana, Avrupa’ya yönelik taşımalarımızın önündeki tüm engelleri kesin olarak ortadan kaldıracak nihai bir sonuç olacaktır.” sözleriyle ifade etti.

Nuhoğlu, tüm olumlu beklentilere rağmen, Avrupa’ya ve Gümrük Birliği sınırlarına yönelik taşımalarımızda karşılaştığımız en önemli iki sorun olan geçiş belgesi kotaları ve zorlu vize prosedürleri gibi tarife dışı engellerin kaldırılması için AB’ye tam üyeliğin gerçekleşmesini beklemenin hata olacağını vurguladı. Vize konusunda yaşanan sıkıntıların çözümünde hükümet tarafından verilen desteğin memnuniyet verici olduğunu sözlerine ekleyen Nuhoğlu, Schengen ülkeleri tarafından uygulamaların devam ettirilmesinin, sektör ve ihracatımız açısında yıkıcı bir etki yaratacağının altını çizdi.

Sürücü vizelerinde yaşanan sıkıntılar konusunun, UND’nin de üyesi olduğu Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) öncülüğünde, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) gündemine getirildiği ve UND’nin de bu süreçte aktif olarak yer aldığı belirtildi.

Toplantıda, son dört yılda Türkiye’nin ihracatının yüzde 138 artmasına rağmen, AB belge kotalarında sadece yüzde 36’lık bir artışın sağlanabildiği, bunun nedeninin de, AB ülkelerinin “malların serbest dolaşımı” ilkesine karşın, Türk nakliyecilerinin AB ülkelerine yönelik taşımalarına geçiş belgesi kotası şeklinde tarife dışı engellerin koyulması olduğu belirtildi. Konunun AB yetkilileri tarafından “malların serbest dolaşımı” kapsamında değil, “hizmetlerin serbest dolaşımı” kapsamında alındığını, ancak bu konuda AB’nin ikircikli davrandığını belirten Nuhoğlu, Ortaklık Konseyi’nin Haziran 2006 tarihinde gerçekleştirilen 45. toplantısında, konunun Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından dile getirilmesinin, önemli bir açılım olduğunu söyledi. Ayrıca Nuhoğlu, Türkiye’nin bu konuda Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın (ATAD) yorumunun elde edilmesi doğrultusunda ATAD’a başvurulmasını sağlamak için Ortaklık Konseyi’ni zorlama hakkına da sahip olduğunu vurguladı.

Yurtiçindeki Bazı Engelleri Aşmamız Gerekiyor…
Yurtiçinde yaşadığımız sorunlarında öneminin vurgulanmasının gerekli olduğunu, 2003 yılında yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Kanunu ve ardından yayınlanan Yönetmelik konusunda birtakım ciddi sıkıntıların yaşandığını belirten Nuhoğlu konu hakkında şunları söyledi: “Özellikle mesleğe giriş için gerekli ön şartlardan birisi olan mesleki yeterlilik eğitimleri konusunda bazı yetkisiz kuruluşların, danışmanlık firmalarının “sınavsız ve eğitimsiz” sertifika verdiklerine dair alınan duyumlar, muafiyet başvurularında yaşanan sorunlar ve bu alandaki denetimlerin sürekli bir ertelemeye maruz kalması sonucunda gelmek istenilen düzeye ulaşmak mümkün olamamıştır. Bu konudaki boşlukların ve yapılması gereken eylemlerin bir an önce kamu ve sivil toplum kuruluşlarından oluşacak, bilgi birikimi ve donanımı olan teknokratların biraraya gelmesiyle çözüme kavuşturulmalıdır.”

Nuhoğlu, uluslararası ADR Konvansiyonu’na resmen taraf olunmasına ilişkin girişimlerin sonuçlandırılmasının ve bir an önce yürürlüğe konmasının önemini vurgularken, sektör temsilcilerinden oluşan bir “Ulusal ADR Komisyonu”nun kurulmasının gerekli olduğunu söyledi. Ayrıca ulaştırma ve lojistik alanında Türkiye merkezli bir araştırma merkezinin kurulmasına UND’nin de 2005 yılından bu yana aktif olarak destek verdiği belirtildi. Bu tür bir araştırma ve eğitim merkezinin hem sektör ile akademi arasında bir köprü niteliği taşıyacağı hem de önemli bir gelir kaynağı haline geleceği vurgulandı.


Ve son olarak Tempo ve Ekonomist Dergisi yazarlarından Ahmet Erhan Çelik anlatıyor 2006 nasıl geçti ve 2007 ne getirecek? Deneyimli Ekonomist 2007’nin ilk aylarında 2006 yılındakine benzer bir ekonomik dalgalanma yaşanabileceğinin sinyallerini verdi.

Ekonomik anlamda değerlendirildiğinde 2006 yılı Türkiye için nasıl bir yıldı?

