Yılların “Takograf” Hikayesi

Yıllardır bir takograf hikayesidir sürer gider… Nedir bu takograf? Ne işe yarar? Kime faydası vardır? Gerekli midir değil midir? Gerekliyse neden yıllardır bir sisteme oturtulamamıştır? Gereksizse neden birçok mevzuat ile şekillendirilmeye çalışılmaktadır? Bir menfaat hikâyesi midir? Birilerinin lüzumsuz yere canını yakacak; birilerine hak etmedikleri büyük bir rant sağlayacak bir düzen midir? Yoksa karayolu güvenliği için kullanılması gerekli bir sistem midir? Örnek aldığımız AB Ülkelerinde durum nedir? Anlayabilmek kolay değil. Konu kapsamlı ve uzmanlık gerektiriyor…

 

Şöyle bir bu hikayenin başlangıcına bakacak olursak; 1988 yılından beri ülkemizde ağır vasıtalarda takograf takılması ve kullanılması mecburiyeti konulmuş ve bu uygulama 24 yıldır mevzuatımızda yer almakta… Ancak, cihazların nasıl üretileceğine ilişkin devletin ortaya koyduğu teknik kriter bu tarihte çok zayıf olarak kaleme alındığından uygulama, ortaya çıkan cihazlar açısından sıkıntılı başlamış. Takograflara müdahale edildiği, denetimlerde standart olmayan bir çok takograf olduğu, bu ürünlere olan güven konusunda problemler yaşandığı söylenip durmuş. Bu problemlerin giderilmesi için Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında 2008 yılında başlatılan çalışmalar, gerek araç kullanma süreleri gerekse takografların teknik kriterleri açısından kapsamlı düzenlemelere temel olmuş. Bu çalışmalar, yayınlanan üç yönetmelikle 2012 yılında tamamlanmış. Yani, uygulamanın başlangıcından günümüze kadar, uzun yıllar boyunca konuyla ilgili devletin pek de sahip çıkmadığı problemli bir süreç yaşanmış. Getirilen yeni düzenlemelerle; takografların doğru ve güvenilir çalışması için nasıl, hangi periyodlarda kalibre edileceği, bu işleri yapması uygun görülen yetkili servislerin hangi bakanlık tarafından nasıl onaylanacağı, kullanılacak cihazların teknik özellikleri, güvenilir kabul edilmeyen ve halen kullanılan bazı takografların hangi zaman periyodunda yenileriyle değiştirileceği yüzlerce sayfalık hukuki metinlerle ortaya konulmuş.

 

Yeni düzenlemeler, ağır vasıta sahipleri ile sürücülerine, takograf üreticilerine ve denetim otoritesine bir çok yeni sorumluluk getirmekte. Bu arada AB ülkelerindeki duruma bakılacak olursa, onlarda bu konu 1950’ li yıllarda başlayıp 1980’ li yıllarda iyi bir yerlere gelmiş. 2006 yılında itibaren bilinen en gelişmiş takograf sistemi olan dijital takografa geçme kararı almışlar. Takograf konusu, AB Hukukunun son derece ayrıntılı hukuki düzenlemelerini içermekte ve titizlikle uygulanmakta. Amaç, ağır vasıta sürücülerinin izin verilen çalışma süreleri içinde ve aşırı hız yapmadan araç kullanmaları. Dolayısıyla, AB Ülkelerinde takograf, karayolu güvenliğini arttıran aynı zamanda sürücülerin, çalışma sürelerine bağlı insani koşullarda çalışmasını sağlayıcı sosyal hedefleri de olan bir sistem. Bizde, sözü edilen gelişmeler Batı ülkelerini geriden takip etmekle birlikte doğal olarak AB referanslı. Son yönetmeliklere göre; kullanımdaki bütün takografların yetkilendirilmiş servisler vasıtası ile kalibre edilmesi gerekiyor. Ayrıca, 2014-2018 arasında dolaşımdaki takografların güvenlik sorunu olmayan dijital takograflara dönüştürülmesi hedefleniyor.  Türkiye şartlarında şoförü ve sektör mensubunu mağdur etmemek ve uyumun sağlıklı bir süreçte gerçekleşmesini sağlamak adına bir takvim çerçevesinde ilgili hedefler belirlenmiş. Tabii bu arada sürecin oluşması birkaç bakanlığın koordinasyonunda gerçekleşiyor. Hangi bakanlıklar bunlar diyecek olursak; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ( Ulusal Takograf Otoritesi) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, (Tip Onayı Teknik Otoritesi) İçişleri Bakanlığı, (Denetim Otoritesi) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,… Bu dört bakanlık hazırlanan mevzuata katkıda bulunuyorlar. Bir de TOBB (Kart Verme Otoritesi) işin içinde yer alıyor.

 

Ancak yıllardır devam eden bu süreçte sürekli bir karmaşa; sürekli bir şikayet; sürekli bir memnuniyetsizlik hâkim. Neden böyle diye sorduğumuzda aldığımız cevaplar çok farklı! Kimi diyor ki bu bir rant işi, belli bir çevreye gereksiz büyük bir menfaat söz konusu, GEREKSİZ! Bunun karşılığında takograf üreticileri, servisleri ve bazı STK’ lar ise bu söyleme isyan ederek; madem öyleydi biz neden bu kadar yatırımın altına sokulduk; bizim günahımız ne? Eğer öyleyse onlarca mevzuat neden oluşturuldu? AB ülkelerinde niye sıkı bir şekilde uygulanıyor? Bu çabanın manası ne? şeklinde tepkilerini dile getiriyorlar.

 

Gelinen son noktada, geçtiğimiz aylarda yürürlük kazanan bazı mevzuat ile takografların Araç Muayene İstasyonları’nda ağır kusur kapsamında denetlenmemesi eleştirilmekte, sistemin mevzuata uygun işlemediği yönünde şikâyetler devam etmekte. Kamu ve özel sektör bir türlü konu hakkında anlaşıp mutabakata varamıyorlar.

 

Konunun öneminin altını defalarca çizmekte fayda görüyorum; ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının büyük çoğunluğunun ağır vasıtaların sebep olduğu kazalar olduğunu, hemen hemen hepsinin şoför hatalarından; uykusuz ve yorgun araç kullanılmasından ve aşırı hızdan kaynaklandığını bilen “sade” bir vatandaş olarak! Bu konunun taraflarca uygun bir takvim ve mutabakatla düzene sokulmasını; trafik kazalarının azaltılması sonucunu sağlayan, kamu menfaatleri ön planda olacak şekilde, tarafların mağdur olmayacağı bir modelle “düzene” sokulmasını canı gönülden diliyorum. Ve konuyu sizin için yakından takip edeceğimizi de belirterek bu konuyu şimdilik burada sonlandırıyorum.

 

Bir dahaki sayıya kadar kazasız belasız günler diliyorum.

 

Hoşçakalın