Dünya Lojistik Koridorları Yeniden Şekilleniyor: Türkiye Küresel Ticaretin Yeni Merkezlerinden Biri Olabilir mi?
Küresel ticarette alternatif lojistik koridorlarının önemi artarken Türkiye, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Avrupa bağlantılarında stratejik konumuyla öne çıkıyor. Dünya Bankası'nın 2040 projeksiyonları, FIATA'nın yeni araştırması ve IRU'nun taşımacılık verileri, fırsatların yanı sıra altyapı, sınır geçişleri ve dijitalleşme ihtiyaçlarına dikkat çekiyor.
- | Kamyonum
Küresel ticaretin yeni rotaları Türkiye'yi öne çıkarıyor
Küresel ticaretin ulaştırma güzergâhları, jeopolitik gelişmeler, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, bölgesel güvenlik riskleri ve yeni altyapı yatırımları nedeniyle yeniden değerlendiriliyor. Asya ile Avrupa arasındaki geleneksel ticaret bağlantılarına alternatif oluşturabilecek koridorlar, uluslararası lojistik sektörünün gündeminde giderek daha fazla yer buluyor.
2026 yılında Dünya Bankası, Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu (FIATA), Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) tarafından yayımlanan çalışmalar, ulaştırma koridorlarının geleceğine ilişkin önemli bulgular ortaya koyuyor.
Araştırmalarda, yeni koridorların rekabet gücünün yalnızca fiziki altyapıyla belirlenmediği; transit süreleri, sınır geçişleri, taşıma maliyetleri, dijital belge sistemleri, aktarma kapasitesi ve operasyonel güvenilirliğin de belirleyici olduğu vurgulanıyor.
Türkiye ise Orta Asya, Avrupa ve Orta Doğu arasındaki konumuyla birden fazla uluslararası ulaştırma projesinin önemli bağlantı noktaları arasında bulunuyor.
Ancak uluslararası kuruluşların değerlendirmeleri, Türkiye'nin coğrafi avantajını ekonomik kazanıma dönüştürebilmesi için altyapı yatırımları kadar sınır ötesi iş birliği ve taşımacılık süreçlerinin verimliliğinin de önem taşıdığını gösteriyor.
Dünya Bankası: Orta Koridor'da 2040'a kadar dört kat büyüme potansiyeli
Dünya Bankası'nın 28 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı "Integration: World-Class Trade Logistics Along the Trans-Caspian Transport Corridor" başlıklı araştırma, Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru'nun ekonomik ve lojistik potansiyelini inceliyor.
Orta Koridor olarak da bilinen güzergâh, Orta Asya, Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Türkiye üzerinden Asya ile Avrupa arasında çok modlu taşımacılık bağlantısı sağlıyor.
Araştırma; Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Ermenistan'ı kapsayan dokuz ülkelik bir değerlendirme sunuyor. Ermenistan mevcut koridorun doğrudan bir parçası olmamakla birlikte, 2030'lu yıllarda kurulabilecek bağlantılar nedeniyle araştırmanın uzun vadeli analizine dahil ediliyor.
Dünya Bankası'nın değerlendirmesine göre stratejik altyapı yatırımlarıyla koridor üzerindeki ticaret hacminin üç katın üzerine çıkması ve taşıma sürelerinin yarıya inmesi mümkün görülüyor.
Altyapı yatırımlarının ticaret ve taşımacılık verimliliğini artıran reformlarla desteklendiği daha kapsamlı senaryoda ise koridor yük hacminin 2040'a kadar dört katına çıkabileceği, taşıma sürelerinin üçte iki oranında azalabileceği öngörülüyor.
Araştırmada, koridorun geliştirilmesiyle ilgili ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünde yüzde 3,3'lük artış ve yaklaşık 2 milyon ilave istihdam potansiyeli de hesaplanıyor.
Bu rakamlar mevcut gerçekleşmeleri değil, Dünya Bankası'nın 2040 yılına yönelik modelleme sonuçlarını ifade ediyor.
