Kantarlarla İlgili Söz Ankara Valisi Sn Kemal Önal' da...
- | Kamyonum
Yine en yetkili ağızdan konuyu anlamak için Sayın Valimizin yanındayız…
- Sayın Vali’m bildiğiniz üzere kantarlar yani ağırlık denetim istasyonları 2006’nın Mayıs ayında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ ndan Ulaştırma Bakanlığı’na geçmişti. Ondan sonra da bu yılın nisan ayında bir kararla İl Özel İdareleri’ne devredildi. Tabii burada, alt yapısal bir devir değil hizmet alımına ilişkin bir devir söz konusu oldu. O süreçten bu güne kadar neler yaşandı, neler yapıldı.
Biliyorsunuz 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 8. maddesi ile Ulaştırma Bakanlığı’na verilen araçların ağırlık ve boyut kontrollerinin yapılması görevine ilişkin çeşitli toplantılar yapıldı. 20-22 Kasım 2006 tarihinde İl Valileriyle, 23-25 Kasım 2006 tarihinde İl Emniyet Müdürleriyle, 18 Aralık 2006 tarihinde de İl Jandarma Alay Komutanlarıyla bilgilendirme ve görüş alış verişi toplantıları yapıldı. Bu toplantılar sonucu kontrollerin yapılması işlemlerinin bölgesel olarak yerinde etkili, süratli ve sürekli bir hale getirilmesi için söz konusu yetkinin düzenlenecek protokollerle İl Özel İdareleri’ne devredilmesi ortak bir görüş olarak belirlendi. Bu alınan prensip kararları doğrultusunda, Ulaştırma Bakanlığı bir düzenleme yaptı. 2007’nin şubat ayının içinde gönderdiği bir yazı ile yapılması gerekenleri bize bildirdi. Biz de bu konuda, il çapında Genel Sekreterliği yetkili kıldık.
Ve Ulaştırma Bölge Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, ve Jandarma Komutanlığı yetkilileriyle il sınırlarımız içerisindeki gerekli denetimlerde kullanılabilecek sabit kantarlar, bundan sonra ihtiyaç duyulacak kantar tekliflerini de dikkate alarak yer tespitlerini, bunların sayılarını bir proje halinde belirtilmesini istedim. Arkadaşlarım süratle çalıştılar. İncelemeler ve tespitler sonucunda ilimizde bulunan üç adet sabit ve beş adet seyyar kantarın varlığı ortaya çıktı.
Ancak bunların Ankara için denetimlerde yetersiz olduğu, hatta çok yetersiz olduğunu gördük. Bu nedenle ilimizde bulunan altı ana giriş ve çıkış noktaları için ilave olarak beş adet daha sabit kantarın gerektiği ortaya çıktı. Mevsimsel olarak, özellikle tarımsal ve hayvansal ürünler ile yine belli dönemlerde yoğunlaşan kum, stabilize, taş vb alt yapı faaliyetlerinde bulunan köy yollarında büyük sıkıntılar yaşanıyor. Köy yollarında gerekli denetimleri yapmak için üç adet de seyyar kantar ihtiyacı ortaya çıktı.
“Son görüşmelerden sonra hizmet alımlarının tamamlanmasıyla sabit kantarların yılsonuna kadar devredilebileceğini öğrendik. Eş zamanlı gitmesi açısından seyyar kantarların da aynı süreçte devri gerçekleşecek.”
Ve Valiliğimizce, bunu mart ayında Ulaştırma Bakanlığı’na bildirdik. Yine 16 Martta Valiliğimiz ile Ulaştırma Bakanlığı arasında kontrollük işlemlerine dair bir protokol imzalandı. Ulaştırma Bakanlığı Mayıs 2007’de bir eğitim semineri düzenledi. Ve 15 Mayıs itibariyle denetimlerin başlatılması istedi. Ancak kantarların devri konusunda henüz arzu ettiğimiz bir çalışma olmadı. Özellikle sabit kantarların önümüzdeki iki, üç ay içinde Valiliğimize devredileceği, Ulaştırma Bakanlığı ile görevlilerimizin yapmış olduğu görüşmeler sonucu ortaya çıkmıştı. Ancak son görüşmelerden sonra hizmet alımlarının tamamlanmasıyla sabit kantarların yılsonuna kadar devredilebileceğini öğrendik. Eş zamanlı gitmesi açısından seyyar kantarların da aynı süreçte devri gerçekleşecek. Yani bu konuda top Ulaştırma Bakanlığı’nda.
