1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Araştırma-Analiz
  4. Ağır Ticari Araçlarda Aks Teknolojilerinde Yeni Dönem: Hafif Dingiller, Akıllı Sistemler ve Elektrikli Tahrik

Ağır Ticari Araçlarda Aks Teknolojilerinde Yeni Dönem: Hafif Dingiller, Akıllı Sistemler ve Elektrikli Tahrik

Ağır ticari araç ve treyler üreticilerinin 2026 yılında tanıttığı yeni teknolojiler, aks sistemlerinde önemli değişimlere işaret ediyor.

  • | Kamyonum

BPW'nin üç akslı treylerde 100 kilogramın üzerinde hafifleme sağlayabilen çözümü, SAF-HOLLAND'ın en az 120 kilogram ağırlık avantajı sunduğunu açıkladığı FUSION ailesi, ZF'nin elektrikli tahrik sistemleri ve DAF'ın yeni aks konfigürasyonları dikkat çekiyor. Kamyonum, üreticilerin teknik açıklamalarını, seri üretim hedeflerini ve Türkiye taşımacılığı açısından olası etkilerini inceledi.

Ağır ticari araçlarda dingil ve yürüyen aksam teknolojileri, yalnızca yük taşıma kapasitesi ve mekanik dayanıklılık açısından değil; araç ağırlığı, bakım süreçleri, dijital izleme ve elektrikli tahrik sistemleri bakımından da gelişmeye devam ediyor.

15–20 Eylül 2026 tarihlerinde Hannover'de düzenlenen IAA Transportation fuarı, bu alandaki yeniliklerin önemli örneklerine sahne oldu. BPW, SAF-HOLLAND, JOST ve ZF gibi sistem üreticileri yeni ürünlerini tanıtırken DAF, Volvo Trucks ve MAN da farklı taşımacılık uygulamalarına yönelik aks ve araç konfigürasyonlarını duyurdu.

Ancak yeni teknolojilerin tamamı aynı üretim aşamasında bulunmuyor. Bazı çözümler seri üretime geçmişken bazılarının pazara sunulması 2027, 2028 veya daha sonraki yıllar için planlanıyor.

BPW: Yeni Teker Ucu Sistemiyle Üç Akslı Treylerde 100 Kilogramın Üzerinde Hafifleme

BPW, 14 Eylül 2026 tarihinde 9 tonluk treyler akslarına yönelik Wheelend ECO Pro teker ucu sistemini tanıttı.

120 mm ofsetli disk fren kullanılan aks uygulamaları için geliştirilen yeni sistem, üreticinin karşılaştırdığı önceki çözüme göre aks başına 20 kilogram ağırlık avantajı sağlıyor. Üç akslı bir treylerde bu değer toplam 60 kilograma karşılık geliyor.

Wheelend ECO Pro'nun Airlight II havalı süspansiyon ve LightTube taşıyıcı koluyla birlikte kullanıldığı konfigürasyonda ise toplam ağırlık avantajı aks başına 34 kilograma ulaşıyor. Böylece üç akslı bir treylerde 100 kilogramın üzerinde hafifleme elde edilebiliyor.

Bu değerler farklı konfigürasyonları ifade ediyor. Dolayısıyla 60 kilogramlık ve 100 kilogramın üzerindeki avantajların birbirine eklenmesi doğru değil.

Yeni sistemde biyonik tasarımlı teker göbeği ve fren diski, yeniden tasarlanan rulman düzeni ve bakım işlemlerini kolaylaştıran merkezi aks somunu kullanılıyor.

BPW, sürtünme kayıplarının azaltılması sayesinde yakıt tüketiminin de düşürülebileceğini belirtiyor. Ancak açıklanan bilgilerde bağımsız olarak doğrulanmış belirli bir yüzde yakıt tasarrufu bulunmuyor.

Üretici, kayıt koşuluyla Wheelend ECO Pro için kilometre sınırı olmaksızın sekiz yıllık garanti sunacağını açıklıyor.

Yeni sistemin küçük ölçekli üretimine 2027 yılında, seri üretimine ise 2030 yılında başlanması planlanıyor.

SAF-HOLLAND: FUSION Aks Ailesinde En Az 120 Kilogramlık Ağırlık Avantajı

SAF-HOLLAND, IAA Transportation 2026 kapsamında SAF FUSION adlı yeni aks ailesini tanıttı.

SAF FUSION, şirketin SAF INTRA ve SAF MODUL ürün ailelerini tamamlayan, 11 tona kadar aks yükü gereksinimi bulunan uygulamalar için geliştirilen bir çözüm olarak konumlandırılıyor.

