YÜKSEKLİK BAHANE RANT ŞAHANE!
Bu sayıda yerimi, sektörün yaptığı çalışmalarla her zaman hakkını korumaya ve kollamaya çalışan temsilcisi Nizamettin Karadağ’a veriyorum. Anlattıkları önemli; sektöre her daim sıkıntı veren konular, biran önce çözülmesi gereken konular.
Söz kendisinde…
Ulaştırma Bakanlığı, 91 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm olanaklarını, sosyo- ekonomik altyapısını hiçe sayarak başına buyruk, son derece popülist, ülkemizin güncel koşulları ile bile örtüşmeyen, dünyada benzeri olmayan uygulamalarından bir tanesini daha yürürlüğe koydu.
08.11.2012 tarihinde “Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları” hakkında bir yönetmelik yayınladı. Aslında bu yönetmelik 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununda yazılı olduğu halde ülkemizin sosyo-ekonomik alt yapısı gereği bugüne kadar sorgulanmayan koşulların bir tekrarı mahiyetinde.
İşin ilginç tarafı ilgili Yönetmeliğin 5. maddesinin C bendinin 2. fıkrasında şöyle diyor; “Araçların imal tarihine bakılmaksızın yukarıda belirtilen boyutlar ve ağırlıklar uygulanır.” Biz bu filmi SRC mevzuatında da gördük. İlgili yönetmeliğe,” Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin yürürlük tarihi olan 25.02.2006 yılına kadar ağır vasıta ehliyeti olanlardan SRC aranmaz diye” bir madde ekleselerdi milyonlarca sürücü 11 TL almak için anlamsız evraklar hazırlamayacaktı.
Haziran 2004 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ABS uygulaması için bir yönetmelik yayınlar ama takip etmez. Gerekçe Türkiye’nin sosyo-ekonomik altyapısı. Ulaştırma Bakanlığı yapacağını yapar, 2009 yılında gene araçların imal tarihine bakılmaksızın ABS fren sistemini zorunlu kılar. Sonradan takılan ABS fren sisteminin sızdıracağı bilinmesine rağmen bir yabancı firmanın ABS beynini yaklaşık 300 bin araç için zorunlu kılar. Tanesi 1,000 ABD doları + KDV.
Gelelim konumuza 2918 tarihli Karayolu Trafik kanununda da yazıldığı gibi araçların azami yüksekliği 4 metre. Bu kanunun yayımlandığı 1983 yılında uluslararası dolaşımda olan high cube diye nitelendirdiğimiz konteynerler yok. Karayolu alt ve üst yapımız henüz uluslararası standartlarda değil. O günkü koşullarda hoş görmek mümkün. Bugün karayolu üstünde bulunan tüm köprülerin yerden azami yüksekliği 5 metre iken araçların yüksekliği neden 4 metre? Bunun bir mantığı varsa birisi çıksın söylesin.
Bu uygulamaların nedeni sektörümüzce malum Ulaştırma Bakanlığı’nın koridorlarını mesken seçen araç üreticileri, yedek parça üretici ve tedarikçileri ile treyler üretici ve tedarikçileri kendi menfaatleri doğrultusunda mevzuat çıkartmak için var güçleri ile çalışıyorlar. Taşımacılık sektörünün sözde temsilcileri de Bakanla, Müsteşarla kırk yılda bir görüştüm diye caka atarlar.
2000’li yıllarda da sektörümüz bu sendromu yaşadı. Sözde sektör temsilcilerinden umudunu kesen bir avuç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi bir çalışma grubu kurarak mevzuatın kısmen de sektör lehine esnetilmesini, en azında müktesep hakların korunmasını sağlamıştır. 24.02.2006 Ahmet Taner Kışlalı Spor salonunda düzenlenen yaklaşık 7 bin kamyoncunun katıldığı, 30 civarında parlamenterin iştirak ettiği toplantı Türkiye Taşımacılık tarihinde bir ilktir.
