​Garip İnsanoğlu

Literatür insanı şöyle tanımlıyor;” İnsan (taksonomik adıyla Homo sapiens Latince "akıllı insan" veya "bilen insan"), Homo cinsi içerisindeki yaşayan tek canlı türü. Anatomik olarak 200.000 yıl önce Afrika'da ortaya çıkmış ve modern davranışlarına 50.000 yıl önce kavuşmuştur.

Dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine sahiptir. Bu yetenekleri Dünya'daki diğer türlerden farklı olarak kullanış amacı geniş araç-gereç yapımına imkân sağlamıştır. Kendisinin farkında olması, rasyonelliği ve zekâsı, yüksek seviyede düşünmesini sağlayan özellikler insanı "insan" yapan nitelikler olarak sayılmaktadır.”

Ne güzel tanımlıyor değil mi; gelişmiş beyne, soyut düşünme yeteneğine sahip tek canlı. Kendinin farkında olan ve rasyonel düşünen tek canlı. Zekası yüksek seviyede olan tek canlı. Peki bu doğanın en güçlü örneği olan insanoğlu neden 200.000 yıllık süre zarfında gelişen özelliklerinin yanında asıl onu insan yapan sağduyu, şefkat, empati gibi değerleri yeteri kadar geliştiremedi. Neşe, minnettarlık, huzur, ilgi, umut, gurur, eğlence, ilham, huşu, aşk, şefkat gibi pozitif duyguları yerine nefret, öfke, korku, kıskançlık, üzüntü gibi negatif duyguları daha çok gelişti, diğerlerinin önüne geçti.

İnsanoğlunun bu dramatik gelişme sürecinde hayvan nesli farklı bir şekilde gelişimini sürdürdü. İnsanda olması gereken duyguları hayvanlarda görür olduk. Şefkat, koruma, kollama, affetme, sadakat gibi.

Ne acı! İnsanoğlu kendisine sunulmuş olan üstün özelliklerini hem kendi türünü hem de diğer türleri; hayvanları ve doğayı yıkmak için kullanır oldu! Birbirine düştü, yaktı yıktı, yok etti ve etmeye devam ediyor.

Geçen gün internette bir yazı dikkatimi çekti. Şöyle diyordu; “ Hayvanlar yaşadıkları yerleri tahrip etmezler. Lütfen bu ormanda ‘hayvan’ gibi davranın.” Şimdi desem ki biraz hayvanlardan örnek alalım, sanıyorum birileri beni linç eder! Ama inanın onlardan alacağımız çok ders var. Gözümüzü kör eden hırslarımızdan arınıp, bir gün nasılsa terk edeceğimiz bu dünyayı kendimize ve başkalarına zehir etmeden akıl ve duyguyu dengeleyerek yaşasak ne güzel olur değil mi? Çok mu hayalci? Bilmem…
Bu ayki yazı böyle!

Sevgi, şefkat, sağduyu, empati ve neşe sizden uzak olmasın.
Mutlu bir ay diliyorum.
Hoşçakalın