55 milyar doları aşan yatırım ihtiyacı
Dünya Bankası, koridorun geliştirilmesi için 2040'a kadar 25 milyar doların üzerinde fiziksel altyapı yatırımı gerektiğini hesaplıyor.
Bu yatırımların özellikle demir yolu ağları, limanlar ve bağlantı yollarına yönelmesi öngörülüyor.
Bunun yanında lojistik merkezleri, iç terminaller, demir yolu araçları, yük elleçleme ekipmanları ve dijital sistemler gibi tamamlayıcı alanlarda yaklaşık 30 milyar dolarlık ek yatırım ihtiyacı bulunduğu belirtiliyor.
Araştırmada dört temel öncelik öne çıkıyor:
-
Taşıma, transit ve ticaret verilerinin tek noktadan yönetilmesini sağlayacak dijital koridor sisteminin geliştirilmesi.
-
Demir yolu ve Hazar Denizi taşımacılığının uçtan uca koordinasyonunun güçlendirilmesi.
-
Koridor ülkeleri arasında ortak performans takibi ve operasyonel koordinasyon sağlanması.
-
Demir yolu, liman ve deniz taşımacılığı işletmelerinin verimliliğinin artırılması.
Dünya Bankası'na göre koridorun potansiyelinin gerçekleşmesi, sınır geçişlerindeki gecikmelerin azaltılmasına, belgelerin sadeleştirilmesine ve taşıma hizmetlerinin daha güvenilir hâle getirilmesine bağlı.
FIATA: Yeni dönemde koridorların operasyonel performansı belirleyici
FIATA, 6 Ekim 2026 tarihinde çok modlu ulaştırma koridorlarının değerlendirilmesine yönelik yeni bir kullanıcı rehberi yayımladı.
"User Handbook on Multimodal Transport Corridors" başlıklı yayının ilk inceleme konusu, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Orta Koridor oldu.
FIATA'nın çalışması, ulaştırma koridorlarını yalnızca yatırım ve altyapı açısından değil, doğrudan taşımacılık operasyonlarını gerçekleştiren freight forwarder şirketlerinin ihtiyaçları üzerinden ele alıyor.
Rehberde üç temel değerlendirme alanı bulunuyor: altyapı ve ağ kapasitesi, koridor hizmetlerinin performansı, ticaretin kolaylaştırılması ve düzenleyici ortam. Bunlara koridorun kesintilere karşı dayanıklılığı da ekleniyor.
Çalışmada taşıma kapasitesinin bulunabilirliği, transit sürelerinin güvenilirliği, belge gereklilikleri, operasyonel darboğazlar ve alternatif güzergâhların varlığı gibi unsurların lojistik planlamada belirleyici olduğu belirtiliyor.
FIATA'nın yaklaşımı, bir koridorun harita üzerinde daha kısa görünmesinin her zaman daha hızlı veya daha ekonomik taşıma anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
Gümrük işlemleri, terminal beklemeleri, aktarma süreçleri ve teslimat sürelerindeki belirsizlikler, toplam lojistik performansını doğrudan etkileyebiliyor.
Bu nedenle FIATA, lojistik koridorlarının değerlendirilmesinde altyapı yatırımlarının yanı sıra günlük operasyonların güvenilirliğine de odaklanılması gerektiğini vurguluyor.
UNECE: Türkiye'nin liderliğinde koridorların entegrasyonu için yeni çerçeve
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu'nun 8 Haziran 2026 tarihli açıklaması, Trans-Hazar ve Almatı–Tahran–İstanbul koridorlarının Avrupa ile Orta Asya arasındaki önemli kara bağlantıları arasında bulunduğunu ortaya koyuyor.
UNECE'nin OECD verilerine dayandırdığı açıklamaya göre, Trans-Hazar Koridoru'nda taşınan yük miktarı 2024 yılında yüzde 62 artarak 4,5 milyon tona ulaştı.
Bu veri 2024 yılına ait olup 2026 yılı taşımacılık hacmini ifade etmiyor.
UNECE açıklamasında, Türkiye'nin liderliğinde "İstanbul Stratejik Çerçevesi"nin kabul edildiği bildirildi.