Taşımacılık esnafının sabrı tükenmiştir. Ülkemizde yöneticilerimizin bu denli popülist davranmalarını anlamak maalesef mümkün değil. Tabiî ki yenilikler mutlaka olmalı. Ülkemizin sosyo-ekonomik altyapısı ve milli ekonomik menfaatlerimiz gözetilerek geriye dönük olmamalıdır. Örneğin 01.07.2014 tarihinden sonra üretilecek yarı römorklarda belirli standartlar istenebilir. O zaman iyi niyet anlaşılır, aksi takdirde birilerinin zengin etmek için mevzuat değiştiriliyor algısı kaçınılmaz olur.
Devletimizin elinde, araçların yüksekliğinden dolayı oluşan mal ve can zayiatına neden olan kaç tane kaza var? Azami yüksekliği 4,80 cm’nin altında olan kaç tane köprümüz var? İmal tarihini dikkate almaksızın çıkarılacak yönetmelikten en az 300,000 bin yarı römork olumsuz etkilenecek. Bu konuda devletin elinde ne tür istatistikler mevcut? Belge alan araçlar bu konuda ölçü kabul edilemez. Belgesizler daha çoğunlukta… Kanıt sektör istememesine rağmen belgesiz taşımanın cezası 5,000 TL den 1,000 TL indirilmesi.
Umarım aklıselim hâkim olur, zor durumda olan taşımacılık esnafının sabrı daha fazla sınanmaz, yollara düşülmesi engellenir.
Bu vesile ile tüm sektörümüzün ve halkımızın mübarek ramazan ayının bolluk ve bereketli olmasını niyaz eder saygılarımı sunarım
Nizamettin Karadağ
Kamyoncu Kooperatifleri Derneği Başkanı
S. S. 88 No’lu Ova Koop. Başkanı
Evet sektör temsilcisinin mevzuat ve ilgili uygulamalara ilişkin bakış açısı ve yorumları bu şekilde… Yetkililerin konuya ılımlı ve olumlu yaklaşacaklarından şüphe duymak istemeyiz. Önemli olan ve olması gereken bu devletin her zaman vatandaşının yanında olması ve işini kolaylaştırması… Öyle değil mi?
Bir dahaki sayıya kadar hoşçakalın, hayırlı ramazanlar olsun… Bu kutsal ay tüm insanlığa barış, sevgi ve bereket getirsin. Hayat daha kolay ve daha keyifli yaşanır olsun… İnsanlar birbirini anlasın, hak herkesin hakkı olsun… Sadece güçlü olan değil hakkı olan kazansın… İnşallah
Söz kendisinde…
Ulaştırma Bakanlığı, 91 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm olanaklarını, sosyo- ekonomik altyapısını hiçe sayarak başına buyruk, son derece popülist, ülkemizin güncel koşulları ile bile örtüşmeyen, dünyada benzeri olmayan uygulamalarından bir tanesini daha yürürlüğe koydu.
08.11.2012 tarihinde “Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları” hakkında bir yönetmelik yayınladı. Aslında bu yönetmelik 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununda yazılı olduğu halde ülkemizin sosyo-ekonomik alt yapısı gereği bugüne kadar sorgulanmayan koşulların bir tekrarı mahiyetinde.
İşin ilginç tarafı ilgili Yönetmeliğin 5. maddesinin C bendinin 2. fıkrasında şöyle diyor; “Araçların imal tarihine bakılmaksızın yukarıda belirtilen boyutlar ve ağırlıklar uygulanır.” Biz bu filmi SRC mevzuatında da gördük. İlgili yönetmeliğe,” Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin yürürlük tarihi olan 25.02.2006 yılına kadar ağır vasıta ehliyeti olanlardan SRC aranmaz diye” bir madde ekleselerdi milyonlarca sürücü 11 TL almak için anlamsız evraklar hazırlamayacaktı.
Haziran 2004 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ABS uygulaması için bir yönetmelik yayınlar ama takip etmez. Gerekçe Türkiye’nin sosyo-ekonomik altyapısı. Ulaştırma Bakanlığı yapacağını yapar, 2009 yılında gene araçların imal tarihine bakılmaksızın ABS fren sistemini zorunlu kılar. Sonradan takılan ABS fren sisteminin sızdıracağı bilinmesine rağmen bir yabancı firmanın ABS beynini yaklaşık 300 bin araç için zorunlu kılar. Tanesi 1,000 ABD doları + KDV.
Gelelim konumuza 2918 tarihli Karayolu Trafik kanununda da yazıldığı gibi araçların azami yüksekliği 4 metre. Bu kanunun yayımlandığı 1983 yılında uluslararası dolaşımda olan high cube diye nitelendirdiğimiz konteynerler yok. Karayolu alt ve üst yapımız henüz uluslararası standartlarda değil. O günkü koşullarda hoş görmek mümkün. Bugün karayolu üstünde bulunan tüm köprülerin yerden azami yüksekliği 5 metre iken araçların yüksekliği neden 4 metre? Bunun bir mantığı varsa birisi çıksın söylesin.
Bu uygulamaların nedeni sektörümüzce malum Ulaştırma Bakanlığı’nın koridorlarını mesken seçen araç üreticileri, yedek parça üretici ve tedarikçileri ile treyler üretici ve tedarikçileri kendi menfaatleri doğrultusunda mevzuat çıkartmak için var güçleri ile çalışıyorlar. Taşımacılık sektörünün sözde temsilcileri de Bakanla, Müsteşarla kırk yılda bir görüştüm diye caka atarlar.
2000’li yıllarda da sektörümüz bu sendromu yaşadı. Sözde sektör temsilcilerinden umudunu kesen bir avuç Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi bir çalışma grubu kurarak mevzuatın kısmen de sektör lehine esnetilmesini, en azında müktesep hakların korunmasını sağlamıştır. 24.02.2006 Ahmet Taner Kışlalı Spor salonunda düzenlenen yaklaşık 7 bin kamyoncunun katıldığı, 30 civarında parlamenterin iştirak ettiği toplantı Türkiye Taşımacılık tarihinde bir ilktir.
Taşımacılık esnafının sabrı tükenmiştir. Ülkemizde yöneticilerimizin bu denli popülist davranmalarını anlamak maalesef mümkün değil. Tabiî ki yenilikler mutlaka olmalı. Ülkemizin sosyo-ekonomik altyapısı ve milli ekonomik menfaatlerimiz gözetilerek geriye dönük olmamalıdır. Örneğin 01.07.2014 tarihinden sonra üretilecek yarı römorklarda belirli standartlar istenebilir. O zaman iyi niyet anlaşılır, aksi takdirde birilerinin zengin etmek için mevzuat değiştiriliyor algısı kaçınılmaz olur.
Devletimizin elinde, araçların yüksekliğinden dolayı oluşan mal ve can zayiatına neden olan kaç tane kaza var? Azami yüksekliği 4,80 cm’nin altında olan kaç tane köprümüz var? İmal tarihini dikkate almaksızın çıkarılacak yönetmelikten en az 300,000 bin yarı römork olumsuz etkilenecek. Bu konuda devletin elinde ne tür istatistikler mevcut? Belge alan araçlar bu konuda ölçü kabul edilemez. Belgesizler daha çoğunlukta… Kanıt sektör istememesine rağmen belgesiz taşımanın cezası 5,000 TL den 1,000 TL indirilmesi.
Umarım aklıselim hâkim olur, zor durumda olan taşımacılık esnafının sabrı daha fazla sınanmaz, yollara düşülmesi engellenir.
Bu vesile ile tüm sektörümüzün ve halkımızın mübarek ramazan ayının bolluk ve bereketli olmasını niyaz eder saygılarımı sunarım
Nizamettin Karadağ
Kamyoncu Kooperatifleri Derneği Başkanı
S. S. 88 No’lu Ova Koop. Başkanı
Evet sektör temsilcisinin mevzuat ve ilgili uygulamalara ilişkin bakış açısı ve yorumları bu şekilde… Yetkililerin konuya ılımlı ve olumlu yaklaşacaklarından şüphe duymak istemeyiz. Önemli olan ve olması gereken bu devletin her zaman vatandaşının yanında olması ve işini kolaylaştırması… Öyle değil mi?
Bir dahaki sayıya kadar hoşçakalın, hayırlı ramazanlar olsun… Bu kutsal ay tüm insanlığa barış, sevgi ve bereket getirsin. Hayat daha kolay ve daha keyifli yaşanır olsun… İnsanlar birbirini anlasın, hak herkesin hakkı olsun… Sadece güçlü olan değil hakkı olan kazansın… İnşallah





