Elektrikli Kamyonlarda Akıllı Aks Dönemi
İsveç'teki Chalmers Teknik Üniversitesi'nin 2026 tarihli doktora araştırması ve uluslararası bilimsel yayınlar, elektrikli ağır ticari araçlarda aks teknolojisinin geçirdiği dönüşümü ortaya koyuyor. Yeni nesil kontrol sistemleri, elektrik motorlarının ürettiği torku farklı tahrik aksları arasında dağıtarak enerji kayıplarını azaltmayı, menzili artırmayı, lastik aşınmasını yönetmeyi ve araç dengesini korumayı hedefliyor.
- | Kamyonum
Elektrikli Kamyonlarda Akıllı Aks Dönemi: Tork Dağılımı Enerji Tüketimini, Menzili ve Lastik Maliyetlerini Nasıl Değiştiriyor?
Araştırmalarda Eskişehir sürüş çevriminde karşılaştırılan yöntemlere göre %2–3, varsayımsal bir çevrimde ise %7'ye kadar enerji tasarrufu potansiyeli hesaplandı. Ayrı bir bilimsel çalışmada, yüksüz koşullarda %16,9, tam yüklü koşullarda ise %4,9 ortalama menzil iyileşmesi raporlandı. Sonuçlar belirli simülasyon ve laboratuvar doğrulama koşullarına dayanıyor.
Ağır Ticari Araçlarda Aksların Görevi Yeniden Tanımlanıyor
Ağır ticari araç teknolojilerinde son yıllarda yaşanan dönüşüm, yalnızca dizel motorların yerini elektrik motorlarının almasıyla sınırlı değil.
Elektrikli aktarma sistemlerinin gelişmesiyle birlikte araçların çekiş, frenleme ve hareket kontrolünün nasıl gerçekleştirileceği de yeniden ele alınıyor.
Geleneksel ağır ticari araçlarda motor gücü, şanzıman ve aktarma organları üzerinden tahrik akslarına iletiliyor. Araç konfigürasyonuna bağlı olarak bir veya birden fazla aks tahrik görevini üstleniyor.
Elektrikli ağır ticari araçlarda ise birden fazla elektrikli tahrik ünitesinin kullanılması, akslar arasındaki güç dağılımının elektronik olarak yönetilmesine olanak sağlayabiliyor.
Bu yaklaşım, farklı aksların değişen sürüş koşullarına göre farklı görevler üstlenebilmesini mümkün kılıyor.
İsveç'teki Chalmers Teknik Üniversitesi'nde 2026 yılında tamamlanan doktora araştırması, bu dönüşümün teknik ve ekonomik sonuçlarını inceliyor.
Sachin Janardhanan tarafından hazırlanan Minimising operational cost while ensuring safe motion for heavy vehicles with modular electric axles başlıklı çalışma, modüler elektrikli aks mimarilerinin enerji verimliliği, çekiş, frenleme ve araç güvenliği açısından nasıl optimize edilebileceğini araştırıyor.
Çalışmanın temel yaklaşımı, elektrikli aksların yalnızca tahrik bileşenleri olarak değil, aracın hareketini ve işletme maliyetini birlikte etkileyen sistemler olarak değerlendirilmesi.
Bir Aks Uzun Yol Verimliliğine, Diğeri Çekişe Odaklanabilir
Chalmers araştırmasının dikkat çekici yönlerinden biri, farklı elektrikli akslara farklı çalışma görevleri verilmesi.
Araştırmada önerilen modüler mimaride iki temel kavram öne çıkıyor:
Cruise axle – Seyir aksı: Uzun yol taşımacılığında sabit veya nispeten kararlı hızlarda yüksek verimlilik sağlamak üzere optimize edilen elektrikli tahrik aksı.
Startability axle – Kalkış ve çekiş aksı: Özellikle düşük hızlarda, ağır yük altında kalkışlarda ve zorlu eğimlerde yüksek çekiş kuvveti sağlayacak şekilde tasarlanan elektrikli tahrik aksı.
Bu yaklaşımda bütün aksların aynı motor gücüne, dişli oranına veya çalışma karakteristiğine sahip olması gerekmiyor.