Çerçeve, bölgesel ulaştırma koridorları arasındaki bağlantıların ve koordinasyonun güçlendirilmesini hedefliyor.
Ayrıca 2027–2028 dönemine yönelik çalışma programı üzerinde ilkesel uzlaşmaya varıldığı açıklandı.
Program kapsamında altyapı eksikliklerinin belirlenmesi, dijitalleşme, sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, transit tarifelerinin koordinasyonu ve operasyonel güvenilirliğin artırılması gibi alanlara odaklanılması öngörülüyor.
Dijital ikiz uygulaması gündemde
UNECE'nin açıklamasında dikkat çeken gelişmelerden biri de ülkelerin ulusal dijital sistemleri arasındaki uyumluluğun geliştirilmesi amacıyla dijital ikiz oluşturulmasının planlanması oldu.
Bu uygulamanın, farklı ülkelerin dijital sistemlerinin birlikte çalışabilirliğini analiz etmek ve test etmek amacıyla kullanılması hedefleniyor.
Böylece koridor ülkeleri arasında veri paylaşımının ve taşımacılık işlemlerinin daha uyumlu hâle getirilmesi amaçlanıyor.
UNECE, ulaştırma koridorlarının gelecekteki rekabet gücünün ülkelerin operasyonlarını ne ölçüde eş zamanlı yürütebildiğine, prosedürlerini uyumlaştırabildiğine ve sınır ötesi iş birliğini geliştirebildiğine bağlı olduğunu belirtiyor.
IRU: Türkiye, Orta Koridor ve Körfez bağlantılarında önemli konumda
Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği'nin 9 Eylül 2026 tarihli açıklaması, Türkiye'nin değişen ticaret koridorlarındaki rolünü özellikle kara yolu taşımacılığı açısından ele alıyor.
IRU Başkanı Radu Dinescu, Türkiye'de düzenlenen 11. Ekonomi ve Lojistik Zirvesi'nde yaptığı değerlendirmede, jeopolitik gerilimlerin ve geleneksel tedarik zincirlerindeki kesintilerin daha hızlı, esnek ve öngörülebilir taşıma alternatiflerine duyulan ihtiyacı artırdığını belirtti.
IRU'ya göre Türkiye, Orta Koridor üzerinden Avrupa ile Orta Asya ve Çin arasında bağlantı sağlarken Kalkınma Yolu ve Suriye güzergâhları üzerinden Irak, Orta Doğu ve Körfez ülkelerine erişim açısından da önemli bir konumda bulunuyor.
Irak güzergâhında 5 binin üzerinde TIR karnesi
IRU verilerine göre, 2025 yılından itibaren Irak güzergâhında 5 binin üzerinde TIR karnesi kullanıldı.
IRU'nun Irak ve Arar Sınır Kapısı üzerinden gerçekleştirdiği pilot TIR operasyonlarında Gaziantep'ten Riyad'a 3,9 günde, Medine'ye ise 3,7 günde yük taşındığı bildirildi.
Bu süreler belirli pilot operasyonların sonuçlarını gösteriyor; güzergâhtaki tüm taşımalar için geçerli ortalama transit süreleri olarak değerlendirilmemeli.
IRU ayrıca 2025 yılında yeniden faaliyete geçen Suriye koridorunda da 5 binin üzerinde TIR karnesi kullanıldığını açıkladı.
Suriye güzergâhının yeniden kullanılması, Türkiye ile Ürdün ve Körfez ülkeleri arasındaki kara yolu bağlantılarının geliştirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Hazar geçişinde eTIR dönemi
IRU'nun açıklamasına göre Temmuz 2026'da Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan arasında Hazar Denizi geçişini kapsayan ilk eTIR operasyonları gerçekleştirildi.
Bu gelişme, Orta Koridor üzerindeki taşımacılık işlemlerinin dijitalleştirilmesi açısından önemli bir adım olarak öne çıktı.
IRU, TIR sistemi, TIR yeşil hatları, TIR-EPD ve eTIR uygulamaları aracılığıyla sınır beklemelerinin ve gereksiz işlemlerin azaltılmasını destekliyor.
