Neden Euro 6? Nereye kadar kaçak yakıt?

Dün “Dünya Çevre Günü” nü kutladık. Çok ilginçtir ki;   1972 yılında İsveç’te Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan kararla kutlanmaya başlanan, böyle anlamlı bir günde çok şey söylendi çok şey yapılmaya çalışıldı. Ancak nereden bakarsak bakalım içimiz biraz buruktu. Çünkü samimi değildik. İnanın hala da değiliz. Zira Neyin? Neden? Ve ne kadar önemli olduğunun hala farkında değiliz. Unutmayın dostlar;
“Dünya bize atalarımızdan miras değil, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.” Her şey onların geleceği için. Onun için biraz buruk, biraz suçlu ama en çok da sorumlu hissettiğim için bu sayıda neden Euro 6? dedim.
 
  • Bu engin ufuklu konuyu ben biraz mesleki anlamda irdelemek istedim. Yani otomotiv. Zira çok basit bit matematikle, bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 m3 temiz havayı bir tek taşıtın sadece 10 dakikalık bir süre içerisinde tehlikeli hale dönüştürmekte olduğunu düşünürsek durumun önemini daha iyi anlayabiliriz. Yakıtların içerisinde HC ve S bulunur. Bunlar havadan alınan O2, N2, H2O ile yakılır. Yanma sonucunda N2, O2, H2O, CO2, CO, NOX, SO2 ve HC bileşenleri ortaya çıkıyor. Bu bileşenlerden bizler için önemli olanları CO, HC, NOx’dir. Yani egzoz gazları dediğimiz; doğalgaz, benzin, mazot, fuel-oil ya da kömür gibi yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan, egzoz ve baca yardımıyla atmosfere atılan gazlardır.
  • Bunlar içerisinde en tehlikelisi belki de karbon monoksittir. Karbonun tam olarak yanmaması sonucu ortaya çıkan, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Son derece zehirlidir. En önemli karbon monoksit kaynağı otomobil egzozlarıdır. Akciğerlerden kan dolaşımına katılan karbon monoksit, alyuvarlarda hemoglobine bağlanır ve vücut hücrelerine kan taşınmasını engeller.
  • Bunların ardından Nitrojen Oksitler gelir. Yani No x denilen. Azot oksitleri daha çok enerji santrallerinden ve motorlu araçların egzoz borularından yayılır. Bir azot oksit olan nitrojen dioksit (NO2 ) solunması kalp, akciğer ve karaciğer rahatsızlıklarına ve solunum yolu hastalıklarına yol açar. Ayrıca görme bozuklukları, solunum yolu rahatsızlıkları, kanser, kanın taşınmasının engellenmesi, kalp, akciğer ve karaciğer rahatsızlıkları (NOx), kemik, doku ve sinir sistemi rahatsızlıkları, parkinson, Alzheimer, zekâ geriliği gibi hastalıkları da beraberinde getirir.
 
Genellikle kent merkezlerindeki:
 
  • Karbon monoksit (CO) emisyonlarının %70-%90’ından,
  • Azotoksit (NO) emisyonlarının %40-%70’inden,
  • Hidrokarbon (HC) emisyonlarının yaklaşık % 50’sinden ,
  • Şehir bazında kurşun emisyonlarının %100’ünden özellikle motorlu taşıtlar sorumludur.
Yüksek miktarda egzoz gazı salınan bir şehirde, 90 gün yaşamak yaşlılarda genlerin davranışını değiştiriyor, hafıza ve mantık sorunlarını ortaya çıkarıyor. Bu kişiler zihinsel açıdan yaşıtlarına göre 5 yıl daha fazla yaşlanmakta. Yine yaşlılarda Alzheimer hastalığı riski artmakta, parkinson hastalığının olumsuz etkileri ise hızlanmaktadır.
Dünyanın çeşitli şehirlerinde farklı araştırma gruplarınca yapılan çalışmalar, yüksek oranda egzoz gazına maruz kalan çocukların zekâ testlerinde çıkan skorların, diğer çocukların skorlarına göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.
 
Dizel motorlardaki kirleticilerin önemli olanları:
·Karbon Oksitle: Yanma ürünleri arasında CO bulunmasının ana nedeni yeterli Oksijenin C(karbon) ile tepkimeye girememesidir.  Dizel motorlarında genellikle fakir karışım oranları ile çalışıldığından CO emisyonu düşük olmaktadır.
 
·Azot Oksitler: İçten yanmalı motorlarda yanma odasındaki sıcaklık 1800K’nin üzerine çıktığında, havanın içerisindeki azot ve oksijen kimyasal olarak birleşerek azot oksit denilen,insan sağlığına ve çevreye zararlı bir gaz haline dönüşür.
 
· Kükürtlü Bileşenler: Yakıtlarda kullanılan S(kükürt) yanma sırasında SO3 e dönüşür. Motor soğukken yoğuşan su buharı ile birleşir ve sülfürik aside (H2SO4) e dönüşür. Sülfürik asit, motor yağına karışarak motordaki segmanlar, yataklar gibi motor aksamını aşındırır ve motor ömrünü kısaltır.
 