Araştırma, elektrik motorlarının güç değerleri, dişli oranları ve akslar arasındaki koordinasyonun birlikte optimize edilmesiyle aracın farklı çalışma koşullarında daha verimli kullanılabileceğini gösteriyor.
Örneğin uzun ve düz bir otoyolda enerji verimliliği ön plana çıkarken, ağır yüklü bir aracın eğimli yolda kalkışında yüksek çekiş kuvveti daha önemli hale geliyor.
Bu iki ihtiyacın farklı tahrik aksları arasında paylaştırılması, elektrikli ağır ticari araçların tasarımında yeni seçenekler oluşturuyor.
Ancak bu sistemin bütün elektrikli kamyonlarda kullanıldığı veya bütün üreticiler tarafından aynı mimarinin tercih edildiği söylenemez.
Tork Dağılımı Neden Enerji Tüketimini Etkiliyor?
Elektrikli ağır ticari araçlarda tork, elektrik motorlarının tekerleklere ilettiği döndürme kuvvetini ifade ediyor.
Birden fazla elektrikli tahrik aksına sahip araçlarda, sürücünün talep ettiği toplam çekiş kuvveti farklı motorlar arasında çeşitli oranlarda dağıtılabiliyor.
Ancak elektrik motorlarının verimliliği bütün hız ve yük koşullarında aynı değil.
Motorun devir sayısı, ürettiği tork, çalışma sıcaklığı ve güç elektroniğinin özellikleri enerji kayıplarını etkileyebiliyor.
Bu nedenle toplam çekiş ihtiyacının bütün motorlara eşit dağıtılması, her koşulda en düşük enerji tüketimini sağlamayabiliyor.
Yeni kontrol algoritmaları, motorların çalışma koşullarını dikkate alarak torkun hangi aksa ne kadar aktarılması gerektiğini hesaplamayı amaçlıyor.
Böylece sürücünün talep ettiği hareket korunurken elektrik motorları ve aktarma organlarındaki kayıpların azaltılması hedefleniyor.
Bu yaklaşımın başarısı, aracın teknik mimarisine ve kullanılan kontrol stratejisine bağlı.
Türkiye Bağlantılı Araştırma: Eskişehir Sürüş Çevriminde %2–3 Tasarruf
2025 yılında Applied Thermal Engineering dergisinde yayımlanan Temperature-adaptive torque allocation for all wheel drive electric trucks başlıklı araştırma, elektrikli ağır ticari araçlarda motor sıcaklığının tork dağılımına etkisini inceledi.
Çalışmada toplam 370 kW güce sahip, dört tekerlekten çekişli bir elektrikli kamyon modeli kullanıldı.
Araştırmacılar, elektrik motorlarının sıcaklık değişimlerine bağlı verimlilik özelliklerini dikkate alan bir tork dağıtım yöntemi geliştirdi.
Bu yöntemde motorların elektriksel, manyetik, mekanik ve termal davranışları birlikte modellendi.
Yeni strateji, motorların değişen sıcaklıklardaki kayıp karakteristiklerini dikkate alarak torku akslar arasında dağıtmayı amaçlıyor.
Araştırmada Eskişehir sürüş çevrimi kullanılarak yapılan karşılaştırmalarda, geliştirilen yöntem iki farklı geleneksel kontrol yaklaşımına göre sırasıyla %2 ve %3'e kadar enerji tüketimi azalması sağladı.
Bu sonuçlar, belirli motor sıcaklıkları ve model koşulları altında hesaplandı.
Araştırmanın dikkat çekici yönü, motor sıcaklığının enerji verimliliği üzerindeki etkisini akslar arası tork yönetimine dahil etmesi.
Bununla birlikte Eskişehir sürüş çevriminin kullanılması, sonuçların Eskişehir'de gerçek trafik koşullarında çalışan bir kamyonda doğrudan ölçüldüğü anlamına gelmiyor.
Çalışma, tanımlanmış sürüş çevrimi üzerinden gerçekleştirilen modelleme ve simülasyon analizlerine dayanıyor.
%7 Enerji Tasarrufu Hangi Koşullarda Hesaplandı?
Aynı araştırmada farklı sürüş koşullarının enerji tasarrufu üzerindeki etkisi de incelendi.
