Göteborg'dan Net Mesaj: Volvo Trucks, Elektrikli Dönüşümü Hızlandırırken İçten Yanmalı Motorlara da Yatırımı Sürdürüyor
İsveç'in Göteborg kentinde düzenlenen Volvo Trucks 2026 Lansman Etkinliği, ağır ticari araç sektörünün geleceğine ilişkin önemli mesajlara sahne oldu. Kamyonum Dergisi'nin yerinde takip ettiği etkinlikte Volvo Trucks, yeni nesil elektrikli kamyonlarını, tamamen yenilenen motor platformunu ve 2040 net sıfır emisyon hedefi doğrultusundaki yol haritasını tanıttı.
- | Kamyonum
Volvo Trucks Experience Center'da gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan Volvo Trucks International Kıdemli Başkan Yardımcısı Per-Erik Lindström, sıfır emisyonlu taşımacılığa giden yolun tek bir teknolojiyle mümkün olmayacağını vurguladı.
Lindström, müşterilerin faaliyet alanlarına göre farklı çözümlere ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Tam elektrikli araçlardan alternatif yakıtlarla çalışan yüksek verimli içten yanmalı motorlara kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Sıfır emisyona giden yol düz bir çizgi değil. Bu dönüşümde müşterilerimizin ihtiyaçlarına en uygun çözümü sunmak zorundayız" dedi.
İKİNCİ NESİL ELEKTRİKLİ KAMYONLAR TANITILDI
Etkinliğin en önemli başlıklarından biri Volvo Trucks'ın ikinci nesil elektrikli ağır ticari araçları oldu.
Volvo FH Electric, FM Electric ve FMX Electric modellerinde gerçekleştirilen geliştirmelerle birlikte menzil, enerji verimliliği, sürüş performansı ve operasyonel verimlilik alanlarında önemli iyileştirmeler sağlandı.
Şirket tarafından paylaşılan verilere göre Volvo Trucks, 2019 yılından bu yana dünya genelinde 6 bin 400'den fazla elektrikli kamyon teslim etti. Bu araçlar bugüne kadar 50 ülkede toplam 400 milyon kilometrenin üzerinde operasyon gerçekleştirdi.
Volvo Trucks yetkilileri, elektrikli taşımacılığın artık yalnızca şehir içi dağıtım operasyonlarıyla sınırlı kalmadığını, daha uzun mesafeli ve ağır yük operasyonlarında da kullanılabilecek seviyeye ulaştığını ifade etti.
YENİ D13 MOTOR PLATFORMU SAHNEYE ÇIKTI
Lansmanın dikkat çeken yeniliklerinden biri de tamamen yeni geliştirilen D13 motor platformu oldu.
Volvo Trucks Güç Aktarma Sistemleri Ürün Müdürü Paul Bersta tarafından tanıtılan yeni platform, hem dizel hem de gazlı motor seçeneklerini aynı temel mimari üzerinde buluşturuyor.
Yeni motor ailesiyle birlikte yüzde 4'e varan yakıt tasarrufu sağlandığı belirtilirken, Volvo Trucks bu motoru şirket tarihinin en verimli içten yanmalı motor platformu olarak tanımlıyor.
Volvo yetkilileri, elektrikli araç yatırımlarına rağmen içten yanmalı motor teknolojilerinin önümüzdeki yıllarda özellikle uzun yol ve ağır yük taşımacılığında önemini koruyacağını vurguladı.
Alternatif yakıtlar arasında biyogaz, LNG, biodizel, HVO ve hidrojenin de yer aldığı ifade edilirken, hidrojenle çalışan içten yanmalı motorlar konusunda müşteri testlerinin devam ettiği bilgisi paylaşıldı.
2040 NET SIFIR HEDEFİ DEĞİŞMEDİ
Volvo Trucks Çevre Direktörü Lars Mårtensson ise şirketin sürdürülebilirlik stratejisini anlattı.
Mårtensson, küresel ekonomik ve siyasi belirsizliklere rağmen Volvo Trucks'ın 2040 yılı net sıfır emisyon hedefinden vazgeçmediğini söyledi.
Taşımacılık sektöründeki büyük müşterilerin ve Avrupa Birliği'nin de karbon nötr hedeflerini koruduğunu belirten Mårtensson, yeni motor platformunun sağladığı yüzde 4'lük yakıt tasarrufunun bu hedeflere ulaşmada önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
DİJİTALLEŞME VE YAZILIM DÖNEMİ
Göteborg'daki etkinlikte araç teknolojilerindeki dijital dönüşüm de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Özellikle Avrupa taşımacılık sektörünü yakından ilgilendiren Akıllı Takograf 2 uygulamaları, bağlantılı araç teknolojileri ve uzaktan yazılım güncellemeleri gündeme geldi.UN/ECE R156 regülasyonuyla birlikte araç yazılımlarının güvenli ve izlenebilir şekilde yönetilmesi zorunlu hale gelirken, Volvo Trucks yetkilileri uzaktan yazılım güncelleme sistemlerinin filolar için yeni fırsatlar oluşturduğunu belirtti.