SAF-HOLLAND'ın açıklamasına göre yeni aks ailesi, daha önce aynı uygulamalarda kullanılan SAF çözümüyle karşılaştırıldığında aks başına 40 kilogramdan fazla ağırlık avantajı sağlıyor. Üç akslı bir ünitede toplam hafifleme en az 120 kilograma ulaşıyor.

Sistem, Assali Stefen'in daha önce pazarda kullanılan aks konseptinin geliştirilmesi ve SAF bileşenleriyle birleştirilmesi esasına dayanıyor.

Yeni aks ailesinde patentli, bakım gerektirmeyen bir bağlantı çözümü bulunuyor. Üreticinin açıklamasında bu özellik aks ile aks borusu arasındaki bağlantıya ilişkin olarak tanımlanıyor. Bu, bütün aks ve fren bileşenlerinin bakım gerektirmediği anlamına gelmiyor.

SAF FUSION'un ilk uygulamalarında seri üretimin 2028 yılının ikinci çeyreğinde başlaması planlanıyor.

Açıklanan ağırlık avantajı, üreticinin teknik karşılaştırmasına dayanıyor. Türkiye'de bağımsız saha testleriyle elde edilmiş bir işletme tasarrufu sonucu olarak değerlendirilmemeli.

BPW: Road Condition Monitoring ile Treylerin Gerçek Kullanım Koşulları İzleniyor

BPW, 28 Ekim 2026 tarihinde Road Condition Monitoring (RCM) adlı yeni yazılım işlevini duyurdu.

RCM, BPW'nin iC Plus akıllı treyler yürüyen aksam platformunu tamamlayan bir özellik olarak geliştirildi.

Sistem, treylerin yalnızca katettiği kilometreyi değil, kullanım sırasında maruz kaldığı yük ve yol koşullarını da değerlendiriyor.

RCM, mevcut havalı süspansiyon sisteminden elde edilen basınç verilerini kullanıyor. Yol yüzeyindeki düzensizliklerin süspansiyon üzerinde oluşturduğu basınç değişimleri analiz edilerek yürüyen aksamın maruz kaldığı zorlanma belirleniyor.

Kat edilen mesafe farklı zorlanma sınıflarına ayrılıyor. Ayrıca aracın hafif, orta veya ağır yüklü olması da değerlendirmeye dahil ediliyor.

Bu veriler sayesinde treylerin kullanım geçmişi daha ayrıntılı biçimde analiz edilebiliyor.

BPW, yeni işlev için mevcut iC Plus altyapısına ek sensör veya kablolama gerekmediğini belirtiyor. Sonuçlar idem telematics'in Cargofleet 3 platformunda görüntülenebiliyor.

Sistemin özellikle bakım planlaması, araç kullanımının değerlendirilmesi ve ikinci el araçların geçmiş çalışma koşullarının incelenmesi açısından fayda sağlaması hedefleniyor.

Ancak RCM, yol yüzeyinin kalitesini doğrudan ölçen bir cihaz veya bütün mekanik arızaları önceden belirleyen bir sistem olarak tanımlanmamalı.

JOST: DCA One4All ile Disk ve Kampana Frenli Akslar Ortak Platformda

JOST, IAA Transportation 2026 kapsamında DCA One4All adlı yeni aks platformunu duyurdu.

DCA One4All'ın temel özelliği, disk frenli ve kampana frenli aks varyantlarını ortak bir teknik mimari altında birleştirmesi.

Bu yaklaşım, farklı fren gereksinimlerine sahip treyler uygulamalarında ortak bir ürün platformu kullanılmasına olanak sağlamayı amaçlıyor.

Modüler yapının, treyler üreticilerinin ürün konfigürasyonlarını yönetmesini kolaylaştırması beklenebilir.

Ancak üreticinin incelenen açıklamasında DCA One4All için sayısal olarak doğrulanmış bir ağırlık tasarrufu, yakıt tüketimi azalması veya bakım maliyeti avantajı belirtilmiyor.

Bu nedenle söz konusu özellikler ölçülmüş ekonomik sonuçlar olarak değil, platformun teknik tasarım yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir.

ZF: Elektrikli Tahrik Akslarında Daha Yüksek Tork ve Yeni Uygulamalar

ZF, IAA Transportation 2026'da elektrikli ticari araçlara yönelik tahrik sistemlerindeki gelişmelerini tanıttı.

Şirket, AxTrax 2 elektrikli tahrik aksında artırılan çıkış torkunun daha yüksek toplam araç-katar ağırlıklarına yönelik uygulama olanaklarını genişlettiğini açıkladı.