Eskişehir sürüş çevriminde karşılaştırılan yöntemlere göre %2 ve %3'e kadar enerji tüketimi azalması hesaplanırken, varsayımsal başka bir sürüş çevriminde bu değerler sırasıyla %3 ve %7'ye ulaştı.
Bu ayrım önemli.
%7'lik tasarruf, gerçek yolda bütün elektrikli kamyonlarda ölçülmüş genel bir sonuç değil; araştırmadaki varsayımsal sürüş çevrimine ait hesaplanmış bir potansiyel.
Araştırma, enerji tasarrufunun yalnızca kullanılan kontrol algoritmasına değil, aracın çalışma koşullarına da bağlı olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla bu sonuçların farklı kamyon modellerine veya taşımacılık operasyonlarına doğrudan uygulanması doğru olmaz.
Yeni Araştırma: Yüksüz Kamyonda %16,9 Menzil İyileşmesi
Eylül 2026'da Control Engineering Practice dergisinde yayımlanan bir başka bilimsel çalışma, birden fazla elektrikli tahrik aksına sahip ağır ticari araçlarda tork yönetiminin menzile etkisini değerlendirdi.
Optimal torque management in multi E-axle heavy-duty electric vehicles for range extension başlıklı araştırmada iki aşamalı bir tork optimizasyon yöntemi geliştirildi.
Araştırmacılar, aracın talep ettiği çekiş kuvvetinin elektrikli tahrik sistemleri arasında daha verimli dağıtılmasını hedefledi.
Yeni kontrol yöntemi, geleneksel hız sabitleyici ve eşit tork dağılımı kullanan referans yöntemle karşılaştırıldı.
Simülasyon ve donanım-döngüde test sonuçlarına göre:
-
Yüksüz koşullarda ortalama %16,9 ± 5,0 menzil iyileşmesi,
-
Tam yüklü koşullarda ortalama %4,9 ± 3,1 menzil iyileşmesi
raporlandı.
Araştırmada yük taşıma verimliliği açısından da %10,5 ± 1,8 oranında iyileşme bildirildi.
Bu sonuçlar, aracın yük durumunun tork yönetiminden elde edilebilecek kazanımlar üzerinde önemli etkisi olduğunu gösteriyor.
Ancak verilen oranlar, bütün elektrikli kamyonların aynı ölçüde menzil kazanacağı anlamına gelmiyor.
Dijital İkiz ve Donanım-Döngüde Test Nedir?
Menzil araştırmasında kullanılan yöntemlerden biri, donanım-döngüde test olarak bilinen Hardware-in-the-Loop (HiL) yaklaşımıydı.
Bu yöntemde gerçek kontrol donanımı, aracın davranışlarını temsil eden bir dijital modelle birlikte çalıştırılıyor.
Araştırmada gerçek bir elektrikli kamyonun doğrulanmış dijital ikizi kullanıldı.
Kontrol algoritması, gerçek zamanlı donanım üzerinde çalıştırılarak farklı sürüş koşullarındaki davranışı değerlendirildi.
Bu yaklaşım, kontrol yönteminin gerçek zamanlı uygulanabilirliğini incelemek açısından önem taşıyor.
Ancak HiL testlerinin gerçek karayolunda yapılan uzun süreli filo testleriyle aynı şey olmadığı unutulmamalı.
Araştırmanın sonuçları, simülasyon ve laboratuvar ortamındaki donanım-döngüde doğrulama kapsamında değerlendirilmelidir.
Akıllı Akslar Frenleme ve Araç Dengesini de Etkiliyor
Elektrikli aks teknolojilerinin gelişimi yalnızca enerji tüketimini azaltmakla sınırlı değil.
Birden fazla elektrikli tahrik sistemine sahip araçlarda çekiş ve frenleme kuvvetlerinin dağılımı, aracın hareket davranışını da etkileyebiliyor.
Chalmers doktora araştırmasında bu nedenle enerji verimliliği ile araç güvenliği birlikte ele alındı.
Çalışmada elektrikli tahrik sistemleri ve sürtünmeli frenlerin koordinasyonu, lastiklerin yol ile temas koşulları ve aracın yönelme hareketi değerlendirildi.
Özellikle düşük tutunmalı yol yüzeylerinde, frenleme ve viraj alma gibi hareketlerin aynı anda gerçekleştiği koşullarda tork dağılımının güvenli biçimde yönetilmesi önem taşıyor.