·  Hidrokarbonlar: Yakıtın tam yanmaması ve yakıtın buharlaşması neticesinde ortaya çıkıyor.
 
·Aldehitler: Yakıt olarak kullanılan hidrokarbonların eksik yanması neticesinde emisyon olarak kısmen yanmış hidrokarbonlar yani aldehitler ortaya çıkar.
 
· Partiküller: İyi ayarlı bir benzin motoruna göre dizel motorlu taşıtlar daha fazla duman ve koku veren madde yaymaktadır.
 
Dizel motorlarında değişik işletme şartlarından kaynaklanan dört tip partikül emisyonlarına rastlanmaktadır.
 
Beyaz Duman: Soğuk havalarda görünen genellikle su buharıdır. Bu kirletici değildir.
Mavi Duman: Tam yanmamış yakıt veya bilhassa aşınmış motorlarda yağ zerreciklerinin oluşturduğu dumandır.
Siyah Duman: İs-Karbon parçacıklarının oluşturduğu dumandır. Tam yükte ve düşük hava/yakıt oranlarında ortaya çıkar.
Diğer Parçacıklar: Sülfatlar, yağlama yağı ve yakıt içindeki katkılardan gelen parçacıklardır.
Dizel motor yakıtı olarak kullanılan motorin genellikle C17H34 kullanılır. Hava ile karışan motorinden yanma sonucunda yanma ürünleri oluşur. Bunlar CO2,H2O ve N2 dir. Eğer yakıt çevrim sonucu tam olarak yanmamış ise bu bileşenlere ek olarak CO, HC, NOX, PM gibi ürünler de oluşur. Dizel motorlarda PM ve NOX emisyonlarının yüksek düzeyde, CO ve HC emisyonlarının ise daha az olduğu görülmektedir. Çünkü dizel motorlarda hava fazlalık katsayısı, benzinli motorlara göre daha yüksektir.
 
Araç sayısı her geçen gün hızla artmakta ve çevre kirliliğine yol açmaktalar. Son yıllarda bu artış oranı eskiye göre çok fazla. Araç sayısında ki büyük artış, bir çözüm üretmenin, bir yolun bulunması gerekliliğini gündeme getirdi. Çözüm olarak egzoz emisyonlarına standartlar çözülmesine karar verildi. Her bir aracın belli bir standartta çevreye egzoz gazı vermesi kararlaştırıldı. Bu standartlar her sene zorlaştırılıyor ve emisyon değerleri düşürülüyor.
Birçok ülke emisyon değerlerini azaltmayı amaçlayan Kyoto Protokolü’nü onayladığından, otomobil firmaları ve bilim adamları hava kirliliğinin azaltılması için çalışmalar yapıyor. Hava kirliliğini önlemek amacıyla motorlu araçlara getirilen AB ülkelerinin ardından,2009 yılından itibaren ülkemizde de zorunla hale geldi. Bunlara Euro normları diyoruz. Türkiye’de 2008 yılı itibariyle EURO 1 standartları geçerli olmaya başlamış, 2009 yılından sonra EURO-4 standartlarına geçilmiştir. Ülkemiz  euro standartlarına geç girmesinden ve Euro-2,Euro-3 normlarına geçişlerinin Avrupa’nın geride kalınmasından dolayı direk Euro-4 standartlarına geçilmiştir. Nitekim şimdi Euro 5 ve hatta artık Euro 6 gündemde. Avrupa Euro 6 normlarını kullanıyor. Bizde de Euro 5 uygulanıyor.
Bu kadar önemli bir konuda dünya çalışıp çabalarken, bizim ülkemizde radikal kararlar alınarak bazı uygulamalar yapılıp koruma tedbirleri geliştirilirken neden hala kaçak yakıt kullanımı sürüyor ? Buna yanıt bulmak cidden çok zor. Zaralarını saymakla bitiremediğimiz bu gazların salınımı sadece çiçek-böcek koruma amaçlı değil dostlar. Çiçeği-böceği önemsemeyenlere lafımız;
-ya çocuklarınız?
-ya bizim çocuklarımız?
Onların karınlarını doyurmak adına kullandığınız ucuz ama kötü yakıtlarla aslında ne büyük bir zarar verdiğinizin farkında mısınız? Geleceğe yönelik nasıl onarılmaz hasarlar verdiğinizin farkında mısınız?
Dikkat ederseniz; işin ticari boyutuna hiç girmiyorum. Hani haksız rekabet falan… Bugün orasında değilim. Onu da başka bir yazımda belirtirim. Ama inanın bu şekilde çocuklarımızın rızkını değil geleceklerinin kararmasına çalışıyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirasa da çocuklarımızdan ödünç aldığımız geleceğe de ihanet ediyoruz.
Zararın neresinden dönersek kardır…Daha da geç olmadan !