ZF'nin duyurusuna göre AxTrax 2'nin Çin'de üretimine başlanırken AxTrax 2 LF elektrikli portal aksı için Hindistan'da önemli bir şehir otobüsü siparişi alındı.

Şirket ayrıca CeTrax 2 dual elektrikli tahrik sisteminin Avrupa'da seri üretime geçişini duyurdu.

AxTrax 2, AxTrax 2 LF ve CeTrax 2 dual farklı ürünlerdir. Bu sistemlerin teknik özellikleri ve uygulama alanları birbirine karıştırılmamalıdır.

ZF, elektrikli tahrik sistemlerinde dijital durum izleme çözümlerini de geliştiriyor.

Özellikle AxTrax 2 LF için sunulan Health Check yazılımı, elektrikli tahrik bileşenlerinin durumunun uzaktan değerlendirilmesini ve olası sorunların erken belirlenmesini amaçlıyor.

Bu teknolojiler, elektrikli ticari araçlarda bakım ve güç aktarım sistemlerinin birlikte geliştiğini gösteriyor. Ancak farklı ürünlerin güç, tork ve verimlilik değerleri aynı araç uygulamasına aitmiş gibi kullanılmamalıdır.

DAF: Beş Akslı 10x4 Kamyonlarda 54 Tona Kadar Teknik Kapasite

DAF Trucks, IAA Transportation 2026'da XD ve XF modelleri için yeni beş akslı 10x4 kamyon konfigürasyonunu tanıttı.

Özellikle inşaat ve ağır hizmet uygulamalarına yönelik geliştirilen araçta iki yönlendirilebilir ön aks bulunuyor. Ön akslar için 8, 9 ve 10 tonluk seçenekler sunuluyor.

Arka bölümde ise iki tahrikli akstan oluşan tandem grubu ile kaldırılabilir ve yönlendirilebilir bir ilave aksın oluşturduğu 34 tonluk tridem yer alıyor.

DAF, bu araç için 54 tona kadar teknik azami yüklü araç ağırlığı açıklıyor.

Şirket, elektrikli kamyonlarında da yeni aks konfigürasyonları tanıttı.

Bunlar arasında yönlendirilebilir ilave akslı 6x2 çekiciler, 10 tonluk çift lastikli arka ilave aksa sahip 6x2 kamyonlar ve 19 veya 21 tonluk tahrikli tandem aks gruplarıyla donatılabilen 6x4 ve 8x4 modeller bulunuyor.

DAF'ın elektrikli araçlarında geliştirdiği yeni batarya yerleşimi de yük dağılımı açısından önem taşıyor.

Kabin altındaki batarya paketinin kaldırılması ve bataryaların daha geriye yerleştirilmesi sayesinde ön aks yükü yaklaşık 700 kilogram azaltılabiliyor.

DAF, belirli konfigürasyonlarda bu değişiklikle 2,5 tona kadar taşıma kapasitesi avantajı elde edilebildiğini belirtiyor.

Bu değer, aracın toplam boş ağırlığının 2,5 ton azaltıldığı anlamına gelmiyor. Avantaj, yük dağılımının iyileştirilmesi ve ilgili araç konfigürasyonunun teknik sınırlarıyla bağlantılı.

Ayrıca açıklanan 54 tonluk teknik kapasite, Türkiye'deki yasal taşıma sınırı olarak değerlendirilmemelidir.

Volvo Trucks: Elektrikli Kamyonlarda E-Aks ve Porya Redüksiyonlu Aks Teknolojileri

Volvo Trucks, 2026 yılında elektrikli ağır ticari araçlarına yönelik yeni tahrik ve aks çözümlerini duyurdu.

Şirketin uzun menzilli FH Aero Electric modelinde kullanılan e-aks teknolojisi, elektrikli tahrik bileşenlerinin yerleşimi sayesinde araçta daha fazla batarya kapasitesine alan açıyor.

Volvo, bu uzun menzilli araç konfigürasyonu için uygun koşullarda 700 kilometreye kadar menzil açıklıyor.

Şirket, 14 Eylül 2026'da ayrıca 80 tona kadar toplam araç-katar ağırlığına uygun farklı bir elektrikli ağır taşıma çözümünü tanıttı.

Bu uygulama, özellikle yüksek toplam ağırlıklarla çalışan kamyon ve römork kombinasyonları için geliştirildi.

Araçta porya redüksiyonlu akslar kullanılıyor. Bu akslar, ağır yük altında kalkış kabiliyetinin artırılması ve aks altında daha fazla yerden yükseklik sağlanması amacıyla tercih ediliyor.

