"Daha da Teknolojik, Verimli ve Sürdürülebilir Bir Transbatur Oluşturacağız"
Transbatur Logistics 2. Nesil Yönetim Kurulu Üyesi Nurullah Dilmen ile bir araya gelerek, 2002 yılında temelleri atılan şirketin gelişim sürecini, hizmet yapılanmasını ve yatırım stratejilerini konuştuk. Bugün yaklaşık 700 kişilik kadrosu ve 200 adetlik güçlü filosuyla uluslararası ölçekte faaliyet gösteren Transbatur’un sektördeki konumunu ve kendisini farklılaştıran güçlü yönlerini Dilmen’den dinledik.
- | Kamyonum
“Yaklaşık 700 Kişiye İstihdam Sağlıyoruz”
2002 yılında bir aile şirketi olarak kurulan Transbatur’un, zaman içerisinde sektörün ve müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda daha kurumsal ve profesyonel bir yapıya dönüştüğünü belirten Dilmen, şirketin bugün ulaştığı noktaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu; “Bugün geldiğimiz noktada yaklaşık 700 kişiye istihdam sağlayan, güçlü organizasyon yapısı ve altyapısıyla uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir lojistik şirketiyiz.”
Transbatur’u sektörde farklılaştıran en önemli unsurlardan birinin, meslekte 40 yıllık tecrübeye ulaşmış bir kadro tarafından yönetilmeleri olduğunu ifade eden Dilmen, ekibe dahil olan çalışma arkadaşlarını da aynı tecrübe ve hizmet anlayışı doğrultusunda yetiştirdiklerini kaydetti. Bu yaklaşımın sonucunda güçlü operasyon kabiliyetlerinin, taşıma sonrası hizmetlerinin, ulaşılabilirliklerinin, iletişim güçlerinin ve finansal yapılarının öne çıkan özellikleri arasında yer aldığını vurguladı.

“Yatırımlarımızı, Sektörün İhtiyaçlarını Öngörerek Gerçekleştiriyoruz”
Büyümelerinde en belirleyici unsurun, yatırımlarını her zaman sektörün ihtiyaçlarını öngörerek gerçekleştirmeleri olduğunu ifade eden Dilmen, büyüme stratejilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Filomuzu sürekli genç ve güçlü tutarken teknolojiye, altyapıya ve insan kaynağına da yatırım yaptık. Değişen müşteri ihtiyaçlarına ve yeni pazarlara hızlı adapte olmamız da bugün ulaştığımız noktada önemli rol oynadı.”
“Avrupa’dan Orta Asya’ya Geniş Bir Coğrafyada Hizmet Veriyoruz”
Başta Avrupa olmak üzere Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada uluslararası taşımacılık hizmeti sunduklarını aktaran Dilmen, frigo ve tenteli araçlarıyla GDP taşımaları, FMCG, gıda, teknoloji ve genel kargo başta olmak üzere farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt verdiklerini belirtti. FTL ve parsiyel taşımacılığın yanı sıra müşteriye özel lojistik çözümler de geliştirdiklerini paylaştı.

“Farklı Ülkelerde Aynı Hizmet Standardını Sürdürüyoruz”
Farklı ülkeler ve farklı müşteri profillerinde operasyon yürütmenin ciddi bir organizasyon kabiliyeti gerektirdiğine vurgu yapan Dilmen şunları söyledi; “Tecrübeli personelimiz ve güçlü network ağımız sayesinde operasyonlarımızı yükleme öncesi planlamadan teslimata kadar koordineli şekilde yönetiyoruz. Araç ve rota planlaması, gümrük süreçleri, anlık araç takibi ve müşteri bilgilendirmesi ekiplerimiz tarafından takip ediliyor. Böylece farklı ülkelerde aynı hizmet standardını sürdürebiliyoruz.”
“Her müşterinin ve her yükün ihtiyacı farklı.” Ifadelerine yer veren Dilmen sözlerine şöyle devam etti; “Özellikle GDP taşımalarında ve yüksek güvenlik gerektiren yüklerde sıcaklık kontrolü, anlık takip, özel ekipman ve güvenlik prosedürleri gibi çözümler sunuyoruz. TAPA standartlarımızla güvenlik tarafını da güçlendiriyor, gerektiğinde operasyonu müşterinin süreçlerine göre tamamen özelleştirebiliyoruz.”

