"BİZ KÖLEYİZ"
"Hepimiz bu vatanın insanıyız; kardeş, arkadaşız. Bizi bize düşürmeye çalışanlara izin vermeyelim. Sağ duyulu olalım, akıllı olalım, empati kuralım, birbirimizi anlamaya çalışalım. Esaretimize kendi gücümüzle son verelim!"
- | Kamyonum
“Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.”
Ne güzel söylemiş Voltaire! Belki ayağımızda prangalar, ellerimizde kelepçeler yok ama… Hepimiz bize dayatılan fikirlerin, anlayış ve inançların birer kölesi olmadık mı?
Kendi düşünce ve duygularımızı bir tarafa atıp bize dayatılan bu fikirlerin esareti altında yaşamıyor muyuz?
Peki, yaşadığımız kaosun asıl sebebi bizi köleleştiren sistem olabilir mi? Biz çözümü ararken problemi yaratana özgürlüğümüzü bahşetmiş olabilir miyiz?
Kim bizi kurtaracak? Bizi köleleştiren sistem mi yoksa bizzat kendimiz mi?
Bu kaosun içinde bize verilen mesajlara bir bakalım isterseniz, neler söylüyor…
Açık ya da kapalı verilen mesajlar hep şöyle değil mi: Taraf ol! Ezilmemek için ezmelisin! Ölmemek için öldür! Kazanmalısın, hep sen kazanmalısın! Hak ve hukuk sadece senin için bunu unutma! Senin bir şey düşünmene gerek yok! Ben senin için düşünürüm, sen benim dediğimi yap yeter!. Nefret et, düşman ol, dışla, hakaret et, izole et… Ki ben istediklerime kavuşayım!
Algımız kapanmış, duygularımız körelmiş; bizden beklendiği gibi yaşar olduk!
Farkında mıyız belki de nefretle dışladığımız, beddualarla hakaret ettiğimiz, ölsün istediğimiz, bizden değil dediğimiz; belki de komşumuz, okul arkadaşımız, mahallelimiz, memleketlimiz hatta asker arkadaşımız. Kardeşimiz!
Maalesef esaretimiz bunun farkında olmamızı engelliyor! Bizi birbirimize düşman belletiyor.
Yine aynı senaryolarla hazırlanmış oyunların ve kumpasın içinde debelenir olduk! Çünkü sistem bunu istiyor, bunu dayatıyor! Çünkü böylesi işine geliyor!
Her yerde bir dövüş, kavga, karışıklık, savaş. Dökülen kanlar, akan gözyaşları, umudunu yitirmiş insanlar… Gencecik çocuklarımız, masum halkımız, amacı belli olmayan (!) bir savaşa feda ediliyor. Sanal bir algı oluşturuluyor. Bölünüyoruz, parçalanıyoruz!
Ne olur bu oyunlara gelmeyelim… Bize dayatılan fikirlerin kölesi olmayalım.
Hepimiz bu vatanın insanıyız; kardeş, arkadaşız. Bizi bize düşürmeye çalışanlara izin vermeyelim. Sağ duyulu olalım, akıllı olalım, empati kuralım, birbirimizi anlamaya çalışalım.
Esaretimize kendi gücümüzle son verelim!
Bunları yaparsak her şey düzelir, güllük gülistanlık mı olur? Tabii ki hayır! Ama bazı şeyler de bu kadar kolay olmaz.
Ben vatanımın her köşesinde yaşamını sürdüren; hangi mezhebe, hangi dine, hangi etnik kökene, hangi ulusa mensup olursa olsun, tüm insanları bu ülkenin vatandaşı olarak görüyor ve tümünün benim sahip olduğum bütün haklara sahip olduğunu tereddütsüz kabul ediyorum.
Ve herkesin böyle düşünmesi gerektiği inancındayım.
Bu ülke hepimizin!
Unutmayalım
Ne güzel söylemiş Voltaire! Belki ayağımızda prangalar, ellerimizde kelepçeler yok ama… Hepimiz bize dayatılan fikirlerin, anlayış ve inançların birer kölesi olmadık mı?
Kendi düşünce ve duygularımızı bir tarafa atıp bize dayatılan bu fikirlerin esareti altında yaşamıyor muyuz?
Peki, yaşadığımız kaosun asıl sebebi bizi köleleştiren sistem olabilir mi? Biz çözümü ararken problemi yaratana özgürlüğümüzü bahşetmiş olabilir miyiz?
Kim bizi kurtaracak? Bizi köleleştiren sistem mi yoksa bizzat kendimiz mi?
Bu kaosun içinde bize verilen mesajlara bir bakalım isterseniz, neler söylüyor…
Açık ya da kapalı verilen mesajlar hep şöyle değil mi: Taraf ol! Ezilmemek için ezmelisin! Ölmemek için öldür! Kazanmalısın, hep sen kazanmalısın! Hak ve hukuk sadece senin için bunu unutma! Senin bir şey düşünmene gerek yok! Ben senin için düşünürüm, sen benim dediğimi yap yeter!. Nefret et, düşman ol, dışla, hakaret et, izole et… Ki ben istediklerime kavuşayım!
Algımız kapanmış, duygularımız körelmiş; bizden beklendiği gibi yaşar olduk!
Farkında mıyız belki de nefretle dışladığımız, beddualarla hakaret ettiğimiz, ölsün istediğimiz, bizden değil dediğimiz; belki de komşumuz, okul arkadaşımız, mahallelimiz, memleketlimiz hatta asker arkadaşımız. Kardeşimiz!
Maalesef esaretimiz bunun farkında olmamızı engelliyor! Bizi birbirimize düşman belletiyor.
Yine aynı senaryolarla hazırlanmış oyunların ve kumpasın içinde debelenir olduk! Çünkü sistem bunu istiyor, bunu dayatıyor! Çünkü böylesi işine geliyor!
Her yerde bir dövüş, kavga, karışıklık, savaş. Dökülen kanlar, akan gözyaşları, umudunu yitirmiş insanlar… Gencecik çocuklarımız, masum halkımız, amacı belli olmayan (!) bir savaşa feda ediliyor. Sanal bir algı oluşturuluyor. Bölünüyoruz, parçalanıyoruz!
Ne olur bu oyunlara gelmeyelim… Bize dayatılan fikirlerin kölesi olmayalım.
Hepimiz bu vatanın insanıyız; kardeş, arkadaşız. Bizi bize düşürmeye çalışanlara izin vermeyelim. Sağ duyulu olalım, akıllı olalım, empati kuralım, birbirimizi anlamaya çalışalım.
Esaretimize kendi gücümüzle son verelim!
Bunları yaparsak her şey düzelir, güllük gülistanlık mı olur? Tabii ki hayır! Ama bazı şeyler de bu kadar kolay olmaz.
Ben vatanımın her köşesinde yaşamını sürdüren; hangi mezhebe, hangi dine, hangi etnik kökene, hangi ulusa mensup olursa olsun, tüm insanları bu ülkenin vatandaşı olarak görüyor ve tümünün benim sahip olduğum bütün haklara sahip olduğunu tereddütsüz kabul ediyorum.
Ve herkesin böyle düşünmesi gerektiği inancındayım.
Bu ülke hepimizin!
Unutmayalım






YORUMLAR
Yorum Yap