Ekonomik büyüme iyi gidiyor deniyor; kişi başına milli gelir artışı iyi seyrediyor görünüyor.
2006 yılı rahat geçti çünkü 2006’nın ödemeler dengesine baktığımızda Türkiye’ye çok ciddi bir yabancı kaynak girişi yapılmış ve Türkiye kaynak harcama dengesi itibariyle her zaman açık veren bir ülkedir. Eğer dışarıdan bir sermaye olmazsa çarklar dönmüyor. Kimi zaman çarkı ittiren bir el ya da dışardan gelen bir sermaye kimi zaman da çarkları yağlayan bir işlev gibi… Eğer biri dışarıdan el atmazsa ya da yağlamazsa çarkları, çarklar birbirini yemeye başlıyor. 2006 yılında çarklar iyi yağlanmış vaziyetteydi. Ama taşıma suyla değirmen dönmüyor. Türkiye halihazırda tasarruf açığını yapısal olarak kapatacak bir üretken kapasiteye sahip değil. Mesela mayıs ve hazirandaki dalgalanmayı iyi değerlendirmek gerekir. Görünümde şu var, dışardan baktığımızda bu dalgalanmanın asıl sebebi hazine kağıtlarına uygulanan stopajın yabancılar tarafından risk primine eklenmesiydi. Risk primi dediğimiz şey belli bir güvensizlik ya da güven ilişkisini anlatır. Yabancılar Mayısta bu stopaja bir tepki gösteriyorlardı ve ufak ufak Türkiye’den çıkma sinyalleri verdiler. Dediler ki bizim risk primimiz arttı biz de faizleri yukarı çekiyoruz. Nihayetinde bir dalgalanma yaşandı. Hükümet bunu ancak elinde para tutan yabancıları tatmin ederek giderebildi. Yaptığı şey stopajı sıfırlamaktı. Türkiye’de her alanda vergi almaya çalışıyorsunuz ama hazineye borç verenleri vergilendiremiyorsunuz. Bunu bir kez daha görmüş olduk. Makine ne yazık ki böyle işliyor. Mayıs’taki dalgalanma Türkiye ekonomisinin aslında yönetsel kırılganlıklara tabi olduğunu bir kere daha kanıtlamıştır.

“Üretim fabrikada kaldığı sürece her hangi bir şey ifade etmiyor.”

Sanayi büyüme rakamları açıklandı. Ulaştırma sektörü esasında ticareti taşır bu anlamda çok önemli bir sektördür. Kriz dediğiniz şeyin en esaslı olanı ödemeler dengesinin kilitlenmesidir. Ödemeler dengesinin kilitlenmesi dediğimiz şey benim size sizin öbürüne para vermekten vazgeçmemizdir. Ulaştırma sektörü de aslında bu parayı taşıyan sektör konumundadır. Türkiye de karayolu taşımacılığı ağırlıklı olduğundan eğer ödemeler sisteminde bir sıkıntı varsa bunu en iyi kamyoncular bilir. Eğer işleri azalıyorsa bu işte bir gariplik var demektir. Çünkü para yani diğer bir deyişle tekerlek dönmez. Diğer sektörlerle de bağlantılıdır bu anlamda. Yani şöyle bir şey; siz istediğiniz kadar üretin eğer pazarlayamıyorsanız yaptığınız üretimin bir anlamı yok. Pazarlama dediğimiz şey taşıma ile başlar. Üretim fabrikada kaldığı sürece her hangi bir şey ifade etmiyor. Ama eğer ki bir kamyon gelip üretiminizi alıp kentlere dağıtıyorsa, satış noktalarına ulaştırıyorsa o zaman kapitalim çalışmaya başlar ve ödemeler dengesi işlemeye başlar. Para dönmeye başlar ve çark dediğimiz şey böyle bir şey. 2006 yılı bu anlamda evet ve hayırların yan yana geldiği bir yıldı. Genel görünüm iyidir ama mayıs haziran dalgalanmasına dikkat etmek lazım. Ama tahminimce kamyoncular piyasalarda bir sıkışıklık olduğunu ilk hisseden kesimlerden biridir ve bu da doğal olarak fiyatlara yansır. Ulaştırma açısından en kritik olan şu ki tüketimde çok düşük bir büyüme var. Ticarette, sanayide, tarımsal üretimde bir yavaşlama var ve bunların her biri ulaştırma sektörüne olumsuz etkide bulunur.

“Motorda bir tekleme oluyor ve anında bu büyüme rakamlarına yansıyor..”

