“Bi işe yarıyor mu?”
Bu kez yazımı bizim gibi hizmet üreten basındaki arkadaşlarıma ithaf ediyorum.
Önce değerli sektör firmalarına sormak istiyorum; biz layıkıyla hizmet üretip, sizlerin çalışmalarına bir nebze de olsa destek olabiliyor muyuz? Gereksinim duyduğunuz alanlarda mesajınızı gereken yerlere gerektiği şekilde ulaştırabiliyor muyuz? Yaptığımız özel haber ve çalışmalarla sektörün bilgilenme ihtiyacını karşılayabiliyor muyuz? Yani özetle yaptığımız iş “bi işe yarıyor mu?”
Eğer öyleyse; bazı firma ve markaları tenzih ederek söylüyorum, lütfen bizlere biraz daha kıymet verin, siz de bizi destekleyin, yanımızda olun, empati kurun, emeğimize ve çabamıza gereken değeri gösterin!
Bazen öylesi durumlarla karşılaşıyoruz ki şaşkınlık içinde bırakıp olmaz bu kadar dedirtiyor. Adeta bu işi yapma, yapsan ne olur, zaten sen nesin ki, benim dediğimi yapmak zorundasın tarzı yaklaşımlara muhatap kalıyoruz.
Hesaplama kriterleri nasıl olur dedirtiyor! Bazen elma ile armut toplanıyor. Bazen sizin fiyatlandırmanız bizi bağlamaz tarzı bir yaklaşım sergileniyor. Bazen de işine gelirse tutumu içine giriliyor.
Yapmayın arkadaşlar! Tek taraflı düşünmeyin. Diyoruz ya adalet duygusu herkese lazım. Bizi kendinizin yerine koyun. Siz ürün ve hizmet fiyatlandırmalarınızı hangi kriterlere göre yapıyorsunuz? Böylesi bir durumla karşılaştığınızda ne hissediyorsunuz?Size ne yapıldığında hoşunuza gitmiyor, nasıl yaklaşım bekliyorsunuz? İşte bunların cevabı bizim beklentilerimizi tanımlar nitelikte.
Biz de ticari işletmeleriz… Biz de gelir gider hesabı yapıyoruz… Biz de para kazanmak zorundayız… Bizim de işimize, kendimize, çalışanlarımıza karşı sorumluluklarımız var. Tüm bunlara saygı duyuyor ve duyulmasını arzu ediyoruz.
Dediğim gibi bu sektör içinde, birlikte omuz omuza bir mücadele sergiliyorsak bunun hakkını vermeliyiz. Kazan kazan oyunu oynayıp adalet duygusu ile hareket etmeliyiz.
Birbirimizden uzaklaştıracak tavırlar sergilemek yerine daha da yakınlaşacak şekilde davranmalıyız. Birlikteliklerimizden doğacak sinerjinin kıymetini göz ardı etmeden,empati yapabilmeliyiz.
Böyle olursa sanırım önce bizim için ama mutlaka sizin için de her şey daha güzel olacak.
İçimden geldi bu kez bunu yazdım. Umarım ufacık bir bakış, duygu, empati kazandırmıştır söylediklerim.
Başta da söylediğim gibi bazı marka ve firmaları tenzih ederek söylüyorum tüm bunları. Onlar kendilerini biliyor. Bu zorlu mücadelede onlar olmasa çoktan kulvar değiştirmiştik zaten. Onlara bir kez daha verdikleri destek, motivasyon ve güzel enerji için binlerce teşekkürler…
Daha güzel, daha verimli günlere diyerek yazımı sonlandırıyorum.
Bu arada kardeş sektöre yeni bir “can” kazandırıyoruz. “Otobüsüm”, yola çıkıyor.
Sevgilerimle
Önce değerli sektör firmalarına sormak istiyorum; biz layıkıyla hizmet üretip, sizlerin çalışmalarına bir nebze de olsa destek olabiliyor muyuz? Gereksinim duyduğunuz alanlarda mesajınızı gereken yerlere gerektiği şekilde ulaştırabiliyor muyuz? Yaptığımız özel haber ve çalışmalarla sektörün bilgilenme ihtiyacını karşılayabiliyor muyuz? Yani özetle yaptığımız iş “bi işe yarıyor mu?”
Eğer öyleyse; bazı firma ve markaları tenzih ederek söylüyorum, lütfen bizlere biraz daha kıymet verin, siz de bizi destekleyin, yanımızda olun, empati kurun, emeğimize ve çabamıza gereken değeri gösterin!
Bazen öylesi durumlarla karşılaşıyoruz ki şaşkınlık içinde bırakıp olmaz bu kadar dedirtiyor. Adeta bu işi yapma, yapsan ne olur, zaten sen nesin ki, benim dediğimi yapmak zorundasın tarzı yaklaşımlara muhatap kalıyoruz.
Hesaplama kriterleri nasıl olur dedirtiyor! Bazen elma ile armut toplanıyor. Bazen sizin fiyatlandırmanız bizi bağlamaz tarzı bir yaklaşım sergileniyor. Bazen de işine gelirse tutumu içine giriliyor.
Yapmayın arkadaşlar! Tek taraflı düşünmeyin. Diyoruz ya adalet duygusu herkese lazım. Bizi kendinizin yerine koyun. Siz ürün ve hizmet fiyatlandırmalarınızı hangi kriterlere göre yapıyorsunuz? Böylesi bir durumla karşılaştığınızda ne hissediyorsunuz?Size ne yapıldığında hoşunuza gitmiyor, nasıl yaklaşım bekliyorsunuz? İşte bunların cevabı bizim beklentilerimizi tanımlar nitelikte.
Biz de ticari işletmeleriz… Biz de gelir gider hesabı yapıyoruz… Biz de para kazanmak zorundayız… Bizim de işimize, kendimize, çalışanlarımıza karşı sorumluluklarımız var. Tüm bunlara saygı duyuyor ve duyulmasını arzu ediyoruz.
Dediğim gibi bu sektör içinde, birlikte omuz omuza bir mücadele sergiliyorsak bunun hakkını vermeliyiz. Kazan kazan oyunu oynayıp adalet duygusu ile hareket etmeliyiz.
Birbirimizden uzaklaştıracak tavırlar sergilemek yerine daha da yakınlaşacak şekilde davranmalıyız. Birlikteliklerimizden doğacak sinerjinin kıymetini göz ardı etmeden,empati yapabilmeliyiz.
Böyle olursa sanırım önce bizim için ama mutlaka sizin için de her şey daha güzel olacak.
İçimden geldi bu kez bunu yazdım. Umarım ufacık bir bakış, duygu, empati kazandırmıştır söylediklerim.
Başta da söylediğim gibi bazı marka ve firmaları tenzih ederek söylüyorum tüm bunları. Onlar kendilerini biliyor. Bu zorlu mücadelede onlar olmasa çoktan kulvar değiştirmiştik zaten. Onlara bir kez daha verdikleri destek, motivasyon ve güzel enerji için binlerce teşekkürler…
Daha güzel, daha verimli günlere diyerek yazımı sonlandırıyorum.
Bu arada kardeş sektöre yeni bir “can” kazandırıyoruz. “Otobüsüm”, yola çıkıyor.
Sevgilerimle