Volvo'nun açıkladığı verilere göre araç, 64 ton toplam araç-katar ağırlığında 450 kilometreye kadar, 74–76 ton toplam ağırlıkta ise 420 kilometreye kadar menzil sunabiliyor.

Sistemde 640 kWh kullanılabilir batarya enerjisi bulunuyor.

Üretici, 680 kW MCS şarj gücüyle bataryanın yüzde 20'den yüzde 80'e yaklaşık 36 dakikada şarj edilebildiğini belirtiyor.

Yeni ağır taşıma çözümünün 2027 başından itibaren belirli Avrupa pazarlarında aşamalı olarak satışa sunulması planlanıyor.

700 kilometreye kadar menzil açıklanan uzun menzilli FH Aero Electric ile 80 tonluk ağır taşıma uygulaması farklı konfigürasyonlardır. Bu araçların teknik verileri tek bir modelin özellikleri gibi değerlendirilmemelidir.

MAN: Üç Akslı eTGX Çekicide 720 Kilometreye Kadar Menzil

MAN, yeni eTGX 6x2-4 elektrikli çekici konfigürasyonunda yedi batarya paketiyle 644 kWh'ye kadar batarya kapasitesi ve 720 kilometreye kadar menzil açıklıyor.

Bu menzil değeri, üreticinin belirttiği özel kullanım koşullarına dayanıyor.

MAN'ın açıklamasına göre söz konusu koşullar arasında 20°C ortam sıcaklığı, yüzde 60 yük, A sınıfı lastikler, tamamen otoyol kullanımı, yeni batarya, yardımcı güç çıkışının kullanılmaması ve bataryanın belirli deşarj aralığında çalıştırılması bulunuyor.

Dolayısıyla 720 kilometre, her yükte, her güzergâhta ve her hava koşulunda elde edilecek sabit bir menzil olarak değerlendirilmemeli.

Üç akslı eTGX çekici, özellikle yüksek beşinci teker yükü ve uzun yol taşımacılığı ihtiyaçlarına yönelik olarak geliştiriliyor.

MAN, yeni konfigürasyonun satışına Nisan 2027 başında, üretimine ise 2027 yazında başlamayı planlıyor.

Bu nedenle araç, 2026'da tanıtılan ancak yeni konfigürasyonunun seri üretimi henüz başlamamış bir çözüm olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye'de Nakliyecinin Cebine Etkisi Ne Olacak?

Yeni nesil aks teknolojilerinin Türkiye'deki taşımacılık sektörüne sağlayabileceği ekonomik katkı, kullanım alanına ve araç konfigürasyonuna göre değişiyor.

Ağırlık azaltan çözümler, özellikle yasal ağırlık sınırına ulaşan tanker, dökme yük ve ağır hizmet taşımacılığında daha fazla net yük taşınmasına katkıda bulunabilir.

Ancak treylerde elde edilen her kilogramlık hafifleme, bütün taşımacılık operasyonlarında aynı miktarda ilave yük taşınabileceği anlamına gelmiyor. Aks yükü sınırları, yük dağılımı ve taşınan ürünün özellikleri bu avantajı etkiliyor.

Bakım kolaylığı sağlayan yeni tasarımlar ise servis işlemlerinin daha verimli yürütülmesine yardımcı olabilir. Bunun gerçek maliyet karşılığının belirlenebilmesi için işçilik, yedek parça, bakım aralıkları ve araçların serviste geçirdiği süre gibi verilerin değerlendirilmesi gerekiyor.

Dijital izleme sistemleri, araçların çalışma koşullarını daha ayrıntılı değerlendirme imkânı sunuyor. Ancak bu sistemlerin sağladığı verilerin doğrudan belirli bir yüzde bakım tasarrufuna dönüştüğünü söylemek için bağımsız saha sonuçları gerekli.

Elektrikli tahrik aksları ve yeni aks konfigürasyonları da ticari araç tasarımında farklı olanaklar oluşturuyor. Bununla birlikte enerji tüketimi ve menzil yalnızca aks teknolojisine bağlı değil; batarya kapasitesi, araç ağırlığı, aerodinamik yapı, güzergâh ve kullanım koşullarıyla birlikte belirleniyor.

Türkiye'deki işletmeler açısından bu sistemlerin satın alma fiyatı, satışa sunulma tarihi, servis ve yedek parça desteği, yasal uygunluğu ve toplam sahip olma maliyeti belirleyici olacak.