Şirket, gelecekte araçların yalnızca mekanik değil aynı zamanda yazılım tabanlı platformlar haline geleceğine dikkat çekti.
ETS VE AVRUPA'DAKİ DÖNÜŞÜM
Etkinlikte Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) uygulamaları da değerlendirildi.
Karbon maliyetlerinin taşımacılık sektöründeki etkisinin giderek arttığını belirten Volvo Trucks yöneticileri, müşterilerin toplam sahip olma maliyetlerini azaltacak çözümler geliştirmeye devam ettiklerini ifade etti.
Yakıt verimliliği, elektrikli araçlar, alternatif yakıt teknolojileri ve dijital filo yönetimi sistemlerinin bu dönüşümün temel unsurları olacağı vurgulandı.
GELECEK ÇOKLU TEKNOLOJİDE
Göteborg'daki lansmandan çıkan en net mesaj ise ağır ticari araç sektörünün geleceğinin tek bir teknolojiye bağlı olmadığı oldu.
Volvo Trucks, elektrikli araçlar, yüksek verimli içten yanmalı motorlar, alternatif yakıtlar, hidrojen teknolojileri ve dijital çözümlerin birlikte kullanılacağı çoklu enerji stratejisinin sektörün geleceğini şekillendireceğini ortaya koydu.
Kamyonum Dergisi'nin Göteborg'da yerinde takip ettiği etkinlik, Volvo Trucks'ın hem sıfır emisyon hedeflerinden vazgeçmediğini hem de müşterilerinin mevcut operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak için geleneksel güç aktarma sistemlerini geliştirmeyi sürdürdüğünü gösterdi.
Volvo Trucks’un İsveç Göteborg’daki deneyim alanında, FH Electric Aero 6x2 çekici ile 48 ton yüklü kullanım deneyimi yaşadık.
8 bataryalı, 700 km'ye uzanan menzil ve 780 kWh akü sistemine sahip FH Electric Aero, yalnızca elektrikli taşımacılığın değil, toplam sahip olma maliyetinin de yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.
Kıvanç Kızılkaya: “Elektrikli, Dizel ve LNG’li Araçlar Uzun Yıllar Birlikte Var Olacak”
Marubeni Dağıtım ve Servis çatısı altında faaliyet gösteren Volvo Trucks Türkiye COO’su Kıvanç Kızılkaya, İsveç'te gerçekleştirilen test sürüşü sırasında Kamyonum Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Elektrikli taşımacılıktan toplam sahip olma maliyetine, sürücü konforundan geleceğin yakıt teknolojilerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Kızılkaya, sektörün geleceğinin tek bir teknolojiye bağlı olmadığını vurguladı.
Volvo FH Electric Aero 6x2 çekiciyi tanıtan Kızılkaya, aracın 8 batarya ile donatıldığını ve yaklaşık 780 kWh kapasiteye ve 700 km’ye ulaşan menzile sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Volvo Trucks olarak yalnızca elektrikli ya da yalnızca dizel araçlar üreten bir marka değiliz. Elektrikli, dizel, LNG, biyoyakıt ve gelecekte hidrojen destekli çözümler dahil olmak üzere farklı teknolojiler üzerinde çalışıyoruz. Müşterilerimize ihtiyaçlarına göre farklı alternatifleri aynı anda sunmaya devam edeceğiz.”
Güvenlik ve Verimlilik Volvo’nun Temel Değerleri
Volvo’nun 1927 yılından bu yana güvenliği en önemli önceliği olarak gördüğünü belirten Kızılkaya, yeni nesil araçlarda güvenlik sistemlerinin artık verimlilik ve yakıt ekonomisiyle birlikte çalıştığını ifade etti.
I-Save ve I-Roll sistemlerinin sürücü davranışlarından kaynaklanan yakıt tüketimi farklılıklarını minimize ettiğini belirten Kızılkaya:
“Araçtaki yakıt tüketimini belirleyen en önemli faktör sürücüdür. Volvo’nun geliştirdiği sistemler, daha önce kullanılan güzergâhları analiz ederek sürücünün gaz pedalı kullanımını optimize ediyor. Böylece araç yarı otonom şekilde en verimli sürüşü sağlayabiliyor.”
Görünmeyen Maliyet: Uptime
Kızılkaya’ya göre filoların en çok odaklandığı maliyetler ilk yatırım bedeli, yakıt gideri ve ikinci el değeri olsa da asıl kritik nokta aracın çalışır durumda kalma süresi.