IRU'nun değerlendirmeleri, Türkiye'nin yeni lojistik koridorlardaki rolünde kara yolu taşımacılığının önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Kalkınma Yolu Projesi: Basra'dan Türkiye'ye yeni ticaret bağlantısı
Irak Kalkınma Yolu Projesi, Basra'daki Büyük Faw Limanı'nı kara yolu ve demir yolu bağlantılarıyla Türkiye'ye, buradan da Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyor.
Middle East Council on Global Affairs tarafından 23 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan "The Iraqi Development Road: A Promising Corridor amid Unresolved Fault Lines" başlıklı araştırma, projenin ekonomik potansiyelini ve karşı karşıya bulunduğu riskleri inceliyor.
Araştırmaya göre Kalkınma Yolu, Irak'ın bölgesel ticaretteki rolünü güçlendirme ve ülke içinde yeni ekonomik faaliyet alanları oluşturma potansiyeline sahip.
Proje kapsamında ulaştırma bağlantılarının yanında lojistik merkezleri, kuru limanlar, sanayi alanları ve ticari hizmet bölgelerinin geliştirilmesi de gündemde bulunuyor.
Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında Nisan 2024'te imzalanan dörtlü mutabakat, projeye yönelik bölgesel iş birliğinin önemli adımları arasında yer alıyor.
Ancak araştırma, projenin uygulanması önünde ciddi belirsizlikler bulunduğuna da dikkat çekiyor.
Bunlar arasında finansman, Irak'ın iç siyasi koşulları, güzergâh tercihleri, bölgesel güvenlik ve altyapı yatırımlarının koordinasyonu yer alıyor.
Araştırmada projenin toplam yatırım büyüklüğüne ilişkin yaklaşık 17–20 milyar dolarlık tahminlere değiniliyor. Bu tutar kesinleşmiş toplam harcama veya tamamlanmış finansman olarak değerlendirilmemeli.
Kalkınma Yolu'nun tamamlanması halinde Türkiye üzerinden Avrupa'ya yeni bir kara ve demir yolu bağlantısı oluşturulması hedefleniyor.
Ancak proje henüz tamamlanmış ve tam kapasiteyle işletilen bir uluslararası ulaştırma koridoru değil.
Türk kara yolu taşımacıları açısından yeni fırsatların ortaya çıkması, projenin ilerlemesine, sınır kapılarının kapasitesine, güvenliğe, geçiş düzenlemelerine ve rekabetçi taşıma koşullarının oluşturulmasına bağlı olacak.
İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi: Üç uluslararası koridor için önemli bağlantı
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın proje belgeleri, Türkiye'nin uluslararası demir yolu koridorlarındaki bağlantı kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi'ne ilişkin ayrıntıları ortaya koyuyor.
Proje kapsamında Çayırova ile Çatalca arasında yaklaşık 127 kilometrelik yeni bir demir yolu hattı planlanıyor.
Çift hatlı, elektrikli ve sinyalizasyonlu olması öngörülen hat, yolcu ve yük taşımacılığına hizmet verecek şekilde tasarlanıyor.
Demir yolunun İstanbul Boğazı'nı Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde bu amaçla ayrılmış alanı kullanarak geçmesi planlanıyor.
EBRD, projeyi İstanbul'dan geçen üç uluslararası demir yolu bağlantısı açısından önemli bir eksik halka olarak tanımlıyor.
Bunlar Trans-Hazar Orta Koridoru, Irak Kalkınma Yolu ve Türkiye–Avrupa Birliği bağlantısı.
EBRD proje belgelerinde Türkiye'ye 500 milyon avroya kadar kredi sağlanması önerisi yer alıyor.
Banka tarafından yayımlanan proje bilgilerine göre yatırımın amacı, İstanbul çevresindeki demir yolu kapasitesini artırmak, yük taşımacılığında demir yolunun payını güçlendirmek ve uluslararası lojistik bağlantıların verimliliğini geliştirmek.
4 Kasım 2026 itibarıyla EBRD'nin kamuya açık proje sayfasında yatırımın nihai değerlendirme sürecinin devam ettiği belirtiliyor.