2026 Aks Teknolojilerinde Üreticilerin Öncelikleri Farklılaşıyor

Üreticilerin açıkladığı gelişmeler karşılaştırıldığında, aks teknolojilerinde tek bir çözümün bütün taşımacılık ihtiyaçlarına yanıt vermediği görülüyor.

BPW'nin Wheelend ECO Pro sistemi, teker ucu bileşenlerinde ağırlık azaltma ve bakım kolaylığına odaklanırken SAF-HOLLAND'ın FUSION ailesi daha yüksek aks yükü gereksinimi bulunan uygulamalarda hafiflik avantajı sunmayı hedefliyor.

JOST'un DCA One4All platformu, disk ve kampana fren seçeneklerini ortak bir aks mimarisinde buluşturarak treyler üreticilerine farklı konfigürasyon seçenekleri sunmayı amaçlıyor.

BPW'nin Road Condition Monitoring çözümü ise mekanik tasarımın ötesinde, yürüyen aksamın gerçek kullanım koşullarının dijital olarak değerlendirilmesine odaklanıyor.

ZF, elektrikli tahrik akslarıyla güç aktarım sistemlerinin dönüşümünde yer alırken DAF, Volvo Trucks ve MAN yeni aks konfigürasyonlarını araçların taşıma kapasitesi, batarya yerleşimi ve kullanım gereksinimleriyle birlikte ele alıyor.

Bu teknolojilerin farklı amaçlara yönelik geliştirilmiş olması, üreticiler arasında yalnızca açıklanan kilogram veya ton değerlerine bakılarak doğrudan bir üstünlük sıralaması yapılmasını güçleştiriyor.

Yeni Teknolojilerde Seri Üretim Takvimi Belirleyici

2026 yılında tanıtılan aks teknolojilerinin tamamı aynı dönemde pazara sunulmuyor.

BPW, Wheelend ECO Pro için 2027 yılında küçük ölçekli üretim ve 2030 yılında seri üretim hedefi açıklarken SAF-HOLLAND, FUSION ailesinin ilk uygulamalarında 2028'in ikinci çeyreğini işaret ediyor.

ZF'nin bazı elektrikli tahrik çözümlerinde üretim başlamış durumda. MAN'ın yeni üç akslı elektrikli çekici konfigürasyonu içinse 2027 yılında satış ve üretim başlangıcı planlanıyor.

Bu farklılıklar, yeni teknolojilerin satın alma kararlarına etkisinin yalnızca teknik özelliklerine değil, pazara sunulma zamanlarına da bağlı olacağını gösteriyor.

Türkiye'deki nakliyeciler ve treyler üreticileri açısından yeni sistemlerin ülkeye hangi tarihte geleceği, hangi araçlarla uyumlu olacağı ve satış sonrası destek koşulları ayrıca önem taşıyor.

Sonuç: Dingilde Yeni Rekabetin Kazananını Gerçek İşletme Koşulları Belirleyecek

Ağır ticari araçlarda aks teknolojileri, 2026 yılında açıklanan yeniliklerle birlikte hafiflik, dijitalleşme, elektrikli tahrik ve farklı yük gereksinimlerine uyum ekseninde gelişmeye devam ediyor.

BPW'nin hafifletilmiş teker ucu çözümü, SAF-HOLLAND'ın yeni aks ailesi, JOST'un modüler platformu ve ZF'nin elektrikli tahrik sistemleri bu dönüşümün farklı yönlerini ortaya koyuyor.

DAF, Volvo Trucks ve MAN'ın geliştirdiği yeni araç konfigürasyonları ise aks sistemlerinin artık yalnızca mekanik bir bileşen olarak değil, aracın bütün tasarımını etkileyen önemli bir mühendislik unsuru olarak ele alındığını gösteriyor.

Ancak üreticilerin açıkladığı teknik avantajlarla taşımacıların gerçek işletme koşullarında elde edeceği ekonomik kazanımların birbirinden ayrılması gerekiyor.

Ağırlık avantajının ilave taşıma kapasitesine dönüşmesi, dijital izlemenin bakım maliyetlerini azaltması veya elektrikli tahrik sistemlerinin işletme giderlerine katkısı; araç konfigürasyonu, kullanım koşulları ve uzun dönem saha verileriyle değerlendirilebilecek konular arasında bulunuyor.

Aks teknolojilerinde yeni rekabetin kazananını yalnızca daha hafif, daha güçlü veya daha gelişmiş sistemler değil; bu teknolojilerin taşımacıya gerçek kullanım koşullarında sağlayacağı güvenilirlik, verimlilik ve ekonomik fayda belirleyecek.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz