TREYLER PLAKASINA VERGİ!

Bir taraftan verdikleri taşımacılık hizmeti karşılığında kurumlar vergisi mükellefiyetlerinin yanı sıra bir de Motorlu Taşıtlar Vergisi’ni (MTV) ödeme yükümlülüğünü haksız bir uygulama olarak gören taşıma esnafı bir taraftan sahtekârlığın önüne geçme talebiyle treyler plakalarına da MTV getirilmesini öngören treyler üreticileri. Devleti çok memnun(!) edecek bu talep önümüzdeki günlerde gündemde nasıl yer bulacak hep birlikte göreceğiz.

 

Treder Başkanı Recep Serin treylerde sahteciliğin ve plaka taşımanın çok yaygın olmasından muzdarip olduklarını; bunu önleyebilmek için ise treylerlere vergi ve bandrol uygulaması yapılması gerektiği böylece sahteciliğin önüne geçilebileceğini ifade ederken UND konuya çok sert bir cevapla tepki koydu. Açıklamada “Derneğimiz uzun yıllardır sektörümüzün taşıma hizmetini yerine getirmek için kullandığı makineleri olan TIR araçlarına ödediği Motorlu Taşıtlar Vergisi’nden de (MTV) muafiyet talep etmektedir. Bilindiği gibi üretim faaliyetinde bulunan sanayi kuruluşları fabrikalarında kullandıkları makine ve ekipmanlara ayrı bir vergi ödememektedir. Sektör firmalarımız ise TIR araçları ile verdikleri hizmetlerden elde ettikleri gelirler üzerinden kurumlar vergisi öderken, bir yandan da bu hizmeti vermekte kullandıkları araçlara MTV ödemektedir. Bu durum sektörümüz için mali bir külfet iken, Sayın Başkan tarafından treylerlere getirilmek istenen ilave vergiye anlam verilememiştir.” denildi. Römork sayıları ile ilgili bilgi verilen açıklamanın detayında 55.634 adet çekici ve 66.000 adet römork ve yarı romörk bulunduğunun altı çizildi. Bu durumda taşımacılara çok ciddi bir ikinci maddi külfetin geleceği vurgulanırken bunun kabul edilemeyeceği de ifade edildi.

 

Bu talep kabul görür mü önümüzdeki günlerde değerlendirmeye alınır mı bilinmez ama tartışması uzayacak gibi… tabii bu noktada devletin konuya yaklaşımını almakta fayda var. Önümüzdeki günlerde konunun tarafları ile tekrar birebir görüşmeler yaparak durumu aktarmaya çalışacağız.

 

Tabii gönül ister ki hazırlanmış ve bir türlü yürürlüğe giremiyen mevzuatların hayat bulması! ADR gibi! Bu konudaki çalışmaların ve yatırımların gün geçtikçe değer kaybetmemesi. Mevzuatların süratle hayata geçirebilmesi mümkün olsa ardından sektörü daha da rehabilite edecek başka uygulamalar da tartışılabilir.

 

TÜVTÜRK verilerine baktığımızda 2012 yılında periyodik muayeneye gelen araçların hala % 34.8’ ilk kısmı muayenede emniyetsiz ve ağır kusurlu bulunuyor. Evet geçen yıla göre bir azalma söz konusu; bu oran geçen yıl % 36.6 idi. Yine de almamız gereken bayağ bir yol var gibi gözükmekte. Ayrıca İstanbul Bölge Müdürlüğü verilerine baktığımız da ise umut verici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Şöyle ki; 2012 sonu itibari ile 280.229 olan kayıtlı araç sayısı 1 şubat 2013 verileri gösteriyor ki 306.173’a çıkmış durumda! Bir ay içindeki kayıtlı araç sayısındaki hızlı artış denetimlerin başarısının ve etkisinin bir kanıtı olarak değerlendirilmeli. Yani bir şeyler oluyor ama her noktada tam değil! Bunu için hızlı ve etkili çözümler üretmeye devam….

 

2003 yılından beri düzene sokulmaya çalışılan taşımacılık sektörü kimse inkar edemez ki çok farklı bir noktaya geldi. Mutlaka bu değişim yıllar ve aylar bazında daha da hızlanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gelişim ve büyüme hızına yakışır bir hal alacaktır. Devlet ve STK’lar güçlü yapılarıyla birlikte çalışma prensiplerinden vazgeçmedikçe iyi şeyler görmeye devam edeceğiz inşalllah.

 

Mart baharın başlangıcı… yenilikler, değişimler, gelişmeler ve açılımlar bu aya yakışır olsun diyoruz ve herkese sağlık, para, huzur ve sevgi diliyoruz.

 

Hoşçakalın