“Bir aracın yolda kalma maliyeti bazen diğer tüm maliyetlerin iki-üç katına çıkabiliyor. Araç ne kadar çok çalışır ve ne kadar az serviste kalırsa o kadar fazla gelir üretir. Bu nedenle uptime, yani aracın çalışabilirlik süresi, toplam sahip olma maliyetinin en önemli unsurlarından biridir.”
Volvo’nun yaygın servis ağı ve hızlı servis süreçleriyle bu konuda önemli avantaj sunduğunu belirten Kızılkaya, araçların mümkün olan en kısa sürede tekrar yola döndürülmesinin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
Karbondioksit Avantajı ve Otoyol Tasarrufu
Yeni nesil Volvo araçlarının düşük karbon emisyonu sayesinde Avrupa’da bazı avantajlar sağladığını da vurgulayan Kızılkaya:
“Düşük emisyon belgeleri sayesinde bazı ülkelerde otoyol ücretlerinde avantaj elde edilebiliyor. Bu da toplam işletme maliyetlerini aşağı çeken önemli unsurlardan biri.”
48 Ton Yükle Sessiz ve Akıcı Sürüş
Test sürüşünde kullanılan 48 ton yüklü Volvo FH Electric Aero’nun performansına dikkat çeken Kızılkaya:
“Araç gerçekten yağ gibi akıyor. Sürücüyü yormayan, sessiz ve son derece konforlu bir sürüş sunuyor. Volvo’nun mühendislik yaklaşımı yalnızca motor gücüne değil, tüm bileşenlerin uyum içinde çalışmasına odaklanıyor.”
Dizel Araçlarda Yeni Nesil Motor Freni Yakıt Tüketimini de Azaltıyor
Volvo’nun yeni nesil dizel araçlarında motor freni gücünün 340 kW seviyesinden 470 kW’a çıkarıldığını belirten Kızılkaya, bunun yalnızca fren performansını artırmadığını söyledi.
“Motor frenindeki bu gelişim aynı zamanda yakıt tüketimini ve karbon emisyonlarını da azaltıyor. Egzoz enerjisinin daha verimli kullanılmasını sağlayarak aracın genel verimliliğine katkıda bulunuyor.”
Elektrikli Araçlarda Doğru Kullanım Ömrü Uzatıyor
Batarya teknolojilerinin her yıl geliştiğini belirten Kızılkaya, elektrikli araçlarda ideal kullanım aralığının yüzde 20 ile yüzde 80 şarj seviyesi olduğunu belirtti.
“Bataryaları sürekli yüzde 100 doldurmak veya tamamen boşaltmak yerine yüzde 20-80 aralığında kullanmak ömrünü uzatıyor. Üreticiler bugün 8 ila 10 yıl arasında bir batarya ömrü öngörüyor ancak kullanım şekli bu süreyi ciddi şekilde etkileyebiliyor.”
Sürücü Konforu da Bir Yatırım Kalemi
Kızılkaya’ya göre araç seçiminde sürücü konforu da en az yakıt ve bakım maliyetleri kadar önemli.
“Sürücü aracı ne kadar rahat kullanırsa o kadar verimli çalışır. Kabin konforu, koltuk ergonomisi ve yaşam alanı sürücünün performansını doğrudan etkiliyor. Bu da filonun toplam verimliliğine yansıyor.”
Avrupa’da Elektrikli Dönüşüm Hızlanıyor
Elektrikli ağır ticari araçların artık yalnızca bir pazarlama çalışması olmaktan çıktığını söyleyen Kızılkaya, son yıllarda işletme maliyetlerinin netleşmesiyle yatırımların hızlandığını belirtti.
Avrupa’daki ticari araçların yüzde 75’inin 300 kilometrelik operasyon alanında çalıştığını ifade eden Kızılkaya:
“Depodan depoya, limandan lojistik merkeze yapılan taşımalar elektrikli araçlar için son derece uygun. Uzun uluslararası taşımalarda ise dizel ve LNG çözümleri önemini koruyor. Bu nedenle Volvo olarak tüm teknolojilere yatırım yapmaya devam ediyoruz.”
“Bu Bir Ekosistem Meselesi”
Elektrikli dönüşümün yalnızca araç üreticilerinin sorumluluğunda olmadığını belirten Kızılkaya, devlet, tedarikçi ve lojistik firmalarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
“Lojistik sektörü, araç üreticileri, yakıt şirketleri ve kamu kurumları aynı ekosistemin parçaları. Biz sadece araç satan bir şirket değiliz. Müşterilerimizle birlikte doğru yatırımları planlayan, onların operasyonlarını geliştiren bir iş ortağıyız.”
Kızılkaya, Volvo Trucks’ın gelecekte de elektrikli, LNG’li, dizel ve hidrojen teknolojilerine yatırım yapmayı sürdüreceğini belirterek, sektörün dönüşümünün regülasyonlar, altyapı yatırımları ve müşteri ihtiyaçları doğrultusunda şekilleneceğini söyledi.






YORUMLAR
Yorum Yap