Bence ''Yolcu Kraldır!''
Otobüs sektörüne hizmet üretmeye başladığımdan beri dikkatimi çeken bir konu var... Bu da yapılan çalışmaların içeriğini, yoğunlukla üretilen araçların kullanım ekonomisi, fiyatı ve şoför konforuna ilişkin özellikler ve detayların oluşturması. Oysa ki bu araçların üretim amacı; verdiği hizmete uygun olarak taşıdığı yolcuya olabildiğince konforlu ve güvenli bir yolculuk olanağı sağlamak değil mi?
Üretilen araç ne kadar az yakarmış, şoför ne kadar rahat sürüş yapıyormuş, aracın sürüş esnasında rüzgar direncini azaltan dizaynı nasılmış, yerden yüksekliği vs ne kadarmış, motorunun özellikleri nelermiş, ne kadar ve kaç paraya satılıyormuş!!! Bunlardan yolcuya ne! Yolcu oturduğu koltuk rahat mı, yatar pozisyona getirildiğinde arkadaki yolcudan fırça yiyor mu, üst rafa eşyasını koyarken rahatça hareket edebiliyor mu, koridorda yürürken bir de boyu biraz alışılmıştan uzunsa oraya buraya toslamadan koltuğuna ulaşabiliyor mu, yolculuk esnasında sarsılmadan, motor gürültüsü, trafik gürültüsü olmadan seyahatini tamamlayabiliyor mu, sıcak yaz günlerinde terlemeden, soğuk kış günlerinde donmadan ayarında bir sıcaklık hissediyor mu, ya da bir semtten bir semte giderken bindiği otobüste ferah ferah gideceği yere ulaşabiliyor mu, engelliyse rahatça araca binip inebiliyor mu, aracın içinde güvenli bir şekilde ulaşmak istediği yere ulaşabiliyor mu... ve daha bir çok detay içeren ve doğrudan kendisini etkileyen unsurlara bakar. Ve bu da oldukça olağan ve olması gereken bir durumdur! Diğerleri önemsiz manası çıkarılmasın bu sözlerimden... Tabii ki onlar da çok önemli... Tabi ki onlar da bir noktadan sonra yolcuyu dolaylı da olsa etkileyen unsurlar. Ancak öncelik bence yukarıda ifade etmeye çalıştıklarımda olmalı. Ve bu nedenle üreticiler her zaman için "Yolcu Kraldır!" düsturuyla hareket etmeli ve öncelikle onu memnun etmeye çalışmalı diye düşünüyorum.
Bu düşüncem geçtiğimiz günlerde yaptığım Litvanya seyahatinde daha da pekişti. Isuzu her geçen gün artırdığı Avrupa pazarındaki performansına bizleri de tanık etti. Oldukça renkli geçen programda yerli müşterilerle yakın temas olanağı bulduk. Ve bir kez daha gördüm ki yolcunun nabzını tutan Litvanyalı müşteri de önceliği buna veriyor. Ve o da "Yolcu Kraldır! " diyor. Bu nedenle de beklentilerine eksiksiz cevap veren Isuzu markası araçları tercih ettiğinin altını çiziyor.
Sizce de doğrusu bu değil mi?
Sektörün genel durumuna bakınca ihracata yönelik faaliyetlerin her geçen gün arttığını ve markaların satış ağlarına yepyeni ülkeler katarak ilerlediklerini görüyoruz. İç pazardaki yavaş seyir karşısında üreticilere nefes aldıran ve umut veren bu gelişme bizler için de çok onur verici. Tabii bunu sağlayan yine insan aklı ve gücü. Markaların bünyesinde emek harcayan ve büyük bir gayretle işlerini yapan genç kadrolar bunu başarıyor. Genç ve dinamik bakış açısı alışılmışın dışına çıkma ve cesur adımlarla doğru bildiği yolda ilerleme becerisini daha rahat gösterebiliyor.
Isuzu seyahatinde bunu birebir gördük, birebir yaşadık. Doğru stratejiler ve adımlarla ilerlemek; pazarın taleplerini esnek bir bakış açısıyla kavramak ve anında çözüm üretmek bu genç yapının başarısı. İşte bu yaklaşım sayesinde daha doğru ve yerinde kararlarla marka başarısı da garantilenmiş oluyor.
Isuzu bunu başarıyor!
Ve bu genç arkadaşlar da benim gibi düşünüyor; onlar da "Yolcu Kraldır!" diyor.