Tüketimdeki gerilemenin doğrudan nakliyeciyi etkilediğini biliyoruz. Bu ekonometrik olarak da açıklanabiliyor Baktığımızda bu yıl büyümeyi kurtaran şeyin devletin tüketim harcamaları olduğu gözüküyor. Yatırım harcamaları da yüzde 9.4. Eğer devletin tüketim harcamaları ve yatırım harcamalarındaki artışla büyümeyi finanse ediyor olsaydınız muhtemelen 3. çeyrekteki büyüme yüzde 1 falan olurdu. Ki bu rakam önemli, çünkü çok uzun süredir ilk defa büyümede bir geri çekilme hali var. 2006’nın 1. çeyreğinde örneğin yüzde 6.4müş, 2. çeyreğinde yüzde 8.8. Büyüme olgusu hep aynı tempoda gidemez, tempo düşebilir. Yani yapısal olarak bir büyüme temposunda düşüşten söz etmiyoruz ya da büyüme motorunun zayıflamasından söz etmiyoruz. Yani motorda bir tekleme oluyor ve anında bu büyüme rakamlarına yansıyor. Sonuçta tüketim tarafında bir gerileme var. Ocaktan itibaren ve tahminlerimce otomotiv sektöründe de fiyatları geri çekeceklerdir ve 2. el fiyatları da yukarı çekilecektir. Bu genel bir yapıdır. Çünkü insanlar kırılganlık başladığında 2. ele yönelir sanırım otomotiv sektöründe de durum böyle olur.

2007 Yılının nasıl geçeceğine dair öngörünüz var mı?

“Yüksek faiz, yüksek oranlı işsizlik ve yüksek cari açık.”

2007 ile ilgili ekonomik anlamda saklanan bürokrasinin kendi içinde sakladığı birçok olumsuz senaryo var. Önümüzdeki dönemin aslında karakteristik üç temel sorunu var: Yüksek faiz, yüksek oranlı işsizlik ve yüksek cari açık. Şimdi yüksek faiz dediğimiz şeyi şöyle değerlendirmek lazım faiz tabloları kapitalizmde trafik lambalarına benzer düşünün ki trafik lambalarında karışıklık olursa mutlaka kazalar artar. Kazalar üç tür maliyeti çıkarır. Biri insan kaybına sebep olur. İkincisi o araçlar çalışamadığı için bir alternatif maliyete sebep olur. 3.sü de araçların tamir maliyetleridir. Faizi böyle algılayalım. Yani trafik lambalarının sinyalizasyon sisteminin karışması. Faizler Türkiye’ de yükseldiği sürece şöyle sonuçlar doğurur: para harcama ivmeleri azalır ya da hazinenin borçlanma maliyeti artar ya da kamu kendini finanse etmek için vergileri yukarı çekebilir. Bu tür sonuçlar doğurabilir ama yüksek faizin en önemli sonuçlarından biri yüksek enflasyonu çağırmasıdır aslında. Ve ikisi arasındaki ilişki biraz yumurta tavuk ilişkisi gibidir. Yüksek faiz her durumda Türkiye’nin risk diliminin arttığı anlamına gelir. Dünyanın geri kalan kısmı Türkiye’yi daha riskli görür. Bu bakış açısı kaynak harcama dengesi itibariyle bir süre sonra ülkeye de hakim olur. Herkes birbirini riskli görmeye başlar. Yüksek faiz böyle bir ekonomi içerisinde güven sorununu da beraberinde getiren bir sorundur.

Mayıs- Haziran ayında yaşanan dalgalanmanın etkileri 2007 yılında sürecek mi?

İşte o Mayıs- Haziran benzeri bir kırılmanın ya da dalgalanmanın yeniden yaşanıp yaşanmamasına bağlı. Merkez Bankası Başkanı kriz beklemiyorum diye talihsiz bir açıklama yaptı; bu sahip olduğu makam dolayısıyla direkt kriz varsayımını gündeme getirir.
Ekim ayı itibariyle cari işlemler açığı geçen yıla oranla yüzde 176 oranında artış göstermiş vaziyette. 10 aylık artış oranı yüzde 67.1’le 28 milyar dolara ulaştı. 28 milyar dolarlık finansman yaratmanız gerekiyor. Eğer bu finansmanı yaratamazsanız, içerden dışardan bunu karşılayamazsanız ekonomi nefes alamaz hale geliyor. Bu da 2007 için çok kritik unsurlardan biri ve 2007 açısından meseleye baktığımızda saç ayağını dikkatle incelemek gerekiyor. İstihdamı arttırabiliyor musunuz, cari açığı azaltabiliyor musunuz ve faizleri düşürebiliyor musunuz?

Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri işsizlik, bu konuda ne söyleyeceksiniz?

İşsizlik sorunu bir türlü çözülemiyor. Daha doğrusu istihdam artışı gerektiği ölçüde sağlanamıyor. Türkiye’nin her yıl 550 – 600 bin insana yeni iş olanağı sağlaması gerekiyor. Ekonominin üretkenliği bu yeni gelen iş gücüne yetişemiyor. Yani iş gücü piyasasından gelen talep karşılanamıyor ve bu devam eden bir eğilim gösteriyor.