Araştırmada model öngörülü kontrol yöntemleri kullanılarak aracın boylamsal hareketi ve yönelme davranışının belirli sınırlar içinde tutulması hedeflendi.
Böylece istenen hareketin gerçekleştirilmesi ile lastiklerin mevcut yol tutuş kapasitesinin aşılmaması arasında denge kurulması amaçlandı.
Bu tür kontrol yöntemleri, elektrikli tahrik sistemlerinin araç stabilitesine katkı sağlayabilecek yeni kullanım alanlarını ortaya koyuyor.
Ancak araştırmada geliştirilen kontrol stratejilerinin bütün ticari araçlarda standart olarak bulunduğu söylenemez.
Lastik Aşınması da Tork Yönetimine Dahil Ediliyor
Akıllı aks teknolojileriyle ilgili araştırmaların dikkat çekici alanlarından biri de lastik aşınması.
Ağır ticari araçlarda lastikler önemli bir işletme maliyeti oluşturuyor.
Lastik aşınması; yük dağılımı, aks geometrisi, sürüş koşulları, yol yüzeyi, lastik basıncı ve uygulanan çekiş ile frenleme kuvvetlerinden etkilenebiliyor.
Birden fazla tahrik aksına sahip elektrikli araçlarda torkun nasıl dağıtıldığı da lastiklere aktarılan kuvvetleri değiştirebiliyor.
Chalmers araştırmaları, enerji kayıplarıyla lastik aşınmasını aynı optimizasyon yaklaşımı içinde değerlendiren yöntemler geliştiriyor.
Bu yaklaşımda amaç, yalnızca elektrik tüketimini en aza indirmek değil, enerji ve lastik kullanımından kaynaklanan toplam işletme maliyetini birlikte yönetmek.
Bununla birlikte lastik aşınması ile enerji tüketimi arasında her zaman aynı yönde bir ilişki bulunmayabilir.
Enerji tüketimi açısından avantajlı bir tork dağılımı, belirli koşullarda lastik aşınması açısından en uygun seçenek olmayabilir.
Bu nedenle yeni kontrol yöntemlerinde farklı maliyet kalemlerinin birlikte değerlendirilmesi önem kazanıyor.
Araştırmalar, bu alanda yeni optimizasyon olanakları bulunduğunu gösteriyor. Ancak belirli bir tasarruf oranının bütün filo işletmelerinde elde edileceği sonucuna varmak için gerçek kullanım verilerine ihtiyaç bulunuyor.
Elektrikli Çekici Aksı ile Elektrikli Treyler Dingili Aynı Teknoloji mi?
Elektrikli ağır ticari araç teknolojilerinde birbirine karıştırılmaması gereken önemli bir ayrım bulunuyor.
Elektrikli çekicilerde kullanılan tahrik aksları ile elektrikli treyler dingilleri farklı uygulamalardır.
Çekicinin elektrikli tahrik aksı, aracın ana hareket sisteminin bir parçası olarak görev yapıyor.
Elektrikli treyler dingili ise kullanılan teknolojiye bağlı olarak treylerin hareketine destek sağlama, enerji geri kazanımı veya belirli yardımcı sistemlerin enerji ihtiyacını karşılama amacıyla tasarlanabiliyor.
Her elektrikli treyler dingili aktif çekiş sağlamak zorunda değil.
Benzer şekilde elektrikli çekicilerde kullanılan tork dağıtım algoritmalarının sonuçları, elektrikli treyler dingillerinin performansına doğrudan uygulanamaz.
Chalmers'ın 2026 doktora araştırması ve bu dosyada incelenen menzil çalışmaları, esas olarak birden fazla elektrikli tahrik sistemine sahip ağır araçların çekiş, frenleme ve hareket kontrolüne odaklanıyor.
Dolayısıyla bu araştırmalardaki enerji tasarrufu ve menzil kazanımlarını elektrikli treyler teknolojilerinin kanıtlanmış performansı olarak sunmak teknik açıdan doğru olmaz.
Türkiye'deki Ağır Ticari Araç Sektörü İçin Ne Anlama Geliyor?
