TAŞIMACILIKTA KARTELLEŞME TEHLİKESİ
- | Kamyonum
Mali yeterlilikten bizim anladığımız bir işletmenin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için var olması gereken sermaye… Peki neden taşımacılık mevzuatımızda nasıl tam tersi taşımacılık isteyen bir yurttaşımız, Ulaştırma Bakanlığı’na müracaat ettiğinde 39 belge türünden birini beğenmek zorunda… Örneğin yurt içi nakliye organizatörlüğü yapmak isterse, bu günkü rakamlarla 194.143.00 TL belge ücretini ödemek zorunda. Bunun yanında “birkaç tane de araç almam” lazım derse, en azından bir de K1 belgesi almak zorunda. O da bu günkü koşullarda 12.942 TL; tabi bu araçların yaşları ve kayıtları, taşıt kartları bunlar da işin cabası, saymakla bitmez.
Sormak istiyorum; gerekli olan ve mali yeterlilik gereği istenmesi gereken işletme sermayesi bunun neresinde… Bu rakamlar her yıl 213 sayılı Vergi Kanunu gereği değerlendirilmektedir. 50 yıl sonra bir kişi taşımacı olmak için inanılması imkansız bir servet ödemek zorunda kalacaktır. Bu bilgiler ışığında bu kartelleşme değil de nedir? Bu sorunun cevabını tüm taşımacılık sektörü merak etmektedir.
Kamyonum Dergisi’nin düzenlediği Bölgesel Bilgilendirme Toplantılarının Sakarya Bölgesi toplantısında UND Başkanı Sayın Tamer Dinçşahin de “Mali yeterlilik konusunun istismar edildiğini ve belge ücretlerinin mali yeterlilik anlamına gelemeyeceğini” söylemişlerdi. Kendilerine teşekkür ediyorum. Fakat konu bir yanlış anlaşılma falan değil; tamamen bilinçli bir kısıtlamadır; adı konulmamış bir tehdittir.
Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri konuşmaya başlar başlamaz dedikleri ilk cümle “Bireysellikten kurumsallığa geçiş.” Sormak istiyorum Ulaştırma Bakanlığı’nın elinde taşımacılık sektörü ile ilgili ne kadar veri var? Belgesizleri saymayalım; taşımacılılarımızın dörde üçü bireysel. Bu ezici çoğunluğu dönüştürmek için ne kadar kaynak ayırdınız? Kurumsallaşmak isteyen bireysellere ne vaat ediyorsunuz? Ne tür kolaylıklar sağlayacaksınız? Örneğin kaç yıl vergiden muaf tutacaksınız? Kapasite tamamlama konusunda ne kadar kredi sağlayacaksınız? Bütün bunları şu anda taşımacılık yapanlar için söylüyorum; sektöre yeni girecek birisi için söylemiyorum.
Eğer yukarıdaki paragrafta sorduğum soruların karşılığı hiçbir şey veremiyoruz demekse; maalesef cevap hiçbir şey olacak. O halde Ulaştırma Bakanlığı bırakın sektöre yeni girecekleri. Sektörün içinden de yani mevcutlarda da bir indirime gitmek istiyor. O halde sorulması gereken en önemli soru sektörde kalmanın kriterleri ne? Taşımacılığımızın geleceği açısından bu sorunun mutlaka sorulması ve irdelenmesi gerekmektedir.
Şimdilik görünen hedef, bireysel taşımacılar açık bir şekilde hedeflerinin bireysellikten kurumsallığa dönüş olduğunu söylüyorlar. Bireyselleri hak etikten sonra sıra kime gelecek? İki aracı olanlara, üç aracı olanlara… Liste yukarıya doğru uzayacak. Belki de yüzer bin arabası olan, sayısı onu geçmeyen şirket kalacak. Ya bu şirketlerde kendi aralarında elemeye giderlerse ne olacak; işte kartelleşme buna denir.
Vakit erkenken bu yanlış uygulamanın önüne geçmek lazım. Hiç kimse bu şirketlerden biri ben olurum diye sevinmesin. Kartelleşmenin önüne geçilmek isteniyorsa bireysel kamyonculuğun savunulması gerekmektedir. Bireysel kamyonculuk aynı zamanda demokratik bir güçtür.
Karayolu Taşıma Yönetmeliği yayımlandı; kartelleşmenin önlenmesi anlamında bir düzenleme maalesef yok. Bireysel kamyoncuların müktesep hakları bu yönetmelilikle korunmuştur; bu anlamda bir sıkıntı yok.
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu gözden geçirilerek cezaların düşürülmesi ve belge ücretlerinin kanunla düzenlenmesi kanaatimce daha adil olacaktır.
Saygılarımla
Nizamettin Karadağ






YORUMLAR
Yorum Yap