“Filomuzun Ölçeği Bize Operasyonel Esneklik ve Kesintisiz Hizmet Sunma Avantajı Sağlıyor”
Güçlü özmal filolarının operasyonlarındaki en önemli avantajlardan biri olduğunu belirten Dilmen, filonun sağladığı kapasite ve esnekliğe ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Frigo ve tenteli araç yapımız sayesinde farklı yük tiplerinin ihtiyaçlarını karşılayabiliyor ve müşterilerimize uygun ekipmanı hızlı şekilde sağlayabiliyoruz. Filomuzun ölçeği bize kapasite, operasyonel esneklik ve yoğun dönemlerde kesintisiz hizmet sunma avantajı sağlıyor.”
Yeni araç yatırımlarının yaklaşık yüzde 50’sini filo yenileme kapsamında gerçekleştirdiklerini belirten Dilmen, bu sayede filoyu genç tutarken araçların kurum imajı ve hizmet standartlarıyla uyumlu olmasına da önem verdiklerini ifade etti. Yakıt verimliliği, güvenlik teknolojileri, düşük emisyon, sürücü konforu ve toplam işletme maliyetinin ise yatırım kararlarındaki temel kriterler arasında yer aldığını aktardı.
Önümüzdeki dönemde filolarını ve teknolojik altyapılarını geliştirmeye devam ederken yeni pazar ve hatlara da odaklandıklarını belirtirken, depolama ve tesis altyapısını operasyon hacmine paralel olarak büyütmenin, dijitalleşmeyi artırmanın ve hizmet ağını daha da genişletmenin temel hedefleri arasında yer aldığını ifade etti.

“Kontrollü, Hızlı ve Şeffaf Bir Operasyon Sağlıyoruz”
Kurumlarının her biriminde teknolojik altyapıyı aktif olarak kullandıklarını paylaşan Dilmen sözlerine şöyle devam etti; “Operasyon tarafında araçlarımızı GPS üzerinden anlık takip ediyor, sıcaklık kontrollü taşımalarda sıcaklık verilerini izliyor ve süreçteki bilgileri ekiplerimizle ve müşterilerimizle hızlı şekilde paylaşabiliyoruz. Bu altyapı bize daha kontrollü, hızlı ve şeffaf bir operasyon sağlıyor. Teknoloji yatırımlarımız sayesinde araçlarımızı ve operasyonlarımızı anlık takip edebiliyor, olası gecikme veya risklere daha hızlı müdahale edebiliyoruz. Bu da zaman ve maliyet yönetimini iyileştirirken operasyon güvenliğini ve müşteriye sunduğumuz şeffaflığı artırıyor.”

“Tüm Verileri, Müşterilerimizle Şeffaf Şekilde Paylaşıyoruz”
Güvenliğin hizmet kalitesinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Dilmen, TAPA standartları, TSR1 ve TSR2 güvenlik uygulamaları, GPS ve sıcaklık takibi gibi sistemlerle operasyonları sürekli kontrol altında tuttuklarını aktardı. Taşıma sürecinde yüke ilişkin tüm verileri müşterilerle şeffaf şekilde paylaşarak özellikle hassas ve yüksek değerli yüklerde güçlü ve güvenilir bir hizmet standardı sunduklarını vurguladı.
Uzun vadeli müşteri ilişkilerinin temelinde güven, karşılıklı anlayış ve güçlü iletişimin bulunduğunu ifade eden Dilmen, müşterilerine yalnızca taşıma sürecinde değil, ihtiyaç duydukları her noktada ulaşılabilir olmaya ve alternatif çözümler üretmeye önem verdiklerini ifade etti. Uzun süredir birlikte çalıştıkları müşterileriyle kurdukları ilişkilerin temelinde de bu anlayışın yer aldığını vurguladı.
Uluslararası taşımacılığın sürekli değişen bir yapıya sahip olduğunu belirten Dilmen, sınır geçişleri, gümrük uygulamaları, jeopolitik gelişmeler ve mevzuat değişikliklerinin ekipler tarafından yakından takip edildiğini aktardı. Altyapıyı sürekli güncellediklerini ve yenilenen şartlara uygun hale getirdiklerini ifade eden Dilmen, alternatif güzergâhlarla operasyonların kesintisiz devam etmesini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.
“Elektrikli Ağır Ticari Araçları da Operasyonlarımıza Dahil Etmeye Başladık”
Sürdürülebilirliği sektörün geleceğinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Dilmen şunları söyledi; “Filomuzu yeni nesil, daha verimli ve düşük emisyonlu araçlarla yenilerken elektrikli ağır ticari araçları da operasyonlarımıza dahil etmeye başladık. Teknoloji ve rota planlamasıyla gereksiz yakıt tüketimini azaltmaya da önem veriyoruz.”
Bunun yanı sıra alternatif yakıtları ve intermodal taşımacılığı da yakından takip ettiklerini aktaran Dilmen, yatırım kararlarında teknolojinin operasyonel olarak uygulanabilir ve sürdürülebilir olmasına önem verdiklerini vurguladı.

“Daha Büyük, Teknolojik, Verimli ve Sürdürülebilir Bir Transbatur Olacağız”
Önümüzdeki 3–5 yıldaki hedeflerinin yalnızca daha büyük değil, daha teknolojik, verimli ve sürdürülebilir bir Transbatur oluşturmak olduğunu belirten Dilmen, filoyu ve taşıma hacmini büyütürken yeni pazarlara açılmak, hizmet çeşitliliğini artırmak ve uluslararası alandaki konumlarını daha da güçlendirmek istediklerini ifade etti.
ÖZEL HABER/ÖYKÜ İMSET






YORUMLAR
Yorum Yap