Ocak ayından itibaren Türkiye siyasetinde çok ciddi gelişmelerin ve atak hareketlerin olması bekleniyor. Tetikleyici bazı olaylar olabileceğine dair komplo teorileri üretiliyor. Komplo teorilerinin de aslında boş laf kısımlarını bir kenara atın, zemini de yok diyemiyoruz. Çünkü Mayıs ayında yeni Cumhurbaşkanı seçilecek, kasım ayında da genel seçim yapılacak. Dolayısıyla da siyasi gerilim artacak.

“Gerilim her zaman olabilir ancak kurumlar arasında eşgüdüm ve uyum olmalıdır.”

Başbakanımız her zaman olduğu gibi içerideki gerilimi dillendirenlere bunu yapmayın piyasalar rahatsız oluyor demekte. Piyasaları kullanıyor. Piyasalar dediğimiz şey aslında elinde para tutanların oluşturduğu işlem ortamıdır. Yani para alıp sattıkları yerdir. Rahatsız mı oluyorlardır? Evet, rahatsız oluyorlardır ama bir ülkenin kaderinde rol oynayan görev almış kurumlar ya da kişiler de kendi bildiklerini söylemekle görevlidir. Türkiye neticede bir anayasal kurumlar devletidir ve o gerilim her zaman olabilir ancak kurumlar arasında eşgüdüm ve uyum olmalıdır. Siyasi gerilim artacak. AB’nin aldığı son kararlarla sekiz başlık askıya alındı. Türkiye AB’nin istediği şartlar altında bir Kıbrıs politikasına evet demediği halde müzakereler dondurulmuş demektir. AB kısmı kendini belli etti. Aslında AB bir seçim molası verdi Türkiye’ ye. Ocak, şubat, mayıs, haziran ayındaki zararını tanzim edemeyen yabancıların tanzim etmelerini sağlayacak hareketler olacağını öngörüyoruz. Bu hareketler içerisinde siyasi hareketlerin zemin ya da bahane oluşturabileceğini düşünüyoruz. 2007’ nin ilk aylarında böyle bir ekonomik dalgalanma yaşarız gibi geliyor.

 
RODER 2006 YILINI DEݐERLENDİRDİ
 
Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Hattı Projesi Çerçeve Anlaşması İmzalandı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Nuray PEKCAN
Nuray PEKCAN
 HAREKET... TALEPLER... RİSKLER...
toyota, kamyonumdergisi, hafifticari, araziaracı,
  YAZARLAR
Emre ELDENER
Emre ELDENER
TÜM SEKTÖRLER GİBİ LOJİSTİK DE ETKİLENDİ
Av. Bilun ELMACIOĞLU
Av. Bilun ELMACIOĞLU
DEMİRYOLU İLE EŞYA TAŞIMACILIĞI
Nizamettin KARADAĞ
Nizamettin KARADAĞ
KAMYONCUNUN SAHİBİ VAR MI?
Kamyonum TV
0
  ÇOK OKUNANLAR
0
Güzeller
0
  FACEBOOK'TA KAMYONUM
0
  ANKET
     
 
Taşımacılık sektöründe çözüme kavuşturulması gereken en büyük problem nedir?
0
Çalışma sürelerine ilişkin sadece şoförün sorumlu tutulması (Takograf ve cezalar)
Komisyonların yüksek tutulması
Taşıma ücretlerinin düşük olması (Ton/km uygulaması)
Emeklilik sürelerinin uzun olması
Sınır kapılarında yaşanan sorunlar
Vergi oranlarının yüksek olması
0
0 Sonuçlar
 
     
0
  Kamyonum
0
  •Künye
  •İletişim
  •Reklam
  •Sitene Ekle
  0
 
Ihale
Gündem
Haberler
Teslimat
Deniz Taşımacılığı
Lojistik
English
Aku
Lastik
  0
 
Ağır Vasıtalarda Yeni Modeller
Hafif Ticarilerde Yeni Modeller
Özel Tasarım Araçlar
Modifiye Kamyonlar
Treyler Galeri
Üstyapı Galeri
Otobüslerde Yeni Modeller
Kamyon Magazin
Güzeller
  0
 
Yeni Araç Tanıtımları
Test Sürüşleri - Kamyon
Test Sürüşleri - Hafif Ticari
Kamyon Yarışları
Monster Truck Yarışları
Kamyon Simülatörleri
Otobüs Simülatörleri
Yeni Teknolojiler
Kamyon Magazin
  0
 
kamyoncu
türkiye
bus
kamyonum
sondakika
news
lkw
Kamyon
dikkat