Dolayısıyla proje, tamamlanmış bir demir yolu bağlantısı olarak değerlendirilmemeli.
Yeni hat, Türkiye'nin uluslararası koridorlar arasındaki bağlantı kapasitesini güçlendirebilecek önemli yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Koridoru: Alternatif güzergâhların önemi artıyor
Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC): Türkiye için yeni bir rekabet ve bağlantı alanı
Küresel lojistik ağlarının yeniden şekillenmesinde öne çıkan bir diğer girişim, Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC). Eylül 2023'te G20 Yeni Delhi Zirvesi kapsamında duyurulan proje, Hindistan ile Avrupa arasında Orta Doğu üzerinden yeni bir ticaret ve ulaştırma bağlantısı oluşturmayı hedefliyor.
IMEC, deniz yolu ve demir yolu taşımacılığını birleştiren çok modlu bir koridor olarak tasarlanıyor. Girişim kapsamında Hindistan'ın Körfez ülkelerine deniz yoluyla bağlanması, buradan demir yolu bağlantılarıyla Doğu Akdeniz'e ulaşılması ve Avrupa'ya yeniden deniz yoluyla geçilmesi öngörülüyor.
Koridorun iki temel bileşeni bulunuyor. Doğu koridoru Hindistan ile Arap Körfezi'ni, kuzey koridoru ise Körfez bölgesi ile Avrupa'yı birbirine bağlamayı amaçlıyor. Ulaştırma altyapısının yanı sıra enerji ve dijital bağlantıların geliştirilmesi de girişimin hedefleri arasında yer alıyor.
Türkiye, IMEC'in 2023 yılında duyurulan ana güzergâhında doğrudan yer almıyor. Bununla birlikte Türkiye'nin Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi alternatif güzergâhlardaki konumu, IMEC'i Türkiye açısından önemli bir karşılaştırma konusu hâline getiriyor.
IMEC'in gelişmesi, Asya–Avrupa ticaretinde yeni bağlantılar oluşturabilir. Ancak girişimin bütün bileşenleri tamamlanmış ve kesintisiz ticari işletmeye geçmiş bir koridor olarak değerlendirilmesi doğru değil. Bölgesel güvenlik koşulları, sınır ötesi altyapı bağlantıları, finansman ve ülkeler arasındaki koordinasyon, projenin gelecekteki performansını belirleyecek temel unsurlar arasında bulunuyor.
OECD'nin 5 Kasım 2026'da yayımlayacağını duyurduğu Measuring Connectivity across the India-Middle East-Europe Corridor başlıklı 120 sayfalık araştırma da bu açıdan önem taşıyor.
OECD'nin yayın öncesinde açıkladığı bilgilere göre araştırma, 40'tan fazla gösterge üzerinden ulaştırma altyapısını, ticaretin kolaylaştırılmasını, politika çerçevelerini ve koridorun bağlantı potansiyelini inceleyecek.
Çalışmanın dikkat çeken yaklaşımı, IMEC'in yalnızca tek bir güzergâh olarak değil, birbirini tamamlayan ulaştırma ve ticaret bağlantılarından oluşan daha geniş bir ağ olarak değerlendirilmesi.
Haziran 2026'da Middle East Institute tarafından yayımlanan analizde ise bölgesel çatışmaların ve siyasi anlaşmazlıkların IMEC'in başlangıçta öngörülen güzergâhındaki ilerlemeyi önemli ölçüde yavaşlattığı belirtiliyor. Analiz, Türkiye–Irak Kalkınma Yolu gibi alternatif bağlantıların da bu nedenle önem kazandığını ortaya koyuyor.
Türkiye açısından IMEC, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu nasıl değerlendirilmeli?
Türkiye'nin içinde bulunduğu Orta Koridor, Irak üzerinden geliştirilmesi planlanan Kalkınma Yolu ve Hindistan merkezli IMEC, farklı coğrafyalara ve ticaret bağlantılarına odaklanıyor.