“Çok güzel şeyler düşünüyoruz. Yeter ki bir an önce başlasın bu süreç”.
Yani biz özetle stratejik planımızı bu konuda hazırladık. Ben ayrıca bu kantarların kantar mahallerini -burası önemlidir- sadece yük taşımacılığı yapan vatandaşımızın, yük açısında kontrolünün yapılacağı yer olarak görmüyorum. Ben Kırklareli Valisi’yken, valiliğimin ilk yıllarında İstanbul-Edirne otoyolu yeni açılmıştı. O zaman bir proje geliştirmiştim. Şimdi onu bu kantar olayıyla bütünleştirip, yapacağız. Kamyoncu esnafı oraya geldiğinde hem yükünü kontrol ettirecek, gerekirse dinlenme ihtiyacının önemli bölümünü karşılayacak. Sağlık sorunu varsa orada giderecek. Trafik hizmetini orada alacak. Orası şoför için bir merkez haline gelecek. Bu merkezleri donanımlı hale getirirsek, turizm açısından, trafik kazalarında, ilk müdahale istasyonları olarak değerlendirilebilir. 112 servisiyle de bağlantı kurulup ambulanslar süratle hastanın, yaralının ayağına gidebilir. Çok güzel şeyler düşünüyoruz. Yeter ki bir an önce başlasın bu süreç.
O kantarları gidip, hiç gördünüz mü?
Tabii ki gördüm. Buraların revizyona ihtiyacı var. Bir kere ben, göstermelik yapılan her işe, her zaman karşıyım. Bir şey ya yapılır ya da yapılmaz. Eğer yapılacaksa, yapılmasını gerektiren bütün unsurların orada olması gerekir. Yapılmaması gerekiyorsa da tümden kaldırılmış olması lazım. Köhne, işe yaramayan işletmeler, devletin güç zafiyetini gösterdiği için bana hep tepki doğurmuştur. Beni en çok rahatsız eden çalışmayan kantarlardır. Bu beni üzen ender şeyler arasındadır. Orada yazar “2 km. sonra ağırlık kontrolü” diye. Özellikle bakarım, 2 km. sonra kapısına kilit vurulmuş metruk bir bina görürüm. Bunlar ya olmamalı ya da oluyorsa 24 saat çalışmalı.
“..bizim denetimimizde işler yürütülür.”
Peki, orada bir idari personel olacak, teknik ekip olacak, özel güvenlik olacak duruma göre polis ve jandarma olacak. Ve Ulaştırma Bakanlığı’nın yetkilisi olacak. Peki, orayı kim idare edecek?
Şimdi yetki bize devredildiği için İl Özel İdaresi’nden bu işleri toparlayacak bir kantar sorumlusunu oraya atarız. O yetki de Ulaştırma Bakanlığı tarafından bize verilir. Ve bizim denetimimizde de işler yürütülür.
“Asla ve asla karmaşa olmaz. Yeter ki bir işe birden fazla sorumlu koymayalım. Bu kantar işini artık Valilikler yürütecekse tek yetkili Valilik’tir.”
Ulaştırma Bakanlığı aslında oranın asıl sorumlusu olarak kendisini görüyor. Hatta verilecek hizmet karşılığında alınacak olan 5 YTL’nin denetimi konusunda da kendisini yetkili olarak görüyor. Dolayısıyla burada bir otorite karmaşası olmuyor mu?
Hayır, kesinlikle olmaz. İyi düzenlenen bir yerde otorite karmaşası olamaz. Özel İdare, başında Valinin bulunduğu bir yerel yönetim birimidir. Vali, ilde devletin ve hükümetin temsilcisi, her bakanın ayrı ayrı siyasi ve idari yürütme organıdır. Ulaştırma Bakanlığı’nın taşra teşkilatının başı da Vali’ dir. Taşra teşkilatını yürüten bir il müdürü vardır. Bu sistem sadece kantarlarla ilgili değil devletin yapısıyla da ilgilidir. Asla ve asla karmaşa olmaz. Yeter ki bir işe birden fazla sorumlu koymayalım. Eğer bir işin iyi yapılmamasını istiyorsanız onun başına iki kişiyi koyun, başarısızlık için başka hiçbir şeye ihtiyaç kalmaz. Buna eskiden söyle derlerdi ‘”yetki tecezzi kabul etmez”. Türkçesi; yetki bölünme kabul etmez… Bu kantar işini artık Valilikler yürütecekse tek yetkili Valilik’tir. Ulaştırma yetkilisi zaten Valinin emrinde çalışan bürokrattır.