Elektrikli aks teknolojilerindeki gelişmeler, Türkiye'nin ticari araç üretimi ve taşımacılık sektörü açısından da önem taşıyor.
Türkiye'de ağır ticari araç üreticileri, üstyapı imalatçıları, treyler üreticileri ve otomotiv tedarik sanayisi farklı aks ve aktarma sistemi teknolojileri üzerinde çalışıyor.
Elektrikli ağır ticari araçların yaygınlaşmasıyla birlikte mekanik aks tasarımının yanında elektrik motorları, güç elektroniği, yazılım, kontrol algoritmaları ve sistem entegrasyonu da önem kazanıyor.
Bu dönüşüm, üreticiler açısından yeni mühendislik ve tedarik olanakları oluşturabilir.
Nakliyeciler açısından ise elektrikli aks teknolojilerinin gerçek faydasını değerlendirmek için yalnızca motor gücü veya teorik menzil değerlerine bakmak yeterli olmayacak.
Aracın farklı yük koşullarındaki enerji tüketimi, çekiş performansı, frenleme davranışı, lastik aşınması, bakım gereksinimleri ve toplam sahip olma maliyeti birlikte değerlendirilmeli.
Özellikle Türkiye'nin coğrafi koşulları dikkate alındığında uzun otoyol güzergâhları, eğimli yollar, farklı iklimler ve değişken yük profilleri elektrikli ağır ticari araçların performansını etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
Eskişehir sürüş çevriminin bilimsel araştırmada kullanılmış olması, Türkiye açısından dikkat çekici bir bağlantı oluşturuyor.
Ancak bu çalışmanın sonuçlarını Türkiye'deki bütün ağır ticari araç operasyonlarına genellemek mümkün değil.
Gerçek işletme koşullarındaki kazanımların belirlenmesi için farklı güzergâhlarda ve yük durumlarında saha testlerine ihtiyaç bulunuyor.
KAMYONUM DEĞERLENDİRMESİ: GELECEĞİN AKSI YALNIZCA YÜK TAŞIMAYACAK
Ağır ticari araç teknolojilerinde yaşanan dönüşüm, aksların görevlerinin yeniden değerlendirilmesini beraberinde getiriyor.
Geleneksel araçlarda aksların temel görevleri arasında yük taşımak, çekiş ve frenleme kuvvetlerini iletmek ve araç hareketine katkı sağlamak bulunuyor.
Elektrikli tahrik sistemlerinin gelişmesiyle birlikte bu görevler daha kapsamlı elektronik kontrol sistemleriyle yönetilebiliyor.
Yeni araştırmalar, farklı aksların farklı sürüş koşullarına göre optimize edilmesinin enerji verimliliği, menzil ve işletme maliyetleri açısından potansiyel kazanımlar sağlayabileceğini gösteriyor.
Ancak bu teknolojilerin gerçek taşımacılık koşullarında ne ölçüde avantaj oluşturacağı, araç mimarisi, yük durumu, güzergâh, kontrol stratejisi ve bakım koşullarına bağlı olacak.
KAMYONUM DEĞERLENDİRMESİ: GELECEĞİN AKSLARI YALNIZCA YÜK TAŞIMAYACAK, ARACIN VERİMLİLİĞİNİ DE YÖNETECEK
Ağır ticari araç teknolojilerinde yaşanan dönüşüm, yalnızca motorların ve enerji kaynaklarının değişmesiyle sınırlı değil. Araçların en temel mekanik bileşenlerinden biri olan akslar da bu dönüşümün önemli bir parçası haline geliyor.
Geleneksel ağır ticari araçlarda aksların temel görevleri arasında yük taşımak, tekerlekleri desteklemek, yönlendirme ve tahrik kuvvetlerini aktarmak bulunuyor. Elektrikli ağır ticari araçlarda ise özellikle tahrik akslarının görevi, elektronik kontrol sistemleriyle birlikte daha kapsamlı hale geliyor.
Artık mühendisler yalnızca hangi aksın ne kadar yük taşıyacağını değil, hangi tahrik aksının hangi koşulda ne kadar tork üretmesi veya frenleme kuvvetine katkıda bulunması gerektiğini de değerlendiriyor.