Bu nedenle üç girişimi birbirinin doğrudan alternatifi olarak değerlendirmek her durumda doğru olmayabilir. Güzergâhlar bazı yük akışlarında rekabet edebilirken farklı taşıma bağlantılarında birbirini tamamlayabilecek potansiyele de sahip.
Türkiye açısından belirleyici konu, yeni ticaret ağlarının gelişmesiyle ortaya çıkacak yük hareketlerinin hangi güzergâhlara yöneleceği ve Türk lojistik sektörünün bu taşımacılık faaliyetlerinde nasıl konumlanacağı olacak.
8. Küresel koridor rekabetinde Türkiye'nin önündeki fırsatlar ve riskler
2026 yılında yayımlanan uluslararası çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, dünya lojistik sisteminde yalnızca yeni güzergâhlar oluşturulmadığı, mevcut taşıma ağlarının da daha dayanıklı, esnek ve entegre hâle getirilmeye çalışıldığı görülüyor.
Orta Koridor, Kalkınma Yolu, IMEC ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen geleneksel deniz taşımacılığı, farklı kapasite, maliyet ve transit süresi özelliklerine sahip.
Türkiye'nin bu süreçteki avantajları, Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi konumu, mevcut kara yolu taşımacılığı ağı, liman bağlantıları ve uluslararası transit taşımacılık deneyimi olarak öne çıkıyor.
Ancak koridorların rekabet gücünü yalnızca coğrafi konum belirlemiyor. Dünya Bankası, FIATA ve UNECE çalışmalarında da vurgulandığı üzere altyapı kapasitesi, sınır geçişleri, gümrük süreçleri, dijitalleşme ve operasyonel güvenilirlik önemli rol oynuyor.
Türk kara yolu taşımacıları açısından yeni koridorlar, liman ve demir yolu terminallerine bağlantı taşımaları, bölgesel dağıtım ve uluslararası transit operasyonlarda yeni iş fırsatları oluşturabilir.
Bununla birlikte demir yolu taşımacılığının güçlenmesi, bazı uzun mesafeli yüklerin kara yolundan demir yoluna kaymasına da yol açabilir. Bu nedenle sektör açısından yalnızca taşınan toplam yük miktarı değil, taşıma türleri arasındaki iş bölümü de önem kazanacak.
Sonuç: Türkiye'nin lojistik geleceğini yalnızca koridorların güzergâhı belirlemeyecek
2026 araştırmaları, Türkiye'nin Asya, Avrupa ve Orta Doğu arasındaki uluslararası ticaret bağlantılarında önemli bir konuma sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Dünya Bankası'nın Orta Koridor'a ilişkin büyüme senaryoları, FIATA'nın operasyonel performans değerlendirmeleri, UNECE'nin koridor entegrasyonu çalışmaları ve IRU'nun kara yolu taşımacılığına ilişkin verileri, ulaştırma altyapısıyla birlikte sınır ötesi iş birliğinin de geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kalkınma Yolu ve IMEC gibi projeler ise küresel ticarette alternatif güzergâh arayışlarının sürdüğünü gösteriyor.
Ancak planlanan yatırımların tamamlanması, transit sürelerinin iyileştirilmesi ve yeni güzergâhların düzenli ticari işletmeye geçmesi farklı süreçler gerektiriyor.
Türkiye'nin bu dönüşümden sağlayacağı ekonomik fayda; altyapı yatırımlarının uygulanmasına, lojistik hizmetlerin rekabet gücüne, sınır geçişlerinin verimliliğine ve uluslararası taşımacılık ağlarıyla kurulan bağlantıların niteliğine bağlı olacak.
Küresel lojistik koridorlarında önümüzdeki dönemin belirleyici sorusu, ticaret yollarının yalnızca hangi ülkelerden geçeceği değil, bu ülkelerin uluslararası yük taşımacılığında ne kadar hızlı, güvenilir ve rekabetçi hizmet sunabileceği olacak.
IMEC bölümü için doğrulanan temel kaynaklar: 2023 IMEC Mutabakat Metni · OECD 2026 araştırma duyurusu · Middle East Institute, Haziran 2026 analizi







YORUMLAR
Yorum Yap