“Biz bu işi aldık; en iyi şekilde yürütmek için gerekli çalışmaları da her zaman olduğu gibi yapacağız.”
Peki, Ulaştırma Bakanlığı hizmet alımıyla ilgili özel sektöre verilmek amacıyla ihaleler yapıyor. Bilgisayarlar için operatörler, yönlendirme yapacak personel, özel güvenlik; ayrıca Ulaştırma Bakanlığı’nın personeli, kontrol için jandarma ve polis. Yani İl Özel İdareleri’nin personeline ihtiyaç var mıydı?
Şimdi bu, İl Özel İdareleri’nin personeline ihtiyaç meselesi değil. Bu sorular esasında Ulaştırma Bakanlığı’nın yetkililerine sorulması gereken sorulardır. Ama ben yine de cevap vereyim. Örneğin, şimdi Ulaştırma Bakanlığı oturdu ve karar verdi, diyelim. Dedi ki; biz bunları taşra teşkilatımızın yeteri kadar yaygın olmaması nedeniyle yapamıyoruz. Yurt genelinde güzel bir örgütlenmesi olan Valilikler ve Özel İdareler bu işi yürütsün. Biz de bu işi aldık, en iyi şekilde yürütmek için gerekli çalışmaları da her zaman olduğu gibi yapacağız. Bunun çok benzer bir örnek köy hizmetleri konusunda yaşandı. Yıllarca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen hizmetlerde merkezi idarenin taşraya ulaşamaması nedeniyle çok büyük aksaklıklar yaşandı. En sonunda hükümetimizin almış olduğu reform niteliğindeki kararla Köy Hizmetleri kaldırıldı ve bütün teşkilatı mal varlığı ve personeliyle, İl Özel İdareleri’ne bağladı. Ve bundan sonra büyük bir sıçrama yaşandı. Gördüğünüz gibi KÖYDES gibi projeler buradan çıktı. Şu anda bu yüzümüzü ağartan bir seviyede gidiyor. Kantar konusu bizim için çok önemli olduğu kadar çok da basit bir iştir. Bütün arkadaşlarımız bunun altından kalkarlar. Yeter ki uygun bir devir işlemi yapılsın.
Sektör, son mevzuat değişikliklerinden sonra sistemin sağlıklı yürümesi için ağırlık denetimlerinin biran önce etkili bir şekilde başlamasını istiyor. Bu konuda böyle bir görüş var. Biz de bu nedenle bu sürecin takibini yapıyoruz. Ancak hemen aklımıza şöyle bir soru geliyor. Bu kantarlar, İl Özel İdareleri’ne verildiğinde, her İl Özel İdaresi’nin bu konudaki farklı inisiyatifleri bu konuda bir otorite karmaşası yaratmaz mı?
Kesinlikle yaratmaz. Çünkü kuralları koyan Ulaştırma Bakanlığı. Hangi yolda, hangi tip araçların, hangi ağarlık kapasitesiyle çalışacağını bizim dışımızda düzenlenmiş kurallar belirliyor. Biz yasaların bize verdiği yetkileri yurt genelinde aynı şekilde uygularız. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Yeter ki kurallar düzgün konsun.
Peki, bu devir işlemi tamamlandıktan sonra ne kadar süre sonrasında bu sistem sağlıklı bir şekilde işlemeye başlar?
Devir işlemi bittikten 2-3 ay sonra biz bunu bitiririz. Hemen çalışmaya başlarız …
Peki, son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sağolun. Özellikle karayolu taşımacılığında çok etkin bir yeri olan Kamyonum Dergisi aracılığıyla, alın teriyle para kazandığına yürekten inandığım ve ıssız yollarda karşılaştığımızda onları bir kurtarıcı olarak gördüğümüz değerli kamyoncularımıza başarılar diliyorum. Bol kazançlı günler diliyorum. Trafik kurallarına uygun iş yapmalarını diliyorum. Unutmasınlar ki ailelerinden, sağlıklarından önemli hiçbir şey yoktur. Yasalara uygun, kurallara uygun güzel seyirler diliyorum.
Biz de onların adına size teşekkür ediyoruz.






YORUMLAR
Yorum Yap