İklim değişimi konusundaki toplumsal duyarlılık her geçen gün daha da artmaktadır. Bu durum müşterilerin günümüzde bir ürünü veya hizmeti alırken “doğa dostu” firmaları tercih etmesine yol açmakta, bunun bir sonucu olarak işletmeler üzerindeki baskılar artmaktadır.
Günümüz ekonomik ikliminde keyfi harcamalara yer olmadığı herkesce kabul edilen bir gerçektir. Üretim maliyetlerini azaltabilmek için yoğun çaba harcayan işletmelerimizin aynı zamanda doğaya yaydıkları zararlı atık miktarlarını azaltmak içinde çaba göstermesi gerekmektedir. Müşterilerin “doğa dostu” firmaları tercih etmesi bu konuda duyarlı firmalara ticari bir değer de katmaktadır. Tüm bu koşulları göz önüne aldığımızda günümüz ekonomik, yasal ve etik koşullarının işletmeleri ya çevreci olmaya ya da yaptıkları işi değiştirmeye mecbur bıraktığını söyleyebiliriz.
Lojistik firmaları içinde ortaya koyduğumuz bu durumun geçerli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. En sade haliyle çevreye en az zararı verecek şekilde lojistik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz yeşil lojistiğin önemi ve değeri her geçen gün artmaktadır.
Yeşil lojistik uygulamalarının hayata geçirilebilmesi, sürdürülebilir çözümlerin ortaya konması, öncelikli olarak bir yönetim algısı işidir. Lojistik firma yöneticilerimizin yeşil lojistiğin işletmeler açısında ortaya çıkardığı ve çıkarabileceği değerleri algılaması, bu doğrultuda yönetim politikalarının ve işletme kültürlerinin çevreci bir yönelime sokulması oldukça önemlidir.
Bu açıdan yaklaşıldığında sadece üretilen ürünlerin değil üretim süreçlerinin de çevreci olabilmesi adına ortaya konan çözümlere, her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Bu bağlamda karbon emisyonu ölçüm standartları arasında yer alan PAS 2050’ye kısaca değinmek istiyorum.
PAS 2050’yi karbon salınım standartları açısında önemli bir ilerleme olarak nitelendirmek sanırım yanlış olmayacaktır. PAS 2050 konuya sistematik bir yaklaşım getirmiş ve sürecin daha etkili bir şekilde gerçekleştirilmesine zemin hazırlamıştır. PAS 2050’de yer alan aşamalar kısaca şu şekildedir;
- Tedarik zinciri süreç haritasının ortaya konması.
- Kapsam, tanım ve sınırların kontrolü.
- Verilerin toplanması ve analiz edilmesi
- Karbon salınımının etki ettiği alanın hesaplanması
PAS 2050 standartlarının işletmelerde kullanılmasının marka imajından, rekabet avantajına kadar bir çok avantajı olmaktadır. PAS 2050 standartlarının uygulanması ile yasal gerekliliklerin bir adım ötesine geçilmektedir. Sadece bu konum dahi işletmenin kamuoyundaki algısını değiştirebilecek ve firma tanınırlığını bir anda arttırabilecek etkiye sahiptir.
Lojistik firmalarımızın maliyetlerini düşürmek konusunda gösterdikleri hassasiyet ve çabayı ,karbon salınımını azaltmak konusunda da göstermeleri gerekmektedir. Bu hem gelecek nesillere olan bir borç hem de kamu vicdanı adına bir sorumluluktur. Günümüz koşullarında gösterilecek olan çevreci çaba ve gayretlerin sonucunun firmalarımızın tarafından kısa ve uzun vadede fazlasıyla alınacağını düşünmekteyim.
Dr.Jur.Tunay KÖKSAL
Uluslararası Ticaret ve Lojistik Hukuku Öğretim Üyesi