İsveç'teki Chalmers Teknik Üniversitesi'nin araştırmaları ve ilgili bilimsel çalışmalar, akslar arasındaki tork dağılımının enerji tüketimi, çekiş performansı, araç dengesi ve lastik aşınması üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor.
Ancak araştırmaların sonuçlarını doğru yorumlamak gerekiyor.
Eskişehir sürüş çevrimi için hesaplanan %2–3 enerji tasarrufu, farklı bir varsayımsal çevrimde elde edilen %7'ye kadar tasarruf ve başka bir çalışmada yüksüz araç koşullarında raporlanan %16,9'luk menzil iyileşmesi, farklı modellerin ve karşılaştırma yöntemlerinin sonuçlarıdır.
Bu değerler, bütün elektrikli kamyonlarda aynı kazanımların elde edileceği anlamına gelmiyor. Ayrıca simülasyon ve donanım-döngüde doğrulama sonuçlarının gerçek taşımacılık operasyonlarında bağımsız yol testleriyle desteklenmesi gerekiyor.
Türkiye'nin Ticari Araç Sanayisi İçin Yeni Bir Teknoloji Alanı
Bu gelişmeler, Türkiye'nin ağır ticari araç üreticileri ve komponent sanayisi açısından da önemli bir araştırma ve geliştirme alanına işaret ediyor.
Elektrikli tahrik aksları, güç elektroniği, elektronik kontrol yazılımları, fren sistemleri ve araç dinamiği yönetimi, geleceğin ağır ticari araçlarında birbirleriyle daha yakın çalışan teknolojiler haline geliyor.
Türkiye'deki üreticiler ve tedarikçiler açısından bu dönüşüm, yalnızca yeni komponentlerin geliştirilmesiyle sınırlı değil. Araçların enerji verimliliğinin, güvenliğinin ve toplam işletme maliyetinin birlikte ele alınmasını da gerektiriyor.
Özellikle farklı dingil konfigürasyonlarına sahip ağır hizmet kamyonlarında, çekiş ve yük dağılımının doğru yönetilmesi önemli bir mühendislik konusu olmaya devam edecek.
Bununla birlikte elektrikli aks teknolojilerinin bütün taşımacılık uygulamalarında aynı ekonomik avantajı sağlayacağı varsayılamaz. Araç ağırlığı, yük, güzergâh, hız, dingil düzeni ve kullanım koşulları sonuçları değiştirebilir.
Nakliyeci İçin Asıl Kazanç Ne Olacak?
Nakliyeci açısından teknolojinin değeri, yalnızca teknik özellikleriyle değil, günlük işletme faaliyetlerine sağladığı katkıyla ölçülüyor.
Akıllı tork dağılımı sistemleri, uygun araç mimarilerinde enerji tüketiminin azaltılmasına, çekişin yönetilmesine ve lastik aşınmasıyla ilişkili maliyetlerin optimize edilmesine katkıda bulunabilir.
Ancak bu potansiyelin gerçek ekonomik karşılığını belirlemek için sistemin satın alma maliyeti, bakım gereksinimleri, güvenilirliği ve uzun dönemli performansının da değerlendirilmesi gerekiyor.
Kamyonum Dergisi olarak bu araştırmalardan çıkardığımız temel sonuç, ağır ticari araçlarda verimliliğin artık tek bir komponentin performansıyla açıklanamayacağı yönünde.
Motor, batarya, şanzıman, tahrik aksları, lastikler, fren sistemleri ve elektronik kontrol yazılımları birlikte çalıştığında aracın toplam performansı ortaya çıkıyor.
Geleceğin ağır ticari araçlarında asıl rekabet, yalnızca daha güçlü motorlar veya daha büyük bataryalar geliştirmek değil; mevcut gücü ve enerjiyi en doğru şekilde yönetebilmek olacak.
Bu nedenle aks teknolojilerindeki gelişmeler, ağır ticari araç sektörünün geleceğinde yakından izlenmesi gereken önemli mühendislik alanlarından biri.
Çünkü geleceğin kamyonunda önemli olan yalnızca ne kadar güç üretildiği değil, o gücün hangi tekerleğe, hangi koşulda ve ne kadar verimli aktarıldığı olacak.
KAMYONUM ÖZEL ARAŞTIRMA DOSYASI






YORUMLAR
Yorum Yap